Oyunda herkes birbirini öldürebilir.In de groep speelt iedereen een keer tegen elkaar.
Bu yüzden yönetimleri birbirininkine benzemekteydi.De positie van beide leenheren was vergelijkbaar.
John ve Mary birbirini seviyordu.John en Mary hielden van elkaar.
Siz birbirinize çok benziyorsunuz.Jullie lijken erg op elkaar.
ABC üçgeninin iki Brocard noktası birbirinin izogonal eşleniğidir.Oba punkty Brocarda trójkąta ABC są ze sobą sprzężone izogonalnie.
Ligeia ile Rowena estetik açıdan birbirinin zıttıdır.Ligeja i Rowena to estetyczne przeciwieństwa.
Hani siz birbirinizin düşmanları idiniz de O, kalblerinizi birleştirmişti.Jeśli wy obydwie nawrócicie się do Boga... przecież już skłoniły się wasze serca.
Yatay ve dikey olan bu iki eğilim, birbirini destekler.Owe dwie tendencje, pozioma i pionowa, wzajemnie się uzupełniają.
İki taraf da birbirini suçladı.Obie strony prowokowały się wzajemnie.
Bu iki sistem birbirinin tersidir.Oba te systemy uzupełniają się wzajemnie.
Bu iki enerji birbirini götürür.Dwie powłoki atomowe mogą się wzajemnie przenikać.
Diğer taraftan, bu iki bölüm birbirini tamamlayıp destekler.Wspomagają się one wzajem i uzupełniają.
"Edis: Yeni nesil şarkıcılar birbirini kolluyor".Znamy nowych jurorów „Śpiewajmy razem.
Uygulamalar birbirinin üstüne oturtulduğunda çelişik ve birbirine tutunduğunda çelişik değildir.Praktyki są sprzeczne, gdy ze sobą „zgrzytają” i nie-sprzeczne, gdy się nawzajem wspierają.
Her iki taraf da birbirini görüntülü ve sesli olarak işitir.Jako że wszyscy wyglądają tak samo, rozpoznawani są po głosie.
Bu iki teknik birbirini tamamlayan tekniklerdir.Obie konkurencje rozegrano techniką dowolną.
Birbirinize ne yaptınız?Co zrobiliście sobie nawzajem?
Bu iki hipotez birbirini dışlamaz.Dessa två hypoteser utesluter inte varandra.
Her ne kadar farklı siyasi görüşe sahip olsalar da, artık birbirini beklemekteydiler.Trots att de var bittra motståndare politiskt, stod de varandra mycket nära.
Erdişi olanlar karşılıklı birbirini döller veya biri erkek diğeri dişi görevi yapar.Ståndarna kan vara fria, eller så kan de vara förenade (sammanvuxna) med varandra.
Megreller ve Lazlar birbirinin şivesini rahatça anlayabilmektedirler.Dessutom berättar de roliga historier och limerickar för varandra.
Gündüzleri birbirini gören hayvanlar, geceleyin de seslerle birbirinden ayrılmazlar.Men den som vandrar om natten, han stöter sig, ty han har då intet som lyser honom."
İki taraf da birbirini suçladı.Båda sidor skyllde incidenten på varandra.
Parka ayrı ayrı gelen gençler parkın büyüklüğünden birbirini bulamazlar.Barren hos unga individer sitter ej ihop vid basen.
Purkinje hücreleri tıpkı domino taşları gibi birbirinin önüne hizalanmış olarak bulunur.Purkinjecellerna ligger uppradade som dominobrickor, staplade den ena framför den andra.
Bu iki teknik birbirini tamamlayan tekniklerdir.Det handlar om två praktiska dygder som kompletterar varandra.
Her iki taraf da birbirinin konuşmalarını anlayabilmektedir.Dessutom ska olika sidor få komma till tals.
Her iki taraf da birbirini görüntülü ve sesli olarak işitir.Alla som pratar och lyssnar på samma kanal hör varandra.
Söz konusu arka vokaller, birbirinin aynısı beyaz elbiseler giyiyorlar idi.Hos några exemplar förekommer en vit fläck (bläs) på hjässan.
Herkes karşılıklı birbirinin evine giderek "Lokma"sını yer.Varje land skulle spela hemma- och bortamöten mot varandra.
7.62x51mm NATO ve .308 Winchester birbirinin yerine kullanılabilecek kadar benzerdirler.7,62 × 54 mm R är prestandamässigt jämförbar med .308 Winchester.
