Buna benzer sapma davranışı içinde olanlar, olağanüstü birer kişi ve kahramandırlar.Vous êtes naturellement un cabotin, comme d'autres sont naturellement des magnanimes et des héros.
Genç bireylerin tepesi genelde soluk renklidir.Les glumes légèrement inégales sont souvent rougeâtres.
Fakat birey olası sonuçlar hakkında belirsizlik yaşar.Les individus déforment les probabilités.
Romanda geçen saat, bireyin/toplumun içsel ve dışsal zaman algısıdır.La matière du roman devient l'époque tout entière et au-delà, la nature humaine.
Tabii ki fabrikanın işçileri de birer hedef olacaktır.À cette occasion, des salariés de l'usine y font de la figuration.
Fotonlar sanki birer parçacıklarmış gibi davranıyordu.Ils la manient comme s'il s'agissait d'un couperet.
Fakat bunlar yaptıkları ile kendilerine pek inanılmayacak birer müttefik olduklarını gösterdiler.Ils croient, alors, qu'un autre agit en eux, pour eux, sans eux.
Evcil bireyler 16 yaşına kadar varır ama doğada ömür uzunluğu bilinmemekte.Il peut vivre jusqu'à 30 ans en captivité, mais sa durée de vie dans la nature est inconnue.
Anne bireyler, genellikle her yıl aynı bölgeye döner.La reproduction se déroule fréquemment au même endroit chaque année.
Bireysel iş sözleşmeleri Toplu iş sözleşmesiDépendance interdépendance contractuelle
Yapısal olarak, üç uygulama birer uygulamadır ancak her biri kendi kullanıcı arabirimine sahiptir.Il existe deux autres paramétrisations, chacune possédant sa propre interprétation.
Böylece birey kültürün düzeni içinde ayrımlaşmış bir özne hâlini alır.Enfin, il existe des différences individuelles au sein d'une même culture.
Böyle bir uzayda tek tek noktalar birer kapalı altkümedir.Tout rétract d'un espace séparé est fermé dans cet espace.
Çoğu dokuz voltluk alkalin piller, sargıyla çevrili altı bireysel 1.5V LR61 hücrelerden oluşur.La plupart des piles 9 V de type alcalin sont construites à partir de six accumulateurs de 1,5 volt LR61.
Riley ve eşi oldukça sıkı birer Bruce Springsteen hayranıdır.Son titre est un clin d'œil à Bruce Springsteen.
Erkek bireyler ise büyücü veya savaşçı olmak üzere eğitim alırlar.De leur côté, les spécialisations militaire et magique permettant de former des guerriers et des magiciens.
Egoist anarşizm, bireyci anarşizmin etkili biçimidir.L'anxiété sociale est une forme spécifique d'anxiété.
2011'de erkekler ve bayanlar turnuvaları aynı anda düzenlenerek bireşmiş turnuva haline getirildi.Des danses pour les hommes et des concours de force avaient lieu simultanément.
Bireysel görüntüler üç kategoriden birine atanır: "güvenli", "orta" ve "kısıtlı".Les indices glycémiques sont classés en 3 catégories : « faible », « moyen » et « élevé ».
Bu savaş tankları denemek için iyi birer fırsat oldu.Cela a donné l'occasion d'expériences de résistance des matériaux.
Bireyin yaşamını çağın olayları içinde irdelemesiyle bilinir.Nous ne savons que sa personnalité au moment où se déroule l'histoire.
BVI birey sabah uyandıktan hemen sonra ölçülür.L’avenir appartient à ceux qui se lèvent tôt.
Daha sınırlı anlamda ise spora çok fazla katkı sağlamış bireydir.Mais en théorie seulement car une nouvelle fois l'extra-sportif s'en mêle.
Bunlardan birisi bireysel zaman yarışı olup, Fransa ve Avusturya'yı ziyaret etti.Lors de cette compétition, il joue deux matchs, contre la France et l'Autriche.
Bireyler 40 yaşından fazla yaşayabilirler.Les candidats doivent avoir plus de 40 ans.
Üzerinde çok araştırma yapılmasa da bu türün çiftleşirken birkaç bireyle birlikte çiftleştiği bilinmektedir.D’autant plus étendu si cette espèce voyage en groupes mixtes.
Belirtiler bireyden bireye büyük oranda farklılık gösterir.Leur apparence varie grandement d'un individu à l'autre.
Cinsin bireyleri Dispholidus typus ile yakın akrabadırlar.Spécimen de Dispholidus typus.
Atlar ise birer çizgi oyunundan öteye geçmez.Aucun cube ne peut dépasser du plan de jeu.
Uygunluk fonksiyonu işleminin sonucunda ele alınan bireye bir uygunluk değeri atanmış olur.La fonction de valeur est prise en compte à l’aide d’une fonction de transformation appropriée.
