Arjantin'de ensest, bireylerin ikisi de rüşt yaşının üzerindeyse yasaldır.In Argentina l'incesto è legale se entrambe le persone sono sopra l'età minima del consenso sessuale.
Diğer aile bireylerinin Şiva'da yeni giysilerini yırtma zorunluluğu yoktur.Nessun altro della famiglia ha l'obbligo di strapparsi i vestiti cambiati durante la shiva.
Bireysel haklar tüm öbek ve örgütlerin tek ahlaki temelidir.Il principio dei diritti individuali è l'unica base morale di tutti i gruppi o associazioni.
Normal risk taşıyan bireylerde bu test gebeliğin 24 ila 28. haftalarında yapılması önerilir.Per quelli a rischio normale lo screening è raccomandato tra le 24 e le 28 settimane di gestazione.
Bireysel düzen geniş bir şekilde çevreye ve ailenin zenginliğine dayanır.La disposizione individuale dipende in gran parte dalla regione e dalla ricchezza della famiglia.
Bu iş modeli birçok kurumsal ve bireysel yatırımcıyı kendine çekti.Questo modello di business ha attratto molti investitori, privati e istituzionali.
Dünyevi dans iki grup dansı ve bireysel performansları içerir.Le danze secolari comprendono sia danze di gruppo che esibizioni individuali.
Aslında yalnız yaşarlar ama beslenirken birkaç birey birden aynı ağaç üzerinde görülebilir.È generalmente solitario, ma si possono vedere più esemplari mangiare sullo stesso albero.
Uluslararası Balinacılık Kurulu'nun bir çalışması 60 bireylik bir grup ile karşılaşıldığını belirtir.Uno studio della Commissione internazionale per la caccia alle balene registrò un gruppo di 60.
1994'te takım yarışması bireysel yarışmalardan ayrı düzenlenmiştir.Nel 1994 il concorso a squadre si è svolto in un luogo diverso rispetto alle altre gare individuali.
Triceratops, yıllardır, yalnız bireylerin fosillerinden bilinir.Per molti anni, i fossili di Triceratops erano rappresentati da individui solitari.
1984'te yapılan bir çalışma sonucunda MAcellan Boğazı'nda 3.400 bireyin olduğu tahmin edilmiştir.Una stima del 1984 ha stimato che nello stretto di Magellano ci siano 3400 individui.
Site geç Goguryeo‘dan (Kore Üç Krallığı’ndan biri) 63 bireysel mezar içerir.Il sito consiste di 63 tombe individuali del Goguryeo posteriore, uno dei Tre Regni di Corea.
22 Şubat, Caristia: Aile bireyleri arasında sevgi ve şefkate adanan festival.22 febbraio - Caristia, con cui si celebrava l'amore familiare.
Takımların her birinin, her devre için birer dakika mola kullanma hakları vardır.Tutti i round hanno un minuto di pausa tra loro.
Tipik olarak 5-10 bireyden oluşan ve bazen de daha büyük gruplarla dolaşırlar.Si raggruppano solitamente in gruppi di circa 5-10 individui e a volte anche in gruppi più numerosi.
Ailenin tüm bireyleri ona bir anlamda aşık olurlar.Apparentemente ogni uomo della città è innamorato di lei.
Bunların elinde birer Osmanlı kılıcı bulunmakladır.Tra di essi vi è una spada che inaspettatamente si spezza.
Örneğin ilk olarak 1986'ta keşfedilen ve tanımlanan Malampaya popülasyonu o zaman 77 bireyden oluşmaktaydı.La popolazione fu scoperta e descritta per la prima volta nel 1986 e a quei tempi consisteva di 77 individui.
Başları yakınına birer kap bırakılmıştır.Furono portati davanti al suo cospetto incatenati.
Mağazaları da sınıf oturumları yanı sıra, bireysel randevular sunuyor.I negozi offrono sessioni di didattica collettiva o singoli appuntamenti.
İki yanından birer dere akmaktadır.È accostata da due marchi di stadera (uno per lato).
En yüksek tür sayısı yazın, kışın ise en yüksek birey sayısı gözlenmiştir.Il numero più alto di specie è stato osservato in estate e il più alto numero di individui in inverno.
VS-2.2, VS-3.6 ve SH-55 İtalyan yapımı dairesel şekilli plastik kasalı birer tahripli tanksavar mayınıdır.Le VS-2.2, VS-3.6 e SH-55 sono mine anticarro italiane, con innesco del tipo VS-N.
Güneş'in yakın komşuları Proxima Centauri ve Wolf 359 birer flare yıldızlarıdır.Alcuni esempi sono Proxima Centauri e Wolf 359.
Bu iki birimin başında da birer müdür ya da direktör yardımcısı yer almaktadır.In aggiunta ai capi citati sopra, il presidente di missione ha due o più assistenti.
Matematikte, ölçek değişmezliği genellikle bireysel işlevleri veya eğrilerinin bir değişmezliğini ifade eder.In matematica, l'invarianza di scala spesso si riferisce all'invarianza di una singola funzione o curva.
Düşman, tehlike olarak görülen birey ya da grup.Un nemico è un individuo o un gruppo che viene percepito come fortemente avverso o minaccioso.
Başlangıçta, ayakkabılar birer halde elle imal edilmekteydi.Originariamente questi stivali erano pensati appunto per loro.
Kendisini bire birde kimse tutamaz.Non puoi nasconderti da te stesso.