Eğer gerçekten birbirinizi seviyorsanız son aşamaya geçebilirsiniz.Однак, повінчавшись, молоді люди полюбили один одного по-справжньому.
Köyde hemen herkes birbirini tanır.Всі мешканці села добре знають один одного.
ABC üçgeninin iki Brocard noktası birbirinin izogonal eşleniğidir.Дві точки Брокара трикутника ABC є ізогонально спряженими одна з одною.
Hücre bölünmesinde birbirinin aynı iki yavru hücre meydana gelir.При поділі клітини створюються дві генетично ідентичні дочірні клітини.
Na-24 ve Mg-24 birbirinin izobarıdır.М24 — один з таких просвітів.
Bu gözlemler birbirini tamamlarlar.Ці підвиди доповнюють один одного.
Geniş caddeleri ve birbirini kesen sokakları bulunmaktadır.До них велик широкі та прямі вулиці.
Birbirini izleyen girişimler bu kuramın özlü tarihi olmaktadır.Ці дві події напевне є оповіданням тієї самої історії.
Öğlen saat 13:40'ta iki donanma da birbirini görmüş ve saldırmak için hazırlanmaktadır.О 4:00 обидві армії прокинулись і приготувались до битви.
Burada herkes birbirini tanır, birbiriyle her şeylerini paylaşırmış.Їм здається, що вони знають одне про одного все.
Oyunda herkes birbirini öldürebilir.V bitvě se navzájem zabijí.
Davranışçılar, organizma ve çevre ilişkilerinin insan ve hayvanlarda birbirinin aynı olduğu kanısındadırlar.Oblasti, které agresi a násilné chování spouštějí, jsou u člověka a zvířat totožné.
Bazı canlıların yaşam döngüsünde bir türün farklı soyları birbirini izler.Ve sledu pestrých biotopů se druhy vzájemně prolínají.
Zira bir arada bulunan örümcekler birbirini yerler.Někdy se sokové mezi sebou i poperou.
Bu iki iyon birbirinin izoelektroniğidir.Tyto tři vrstvy jsou navzájem elektricky izolovány.
Her bir senaryoda birbirini takip eden haritalar üzerinde ilerler.Jde o to, že se na každé mapě odehraje jistá událost.
Sonra zaten piyesler birbirini kovaladı''.Pak malby opadávaly, až zašly."
Köy ahalisi topyekün birbirini tanır ve yardımlaşırdı.Tam jim celá vesnice pomohla a vyhověla.
Herkes birbirini sever ve sayar.Milujeme a nenávidíme všechny.
Böylece birbirini daha iyi anlayan taraflar, gelecekteki pozisyonlarını daha doğru alma imkânı bulurlar.Lidé tedy jedli hodně, aby vypadali lépe v očích případných nápadníků.
Samandağ'da herkes birbirinin milliyetine ve dinine büyük saygı gösterir."Tebe já, Démodoku, zvlášť velebím nad všechny lidi.
Simon Pegg ve Nick Frost, Thompson ve Thomson rolünde: Neredeyse birbirinin aynı olan somurtgan dedektifler.Nick Frost este Simon Pegg și Thomson și Thompson, detectivii incompetenți care sunt aproape identici.
Öğlen saat 13:40'ta iki donanma da birbirini görmüş ve saldırmak için hazırlanmaktadır.În jurul orei unu și 40 seara, ambele flote s-au văzut reciproc și s-au pregătit de luptă.
Eğer gerçekten birbirinizi seviyorsanız son aşamaya geçebilirsiniz.Deși aparent cei doi nu se potrivesc, treptat se îndrăgostesc unul de celălalt.
Hücre bölünmesinde birbirinin aynı iki yavru hücre meydana gelir.În urma diviziunii celulare are loc producerea a două celule fiice identice.
Kiril artık konuşmaya başlamıştır ama hala birbirinin dilini anlamazlar.Părinții lui Marr vorbeau limbi diferite, nici unul dintre ei necunoscând limba rusă.
Her glif birbirini tamamlayan iki ayrı biçim içerir.Pentru fiecare partiție există exact 2 cicluri care pot fi definite.
Aslında her iki kelime de birbirinin aynıdır.Cele două sunt de fapt denumiri diferite ale aceleiași limbi.
Bundan sonraki birbirini izleyen yıllarda cumhuriyetler, krallıkların yerini teker teker doldurdu.Care în următoarele secole a trecut în repetate rânduri din posesia unui regat în a celuilalt.