Birbirinizle tanıştınız mı?V-ați întâlnit unul cu celălalt?
Kızlar birbirini eleştirir.Fetele se critică reciproc.
Kiril artık konuşmaya başlamıştır ama hala birbirinin dilini anlamazlar.Kiril, bár a lánnyal nem értik meg egymás nyelvét, újra beszélni kezd.
Kutuplar birbirinin özünü karşıtında barındırır.A képek polarizációja egymás ellentéte.
Burada herkes birbirini tanır, birbiriyle her şeylerini paylaşırmış.Itt mindenki ismer mindenkit és törődünk egymással.
Yılmaz ve Elif aynı mahallede büyümüş ve birbirini seven iki aşıktır.Idegenek vagyunk, szeretetet tartunk Ahol összegyőlünk ketten szeretkezünk.
Bir sembolik etkileşimci büyük olasılıkla insanların birbirini nasıl anladığına yoğunlaşacaktır.Ha szimbolikus interakcionalista, inkább arra koncentrál, ahogy az emberek megértik egymást.
İkisi birbirini tamamlar.A kettő egymást kiegészíti.
Çatışmalar başlayana kadar her iki taraf da birbirinin hazırlıklarının ve hesaplarının farkında değildi.A csata kezdetéig egyik fél sem volt tisztában a másik terveivel.
Bu iki teknik birbirini tamamlayan tekniklerdir.A különböző technikák kombinálhatóak egymással.
Göğüs ve toraks kelimeleri zaman zaman hatalı olarak birbirinin yerine kullanılır.A SIGINT és a COMINT kifejezéseket néha, helytelenül, egymás szinonimájaként is használják.
Yatay ve dikey olan bu iki eğilim, birbirini destekler.Ez a két, vízszintes és függőleges tendencia egymást táplálja.
Bu iki hipotez birbirini dışlamaz.A két elmélet nem zárja ki egymást.
Hepsi birbirinin aynı.Minden más ugyanaz.
Kıskançlık ve şiddet birbirini takip eder.A düh vagy féltékenység egy kapcsolati-fázis.
Bu gibi durumlardan sonra ise daha büyük hatalar da birbirini takip edecektir.A legelterjedtebb hibák mellett más hibák is előfordulnak.
İki taraf da birbirini suçladı.Így mindkét oldal ostromolta a másikat.
Her iki taraf da birbirinin konuşmalarını anlayabilmektedir.Mindketten tanultak valamit arról, hogyan értik meg a dolgokat.
İkisi de birbirinin yansıması.Ez utóbbiak egymásnak tükörképei.
3. İki reçine parçası birbirini itebilir.3. Két egyenes metszéspontját megjelölhetjük.
Bu yükselme ve alçalma birbirini devamlı izler.Nousukaudet ja laskukaudet seuraavat toisiaan syklisesti.
İki taraf da birbirini suçladı.Osapuolet syyttelivät toisiaan.
Oyunda herkes birbirini öldürebilir.Kaikki pelaavat toisiaan vastaan.
Şiddetli çatışmalar birbirini izliyordu.Vallankaappaukset seurasivat toisiaan.
İsabella ve Lindoro birbirini tanıyıp şaşırırlar.Elisabeth ja kapteeni tuntevat jo toisensa.
Film, birbirini seven iki gencin aşk hikâyesini anlatır.Elokuva kertoo rakkaudesta kahden pojan välillä.
Capture the flag - bu oyun modunda, iki takımın birbirinin bayrağını çalarak oyun kazanır.Capture The Flag (CTF) Pelimuodossa molemmat joukkueet yrittävät varastaa toistensa lipun.
Yükler birbirini çekecektir.Versot haarautuvat vastakkaisesti.
Her ne kadar farklı siyasi görüşe sahip olsalar da, artık birbirini beklemekteydiler.Vaikka he tuntuivat olevan toistensa täysiä vastakohtia, he kuitenkin sopivat hyvin yhteen.
Parka ayrı ayrı gelen gençler parkın büyüklüğünden birbirini bulamazlar.Aikuiset valkopäämerikotkat tapaavat muuttaa parvissa, johon ei nuoria yksilöitä kelpuuteta.
Her iki taraf da birbirinin konuşmalarını anlayabilmektedir.Niiden puhujat voivat ymmärtää toisiaan vain jonkin verran.
İki taraf da birbirini suçladı.Αμφότερες οι πλευρές επιρρίπτουν τις ευθύνες η μία στην άλλη.