Yaz ve sonbahar aylarında nadiren de olsa 100 bireye varan büyük gruplar halinde rastlanmışlardır.In rare occasioni in estate e autunno sono stati avvistati gruppi molto più grandi (100 individui).
Ayrıca 400m bireysel karışık finalinide kazanmıştır.Partecipa anche alla gara individuale dei 400 m venendo eliminata in semifinale.
Halen 50 yetişkin bireyden daha az kaldığı düşünülmektedir.Si ritiene che ne rimangano meno di 250 esemplari adulti.
Hepsi birer spin-off sayılabilirdi.Potrebbe essere anche considerato uno spin-off.
Riley ve eşi oldukça sıkı birer Bruce Springsteen hayranıdır.We Take Care of Our Own è un singolo di Bruce Springsteen.
Yani rasyonel sayılar, reel sayılar ve karmaşık sayılar birer halkadır.I numeri razionali, i numeri reali e i numeri complessi costituiscono dei corpi.
Mahallede bazı ailelerin birer taneyi geçmeksizin büyükbaş hayvanı bulunur.In casa c'è una famiglia di orsi che si annoiano.
Bireysel Üyelerin yanı sıra, 17 adet ulusal Esperanto organizasyonu da UEA ile bağlantılıdır.In aggiunta ai membri individuali, 95 organizzazioni nazionali d'esperanto sono membri dell'UEA.
Pasifik Okyanusu'nda Townsville açıklarında 200 kadar birey bulunmuştur.Nell'oceano Pacifico al largo di Townsville, è stata individuata una popolazione di circa 200 esemplari.
Bireysel ve kurumsal müşteriler için çeşitli türlerde kredi ve ATM kartları ihraç edilmektedir.Vengono inoltre emessi vari tipi di carte di credito e debito per clienti privati e aziendali.
Fakat pek çok grup tanımlama yöntemleri, bu üç grubu da ayrı ayrı birer grup olarak göstermektedir.Tuttavia, la maggior parte dei metodi di identificazione indicano questi tre gruppi come ammassi separati.
Bireysel geliştiriciler 19 $ USD ve şirketler ise 99 $ USD-ye kayıt edebilir.I singoli sviluppatori possono registrarsi per 37 €, e le società per 75 €.
Özellikle yaşlı erkek bireyler her yıl aynı yuvayı kullanır.Le femmine adulte occupano generalmente lo stesso territorio ogni anno.
Çoğu birey, transseksüellik kavramını reddetmektedir.I luterani rifiutano dunque il concetto di transustanziazione.
Hukuk, birey-toplum-devlet ilişkilerinde ortak iyilik ve ortak menfaati gözetir.Una buona ed efficace collaborazione nel quadro della Società delle Nazioni.
Yapısal işlevselci yaklaşıma göre toplumun çekirdeği bireydir.Il punto di vista che l'attore sceglie è un punto di vista sociale.
Birebir elektronik mesajın çeşitli şekilleri 1960'larda kullanılmıştır.Negli anni ’60 venivano utilizzate già diverse soluzioni one-to-one per lo scambio di messaggi.
Fiziksel görünüm bireyden bireye bazı genetikten gelen farklılıklar taşır.Ci sono alcune prove che le gentes differiscono geneticamente l'un l'altra.
Onlarla tanıştığımız yere kadar olan her şey neredeyse çizgi romandakinin birebir aynısı.Le vicende che lo vedono protagonista, invece, sono in parte simili a quelle narrate nel romanzo.
Onlara birer süvari ve topçu bölüğü eşlik ediyordu.Essa venne assegnata alle unità di cavalleria e di artiglieria.
Victory Road etkinliğinde Styles, Flair'ın maça karışmasına rağmen Hardy'yi bire bir mağlup etti.A Victory Road, Styles batte Hardy, nonostante le interferenze di Flair.
Amaç, gençlerin Avrupayı güçlendirmediki çabalarını artırmak ve bireysel kontağı artırmaktır.L’obiettivo era di rafforzare l’impegno europeo dei giovani e di stabilire un contatto diretto.
Kategoriye galaksi çiftleri dahil edilse de kategorideki cisimlerin pek çoğu bireysel galaksilerdir.Sebbene incluse nella categoria delle galassie doppie, molti di questi oggetti sono galassie singole.
Anne bireyler, genellikle her yıl aynı bölgeye döner.Una madre solitamente ritorna nello stesso luogo anno dopo anno.
Erkek bireyler ise büyücü veya savaşçı olmak üzere eğitim alırlar.Il lettore può scegliere se interpretare un guerriero o un mago.
Mahallenin giriş ve çıkışında (doğu-batı yönünde) birer dere bulunmaktadır.Il giunto è il sottile spazio (la commessura) tra una pietra e l'altra.
En kuzeyde Bering Denizi'nde bazı bireylere rastlanmıştır.Nelle regioni settentrionali dell'areale alcuni individui sono stati trovati nel mare di Bering.
Yarattığı her bombayı da dolayısıyla birer sanat eseri olarak görmektedir.Per le sue particolari caratteristiche è considerata anche un'arte marziale.
Birey/toplum değişir mi?Come cambiano le società?
Her dört ülke tarafından birer baş hakim, değişimli hakim ve savcı temin edilmiştir.Ognuna delle quattro nazioni giudicanti fornì un giudice, un sostituto e i procuratori.