Geniş bir düzlükte takımlar halinde veya bireysel olarak oynanır.Tienen una serie de aventuras, tanto en equipo como individualmente.
İç çamaşırı hem erkek hem kadınlar için önemli birer moda aksesuarı olmuşlardır.Es un vestuario totalmente igual para hombres y mujeres.
Böyle bir uzayda tek tek noktalar birer kapalı altkümedir.Nosotros, por supuesto, nos encontramos en uno de esos universos.
Ankara YHT Garında VIP ve CIP yolcular için de birer salon bulunmaktadır.En Pakistán, el uso de las salas VIP está sólo disponible para pasajeros de clases primera y business.
Autofellatio, erkek bireyin kendi penisini oral yolla uyardığı bir mastürbasyon çeşididir.La autofelación es una forma de masturbación masculina que consiste en estimularse oralmente el propio pene.
Her bir bireyin grup içinde belirgin bir rolü vardır.Cada elemento tiene algún rol definido en la colaboración.
Barnard Yıldızı Güneş'e dördüncü en yakın bilinen bireysel yıldızdır.La estrella de Barnard comparte la misma vecindad que el Sol.
Falanks düzeninden önce savaşlar, düzensiz gruplar arasında bire bir çatışmalar şeklinde yürütülmektedir.Y es común que se programen luchas entre integrantes de un mismo stable.
Kurtarmada birer ilmek göğüs ve bacakları kavrar, kelepçede iki bileği kavrarlar.Las manos tenían los dedos formando pezuñas en dos dedos, y cojines.
Grup halinde veya bireysel olarak yapılmaktadır.La actividad se realiza en forma individual o grupal.
Bu tür müdahaleler interseksüellere ya da trans cinsel bireylere uygulanmaktadır.Este ley también protege a las personas transexuales, intersexuales o transgéneros.
Bu dönemde birey çocukluktan çıkıp ergenlikten geçerek genellikle eril ikincil cinsel özelliklere ulaşır.Dado que aparecen en la época de la pubertad, parece ser que se trata de una característica sexual secundaria.
Siparişler birer birer iptal olur.Una de ellas tiene cancel.
Bunlar : Eğitmenler, etkili birer e-öğrenmenin nasıl olacağını öğrenmek zorundadırlar.Es importante aprender a saber cuándo y cómo usar cada una de estas inteligencias de manera efectiva.
Her bireyden tam bir bağımlılık ister.Implica una dependencia total.
Böylece yeni nesiller, rastgele seçilen bireylerden türemektedir.Y por supuesto, últimamente los políticos se han unido a este selecto grupo.
Fakat, bireysel sistem seviyesinde sketchup kullanmışlardır.Plantilla sistema de skins personalizados.
Her 1000 bireysel üye Komitato için bir üye seçebilir.Por cada diez mil almas se elegiría un representante.
Denizyıldızı türlerinin çoğu ayrı eşeylidir, yani ayrı erkek ve dişi bireyleri vardır.La mayoría de las especies de estrellas de mar son dioicas, es decir que existen machos y hembras.
Birer birer öldüler."Alguien pudo haber muerto».
Bireyin tek çekirdekli bir hücreden gelişebileceği bu çalışmalar ile ilk defa olarak önerilmiştir.Esta fue la primera vez que se sugirió que un individuo se desarrollaba a partir de una sola célula nucleada.
Başka bir birey, üzerindeki bir dala tırmandığında koala ağzı kapalı olarak homurdanır.Cuando otro individuo se sube sobre él, emite un gruñido bajo con la boca cerrada.
Dolayısıyla bölgeyi korumak için ya da saldırıda bulunmak için her yetkin birey katkıda bulunabiliyordu.Trajinaba con verdadero sentido por cada sector del terreno, sea para defender o atacar.
Birey esas alınarak, kişisel özgürlükler üzerinde durulur.Considera que el orden social está por encima de la libertad individual.
Temel adımlardaki diğer altı zaman biriminde ise öne ve arkaya doğru birer adım atılması söz konusudur.Los pasos básicos de la danza son un paso hacia adelante y otro hacia atrás.
Bireyin uyumu kültürleşme sürecinin bir sonucu olarak değerlendirilmektedir .Se considera que las especies gemelas son el resultado de un proceso reciente de diferenciación.
Çift olarak veya 3 - 10 bireyden oluşan gruplar içinde yaşar.Se ve en parejas o en grupos de 3 a 6 individuos.
Kyūdō (弓道:きゅうどう, Kı(i)yu(ü)do), birebir anlamı yay yöntemidir ve Japon okçuluk sanatıdır.Kyūdō (弓道:きゅうどう, ''Kyūdō''?), que literalmente significa "camino del arco", es el arte japonés de la arquería.