Bu iki hipotez birbirini dışlamaz.Οι δύο αυτές κατηγορίες δεν αλληλοαποκλείονται.
İkisi sonraki iki haftaa birbirini iğneleyici sözler söyledi.Πρόσθετες παρατηρήσεις έγιναν από τον ίδιο κατά τις επόμενες δύο νύχτες.
Öğlen saat 13:40'ta iki donanma da birbirini görmüş ve saldırmak için hazırlanmaktadır.Omkring kl. 13.40 fik begge flåder øje på hinanden og forberedte sig på kamp.
Purkinje hücreleri tıpkı domino taşları gibi birbirinin önüne hizalanmış olarak bulunur.Purkinjecellerne er placeret foran hinanden som dominobrikker.
Bu iki hipotez birbirini dışlamaz.De to hypoteser udelukker ikke hinanden.
İkisi birbirini tamamlayıcıydı, çünkü Berlin alınmadığı sürece bölgeye sahip olamayacaktı.De to mål var komplementære, da man ikke kunne erobre besættelseszonen hurtigt hvis ikke Berlin var erobret.
Bu iki enerji birbirini götürür.To svingende systemer kan overføre energi mellem hinanden.
Film, birbirini seven iki gencin aşk hikâyesini anlatır.Filmen fortæller historien om en passioneret kærlighed mellem to unge kvinder.
Hepsi birbirinin aynı.Vi går alle igennem de samme ting.
Zoser'in basamaklı piramidi, birbirinin üstüne inşa edilen bir dizi mastabadan oluşmaktadır.Trappepyramiden til Djoser var en rekke av steinmastabaer stablet oppå hverandre.
Her ne kadar farklı siyasi görüşe sahip olsalar da, artık birbirini beklemekteydiler.Til tross for forskjellige interesser og politiske ståsted, blir de igjen tiltrukket av hverandre.
Bunda tipik olarak haploit ve diploit döller (nesiller) sırayla birbirini izler.De tilhører slektene Vespula (én art) og Dolichovespula (to arter).
İkisi birbirini tamamlar.Sammen utfyller de hverandre.
Bir başka deyişle endüktif ve kapasitif reaktanslar birbirini götürmüş demektir.Reaktansen utgjør induktansen og kapasitansen tilsammen.
Normandiya savaşı birbirini takip eden üç evrede yapıldı.Tre ganger har det vært kjørt kampanjer rettet mot norske forhold.
Grubun yararlarının ve zararlarının birbirini eşitlediği düşünülmüştür.Det er ikke trivielt hvordan velvære og lidelse skal veies opp mot hverandre.
"Edis: Yeni nesil şarkıcılar birbirini kolluyor".«Drøbak-kunstnere samler seg i kveld».
Yükler birbirini çekecektir.Kulene vil frastøte hverandre.
Bu şekilde insanlar birbirini görme imkânı bulur.På denne måten kan de kommunisere med hverandre.
Enürezis ve inkontinans deyimleri sıklıkla birbirinin yerine ve yanlış olarak kullanılmaktadır.Begrepene brukes ofte upresist og om hverandre.
Eserde bulunan meclisler müstakil olmakla beraber birbirinin devamı niteliğindedir.Kinnbørste (vibrissa) finnes hos noen arter, mangler hos andre.
Eserde bulunan meclisler müstakil olmakla beraber birbirinin devamı niteliğindedir.Trah adalah sekelompok individu yang saling memiliki hubungan kekerabatan (silsilah) satu-sama lain.
İki taraf da birbirini suçladı.Kedua belah pihak saling menuduh.
Burada herkes birbirini tanır, birbiriyle her şeylerini paylaşırmış.Semua saling berbagi ide, dan mengenal satu sama lain.
Bu iki hipotez birbirini dışlamaz.Kedua hipotesis ini tidak saling eksklusif.
Eğer ikisi de birbirini aramaya koyulursa birbirlerini bulma veya bulamama olasılıkları vardır.Apabila mereka memilih mencari, mereka bisa saja bertemu atau tidak bertemu.
Her iki taraf da birbirinin konuşmalarını anlayabilmektedir.Mungkin juga kedua pihak dapat saling memberi maklum.
Eğer gerçekten birbirinizi seviyorsanız son aşamaya geçebilirsiniz.Seiring berjalannya waktu, akhirnya mereka saling jatuh cinta.