Seansın süresi, hastanın bireysel ihtiyacına göre belirlenir.Le placement de la sonde est choisi selon la situation individuelle du patient.
Bu sayıda kadın bireylerin sayısı, erkek bireylerin sayısının üçte biri kadardır.Les 2/3 environ des victimes sont des hommes, pour un tiers de femmes.
Mağazaları da sınıf oturumları yanı sıra, bireysel randevular sunuyor.Les magasins offrent également des séances en classe ainsi que des formations,.
Bu yapılar gelişerek yeni bireyler oluşur.Celles-ci produisent des entités nouvelles.
Çocuklarım birer nimet.Mis hijos son una bendición.
Kütüphanedeki bazı kitaplar birer hazinedir.Algunos libros de la biblioteca son tesoros.
Genel olarak sağlıklı bireyler hayatları boyunca farklı türde savunmalar kullanır.Las personas sanas normalmente utilizan diferentes defensas a lo largo de la vida.
İki hareket de gittikçe büyüyen Alman milliyetçiliğinin birer parçasıydı.Ambos movimientos formaban parte de un creciente nacionalismo alemán.
En çok sordukları soru ise bir bireyin diktatörlük rejimi altında nasıl davranması gerektiğiydi.La pregunta que más debatían era acerca de cómo debía actuar un individuo bajo una dictadura.
Artık ana karakterler, çocuk değil, yetişkin birer ninjadırlar.Así pues, ya no es siervo, sino hijo.
Bireysel haklar tüm öbek ve örgütlerin tek ahlaki temelidir.El principio de los derechos individuales es la única base moral de todos los grupos o asociaciones.
Photomultipliers ve channeltron gibi ışık dedektörleri bireysel fotonlara yanıt verir.Los detectores de luz, como fotomultiplicadores y canaltrones, responden a fotones individuales.
Özellikle yaşlı erkek bireyler her yıl aynı yuvayı kullanır.Los machos suelen usar el mismo lago cada año.
Merkle-Hellman da, anahtarlar birer sırt çantalarıdır.En Merkle-Hellman, las claves están compuestas por secuencias.
Birey olmak ne demektir?¿Qué significa ser persona?.
Bireyin kişisel yeteneklerini geliştirmek.Desarrollar habilidades personales.
El-P, The Weathermen grubunun ve sanat topluluğu Cardboard City'nin birer üyesidir.El-P también es miembro del grupo Weathermen y del colectivo Cardboard City.
Gece olunca evden çok sayıda ses duyulur ve Bill'in arkadaşları birer birer kaybolmaya başlar.A medida que transcurre la noche, los ruidos crecen, y los amigos de Bill comienzan a desaparecer.
Ross Adası üzerinde yaklaşık yarım milyon bireyden oluşan adelie pengueni kolonisi vardır.La isla Ross alberga una colonia de aproximadamente medio millón de pingüinos adelaida.
Sonra korkuları ve arzuları olan karmaşık bir birey hâline gelir.Luego se transforma en un individuo con miedos y deseos.
Kıbrıs'ta ise kentler birer birer düşürüldü.Entre las ciudades del llano destacó la de Ilipla (la actual Niebla).
Soyadlarını Lumbroso'ya değiştiren yeğenlerden ikisi sonradan İtalya'ya göç edip ünlü birer haham oldular.Otros dos sobrinos también cambiaron sus nombres a Lumbroso y se hicieron rabinos famosos en Italia.
1984'te yapılan bir çalışma sonucunda MAcellan Boğazı'nda 3.400 bireyin olduğu tahmin edilmiştir.Una inspección en 1984 estimó que había 3.400 ejemplares en el estrecho de Magallanes.
Sermayenin mal sahipleri bireyler, hane halkları, şirketler veya hükümetler olabilir.Los propietarios de los bienes de capital pueden ser particulares, hogares, empresas o gobiernos.
Bireysel üyelik kategorileri şunlardır: Öğrenci üye, yedek üye ve asil üye.Otras categorías de pertenencia son: miembro correspondiente, miembro honorario y miembro extranjero.
Kamu Yararı ve Bireysel Çıkarlar.El beneficio es privado e individual.
Bireylerin kredi notunu etkileyen çeşitli nedenler vardır.Varios factores afectan los puntajes de crédito del individuo.
Tipik olarak 5-10 bireyden oluşan ve bazen de daha büyük gruplarla dolaşırlar.Se congregan en grupos de 5 a 10 individuos, y a veces en grupos mayores.
Sağında ve solunda son cemaat yerine girişi sağlayan birer kapı bulunmaktadır.En la margen izquierda, se encuentran las ciudades de Cherdyne y Bereznikí.
Fakat bunun sonucunda bireylerden birinin öldüğü belirtilir.Sin embargo, descubren que uno de ellos está vivo.