Retorik, bir konu üstünde bireylerin farklılığı tartışmalarıdır.El desacuerdo yace principalmente sobre cuáles son las implicaciones de la diferencia.
Gayrimüslimler bireylere ve devlete, hatta dış devletlere borç veriyordu.Préstamos de extranjeros al Estado o a particulares.
Yarışmaya 13-18 yaşındaki bireylerden oluşan ekipler katılabilir.En el Concurso pueden participar los fotógrafos entre 18 y 33 años.
Kitabından sonunda da birer arkadaş olmuşlardır.El temblor de su mano hacía progresivamente más difícil la escritura.
Halen 50 yetişkin bireyden daha az kaldığı düşünülmektedir.Se piensa que existen menos de 50 individuos.
Matematikte, ölçek değişmezliği genellikle bireysel işlevleri veya eğrilerinin bir değişmezliğini ifade eder.En Matemática, la invariancia de escala se refiere a una invariancia de funciones o curvas.
Li "Ben herhangi bir birey korumak istemiyorum.Li respondió: «no deseo proteger a ninguna persona individual.
İletişim; bireylerin veya grupların haberleşmesi amacıyla.Vigilancia, monitoreo de la conducta o comunicaciones de personas o grupos.
Bireysel ve kurumsal müşteriler için çeşitli türlerde kredi ve ATM kartları ihraç edilmektedir.Se emiten diferentes tipos de tarjetas de crédito y de débito para clientes particulares y empresas.
Dört Scooby Gang üyesi de inanılmaz birer canlı-rüya tecrübesi yaşarlar.La Scooby Gang al completo está teniendo unos sueños muy extraños.
Kitap üç kısma ayrılmıştır ve bir önsöz, 24 fasıl ve birer son söz içermektedir.El libro está dividido en tres partes y consta de un prólogo, 24 capítulos y un epílogo.
Hiddet ve saldırı: Bireyler neden ve ne durumlarda başkalarına saldırırlar.Contraataque: Atacar a quién/quienes te está atacando.
Medeni Kanun'lar birer Kod'dur.El derecho canónico constituye un ordenamiento jurídico.
Bunun sonucu olarak geçmişteki bir olgunun gelecekte birebir tekrarlanmayacağı düşünülür.Se debe hacer un esfuerzo para que tales incidentes no se repitan en el futuro.
Sonra, aynı şeyi tekrar tekrar yaptık - her biri birer taslak daha.Seguidamente vuelven a empezar y lo repiten todo, otras dos veces más.
21 Kasım - İdil Biret, Türk piyanist.21 de noviembre: Idil Biret, pianista turco.
Erişkin erkek bireyler 8, dişiler ise 5 yaşında cinsel olgunluğa ulaşır.Maduran antes los machos, hacia los cinco años, mientras que las hembras lo hacen con ocho.
Başlangıçta, ayakkabılar birer halde elle imal edilmekteydi.Al principio las figuras no llevaban armas.
Abdominal aort anevrizmaları en çok 50 yaş üstü bireylerde görülür.La fibrilación auricular es más frecuente en pacientes mayores de 50 años.
Bu arada ama toplumsal ilişkilere karşı bireysel karar alma özgürlüğünden yana olduğunu da vurguluyordu.Insistió sin embargo en la libertad del individuo de elegir, frente a las relaciones de la sociedad.
Bu yönde giderek sistematik felsefenin bireyi göz ardı eden bütüncüllüğünü de reddetti.Por tanto, puso todo su empeño en sistematizar esta olvidada parte de la filosofía del derecho.
Bir birey kendinden bir tavşan alabilir, ancak bir tavşan erkeklerden azdır.Un jugador individual puede cazar una liebre por sí mismo, pero una liebre vale menos que un ciervo.
Bireysel haklar, bireylerin devlet ve diğer bireyler karşısındaki hak ve özgürlükleridir.Predominan los derechos individuales y los colectivos frente a los demás y el Estado.
Yalnızca en aşırı bireyciler anarşi yanlısıdır.Algunas radios incluso son específicamente anarquistas.
Mahallenin giriş ve çıkışında (doğu-batı yönünde) birer dere bulunmaktadır.El Jardín Amurallado de la Verdad, Hadiqat al Haqiqa, de Hakim Sanai.
Her kişinin bireysel beslenme gereksinimlerinin bulunmaktadır.Todas ellas deben poseer su propia fuente de alimentación.
Koloniler hâlinde yuva yaparlar ancak bireysel çiftler tek eşlidir.Se reproducen en colonias, y las parejas son monógamas.
Tabii ki fabrikanın işçileri de birer hedef olacaktır.Una clase Factory es en sí misma un objeto COM.