Onun ifadeleriyle; ‘birden bire her şey tek ve aynı bedende oluyormuş gibi olur .’Si las cosas son como acaba de decirse todas igualmente dirán la verdad".
"Özkaya kararı bire karşı sekiz oyla".«Olano: "Ha sido una contrarreloj de tres contra ocho"».
Şu anda 200 m bireysel karışık dünya rekorunun sahibidir.En la actualidad ostenta el récord mundial de 200 m braza.
Bütün Sovyet Cumhuriyetleri birer birer bağımsızlıklarını ilan ettiler.La antiguas repúblicas soviéticas se proclamaron independientes.
Bire bir bağlantı kurulamasa da Yerdeniz kültürleri dünya kültürleri ile karşılaştırılabilir.Tenemos que cambiar el paradigma de cómo nos relacionamos con la Madre Tierra.
Bütün bunlar, bu görkemli törenin birer parçasıydı.Era una parte esencial de cada festival.
Zamanla, bu alanlar birer bağımsız fakülteler haline geldi.Estas personas pasaron a convertirse en accionistas de Unicaja Banco.
Victory Road etkinliğinde Styles, Flair'ın maça karışmasına rağmen Hardy'yi bire bir mağlup etti.En Victory Road derrotó a Hardy en un combate individual a pesar de las interferencias de Flair.
Seks ve araba bu filmde birer simgedir.El clima y las estaciones tienen un papel importante en esta película.
Bu çözümlemeler esnasında analizler bireylere kadar indirgenir.La separación aísla los analitos.
Set Paris'teki Opéra Garnier'nin birebir kopyası olarak yaptırılmıştı.Es la única versión que fue rodada en la auténtica Opera Garnier parisina.
İkinci olarak, liberalizm ahlâki veya normatif anlamda da bireycidir.Un liberalismo igualitario es individualista en sentido ético.
İroni kavramı ise bireyin mükemmelleşmesine dogru giden yolu gösterir.La sorprendente vía de Maier hacia la competitividad total.
İnsan kendisine sağladığı bireysel enerjiyi manitu’dan edinir.El cuerpo humano utiliza energía que obtiene de los alimentos.
Luke Haines'in şarkı sözleri küçük birer hikâye biçimindedirler.Mis canciones son similares a las de Tom Waits, sobre que son pequeñas historias.
An itibarı ile hasta olan ya da önceden hastalanmış bireyler sosyal stigmaya maruz kalabilmektedir.Por ejemplo, los que cometen delitos graves o llegan a depender de la asistencia social pueden ser deportados.
Türkiye'de ise Birecik'te 2009 yılında fotoğraflanmıştır.Estuvo presente en PHotoEspaña 2009.
Bireyler 40 yaşından fazla yaşayabilirler.Hay individuos que pueden vivir más de cuarenta años.
Bunlardan bazıları birer aylak olarak yeniden canlanmıştır.Otros fueron sustituidos de la misma manera.
En kuzeyde Bering Denizi'nde bazı bireylere rastlanmıştır.Por el norte, algunos individuos se encuentran en el mar de Bering.
Frankland ve Tyndall zamanla çok iyi birer arkadaş oldular.Oberon y Barda con el tiempo se harían buenos amigos.
Sayısı 100 bireye kadar varabilen gruplar içinde yaşarlar.Viven en grupos que llegan a tener hasta un centenar de individuos.
Temel soru ise neler devlet kontrolüne bırakılmalı, neler bireye bırakılmalıdır?Según el gobierno, es momento de ver qué se puede mantener y qué hay que cambiar.
8 ila 100 bireyden oluşan gruplar içinde yaşarlar.Viven en grupos de hasta 80 individuos.
Ayrıca, her öğrenci spor etkinliklerine bireysel olarak katılabilir.Además, puedes controlar la intensidad con la que cada jugador entrena.
Etapların bazıları takım ya da bireysel zamana karşı olabilir.El tiempo de parada puede variar de un equipo a otro.
Aktaş, ön elemelerde iki maçta da birer gol attı.Anotó un gol en cada uno de sus dos primeros partidos.
Birden bire ne olduğunu fark ettim.Improvvisamente realizzai cos'era successo.
Örneğin yeryüzü bir beşik, dağlar ise birer kazıktır.Erano adorati come dei della terra (montagne) e del mare.
Daha fazla bilgi için bireysel ürün makalelerine bakınız.Vedere gli articoli individuali dei prodotti per più informazioni.
3.evre de genellikle kişinin açık bir şekilde LGBT bir birey olarak yaşamasını içerir.La terza fase è rappresentata, più generalmente, dal vivere apertamente come una persona LGBT.
Çünkü bunlar onlar için birer beklentidir.Questi furono i loro temi preferiti".