Kızı Christiane Krüger ve oğlu Hardy Krüger Jr. da kendisi gibi birer sinema oyuncusu olmuşlardır.Sus hijos, Christiane Krüger y Hardy Krüger hijo, también siguieron la carrera de su padre.
İki farklı birey aynı bilgiye sahip olsalar dahi bunları yorumlama yolları yanlı olabilir.Incluso si dos individuos tienen la misma información, el modo en el que la interpretan puede estar sesgado.
Toplumsal olay bireyi aşkındır, birey ona katılır.Me encanta mi trabajo, la gente junto a mí.
Bireyler çoğunlukla tek olarak yaşar.Las demás, por mayoría simple.
Bire bir İsviçre kulübü yetkilileriyle görüştüm.Se trasladó al club sueco Östers.
Her iki üniversitenin de bölge dışında ayrı birer kampüsü vardır.Cada uno de los colegios tiene una ubicación distinta dentro del campus.
Süreklilik arz eden her kuvvet aslında birer enerji kaynağıdır.La característica de Always on Display consume energía.
Üstünlük kompleksi, Alfred Adler tarafından ortaya atılan Bireysel Psikolojinin temel ilkelerinden biridir.La psicología individual es una teoría psicológica ideada por Alfred Adler.
Bireysel ve takımsal puanlar kazanın.Tanto individuales como en equipo.
Ekonomik bağımsızlığın topluluğun veya bireyin servetine olan etkisi tartışmaya açık bir konudur.El efecto del mercado libre en la riqueza de la sociedad e individuos está sujeto a controversia.
Onlara birer süvari ve topçu bölüğü eşlik ediyordu.Fue empleada por unidades de Caballería y Artillería.
Grósz "Her renkten bireylere ihtiyacımız olduğuna kaniyim.Los humanistas sostienen que «todos y cada uno de los individuos deberían ser tratados humanamente».
Rick ve Carl silahlanır ve aylakları birer birer vurmaya başlar.Rick y Carl se arman con rifles de asalto y les disparan.
Laz alfabesinde bu ses birebir bu harf ile gösterilir.En el alfabeto latino, se usa Ğ para este sonido.
Bu Alman devletinde hür bir birey olabilmek için gerekliydi.Dicha Europa necesitaba de una Alemania sana.
İki seviyede de birer hat-trick yaptı.En su carrera ha marcado 2 Hat-Trick.
Eğer maç beraberlikle sonuçlanmışsa iki takım da birer puan kazanır.En caso de que empaten, ambos equipos consiguen un punto.
İkinci kısım bireysel zaman mücadelesiydi.En la Ronda 2, fue de peleas individuales.
Bu risk, AAT kusurlu olan ve tütün kullanan bireylerde daha da yüksektir.Este riesgo es mayor con los años o con mayor exposición y en fumadores.
Bireysel kristaller kendilerine özgüdür.Es común que por lo tanto el uso de cristales individuales.
Bunun yanında 4 Timorlu 2000 Yaz Olimpiyatları'nda Bireysel Olimpic Atletler vardı.Además, había cuatro Atletas Olímpicos Individuales timorenses que participaron bajo la bandera olímpica.
Erkek bireyler ise büyücü veya savaşçı olmak üzere eğitim alırlar.Cada jugador pone en juego a su Mago o Bruja.
Genelde yalnız yaşarlar ama bazen ikişer veya üçer bireyin birlikte yem aradığıda görülür.Es muy solitario, con dos o a lo más tres animales juntos para comer.
Takımların 30'ar saniyelik birer mola hakkı vardır.El equipo tiene derecho a un tiempo muerto de 30 segundos por periodo.
Herkes evinin altına birer dükkân yapmıştır.Tiendas en cada una de las residencias.
Pilotlar birer birer yok edilirler.Los planetas están siendo devastados uno tras otro.
Avrupa nüfusları, 20.000.000 ila 36.000.000 birey arasında tahmin edilmektedir (BirdLife International 2004).La población mundial está estimada en unos 150.000-200.000 individuos (Birdlife, 2004).
Bu yüzden doğada çeşitlenme, aynı türe ait bireyler arasında ya da çok yakın türler arasında kısıtlıdır.Solo es posible entre individuos de la misma especie o muy cercana.
İlçeleri az nüfuslanmış birer küçük kasaba görünümündedir.Tanto es así que parecere una pequeña provincia dentro de otra.
Gossard, bireysel çalışmalara yöneldi.Huffman cambió a acciones individuales.
Albümün ismi, grup üyelerinin kişiliklerini belirten birer kelimeden ibarettir.El título del álbum se refiere a como se pronuncia el nombre de la banda.
Web sayfaları birer internet dokümanıdır.Estas páginas forman la Internet Profunda.