Ancak ustaşalar ölmeye mahkûmların akraba olması halinde birbirini öldürmeye zorladılar.Как поступили с прахом, родственники умолчали.
Bir Çin atasözü birbirini seven çiftler mecazi anlamda için söyle der: "İki mandarin ördeği suda oynuyor".Китайская поговорка о любящей паре — «две мандаринки, играющие в воде» (кит. трад.
Gündüzleri birbirini gören hayvanlar, geceleyin de seslerle birbirinden ayrılmazlar.О недостойно участвующих в Вечере Господней и не вкушающих Тела Христова.
Orta bölümde birbirini takip eden iki resim yer alır: Musa'nın Hayatı ve İsa'nın Hayatı.На восьми досках с двух сторон изображены сцены из жизни Иисуса Христа и страсти Христовы.
Kutuplar birbirinin özünü karşıtında barındırır.Эти полярности находятся в противоречии друг с другом.
Bu iki sistem birbirinin tersidir.И те и другие принадлежат одной системе.
Fionayla Lord Farquaad'ın birbirini öpmesini engeller.Фиона начинает сомневаться, является ли Лорд Фаркуад её настоящей любовью.
Her vaka birbirinin aynısı değildir.И каждая из них не похожа на другие.
Eğer gerçekten birbirinizi seviyorsanız son aşamaya geçebilirsiniz.Однако, обвенчавшись, молодые люди полюбили друг друга по-настоящему.
Kıyafet seçimleri de birbirinin benzeridir.Одежда та же, что у других моро.
Her ne kadar farklı siyasi görüşe sahip olsalar da, artık birbirini beklemekteydiler.Хотя оба они были близки по духу друг другу, но всё же их взгляды на жизнь различались.
Film, birbirini seven iki gencin aşk hikâyesini anlatır.Фильм рассказывает о любви двух молодых людей.
Bununla birlikte kentsel işlevler açısından birbirini çevreleyen eşmerkezli üç kuşağa ayrılabilir.Между тем представители всех трёх групп потенциально заразны для окружающих.
Babam: "Sizi birbirinize sevdiren ahlaklarınızdaki benzeyiştir" buyurmuştu.وقال : إلى مثلك فليستبضع القوم أحكامهم .
İnsanlar tutuklanmaya, gözaltına alınmaya, kovuşturulmaya başlandı, davalar birbirini izledi.طُلب منهم ان يقوموا ويجلسوا ثم يقوموا مرة أخرى ثم فتح احدهم النار على اليهود وتبعه البقية.
Anayasaya göre, Ulusal Konsey ve Federal Konsey birbirini tamamlar.وفقا للدستور، والمجلس الوطني والمجلس الاتحادي التكميلية هي أقرانهم.
Fazla büyük olmadığı için insanlar birbirini tanır.ويكبر الأخوان من دون أن يعرف أحدهما الآخر.
Aynı orbitali kaplayan elektronların (çiftlenmiş elektron denir) manyetik momenti birbirini yok eder.أما الإلكترونات المقترنة (التي هي في نفس المدار) فإن زخمهما المغناطيسي يلغي كل منهما الآخر.
Birlikte çok uyumlu çalışıyorlar, kimyaları doğal bir biçimde birbirini tutuyor.”فيمكننا القول بأنهما ارتبطا كيميائيًا ببعضهما البعض».
Enürezis ve inkontinans deyimleri sıklıkla birbirinin yerine ve yanlış olarak kullanılmaktadır.لاحظ أن أسلاك الحساس والمانع تستعمل الواحدة تلو الأخرى وليس في نفس الوقت.
Birbirini izleyen birkaç ikincil yapı bir "süperikincil birim" oluşturabilir.(يمكن) للعديد من العقول المختلفة أن تسلم نفسها لبنية تكوينية واحدة".
Bundan dolayı, birbirinin tümleyeni olan düğümler bağlı değil ve aynı klikte yer alamazlar.أو بعبارة أٌخرى لا يوجد مفتوحان في هذا الفضاء يتممان بعضهما البعض فيه لكن لا يتقاطعان.
"Üçlü kuad" birbirini izleyen üç adet kuadrupol basamağına sahiptir.يحتوي الطزار علي 3 كبائن مفصوله عن بعضها البعض.
Sınır çatışmalarında, iki taraf da sık sık birbirini ilk ateşi açan taraf olmakla suçlamaktadır.ولا يعلم بالضبط كيف بدأت الاشتباكات حيث أن كلا الطرفين يتهم الطرف الآخر بالبدء في إطلاق النار.
Bu nedenle tüm insanlar birbirini tanır ve genelde birbirileri ile akrabalık bağları vardır.يعرف الجميع بعضهم البعض، والكثير منهم متقارب عائلياً.
Her iki taraf da birbirini görüntülü ve sesli olarak işitir.وبدأ الناس يتحدثون إلي بعضهم البعض في دهشة وعجب واعتبار.
İyi ve güzel işlerde birbirinizle yarışın.استبقوا الخيرات.
İkisi de birbirinin yansıması.Ambos são fiéis ao reflexo um do outro.
Birlikte çok uyumlu çalışıyorlar, kimyaları doğal bir biçimde birbirini tutuyor.”Eles trabalham muito bem juntos, entre eles há uma química natural".
Ordusu nehri geçti ve on gün içinde birbirini takip eden üç muharebe yürüttü.O exército cruzou o rio e batalhou três vezes ao longo de dez dias.
Öğlen saat 13:40'ta iki donanma da birbirini görmüş ve saldırmak için hazırlanmaktadır.Às 13:40, ambas as frotas se avistaram e prepararam para o enfrentamento.
İki taraf da birbirini suçladı.Os dois também se acusaram mutualmente.
Bu iki sistem birbirinin tersidir.Esses dois sistemas dependem um do outro.
Alçak ovalar ve platolar birbirini tamamlar.As cordas graves e os pratos juntam-se a eles.
Simon Pegg ve Nick Frost, Thompson ve Thomson rolünde: Neredeyse birbirinin aynı olan somurtgan dedektifler.Simon Pegg e Nick Frost como Dupond e Dupont, atrapalhados detetives que são quase completamente idênticos.
Hepsi birbirinin aynı.São todos iguais uns aos outros.
Tüm bu süreç tek bir toplulukta zaman içinde birbirini izleyen evreler olarak gelişmiş değildir.Uma classe especial de ensemble trata daqueles que não evoluem ao longo do tempo.
Yine efsaneye göre bu 12 çevirinin hepsi birbirinin tıpatıp aynısıdır.Todos os programas seguem a mesma versão dos 12 passos.
Gençler birbirini öper ancak bir başka tartışma patlak verir.Os dois começam a se beijar, quando ocorre uma explosão.
19. yüzyıl gezginlerinin kent nüfusu için verdikleri rakamlar genellikle birbirini tutmaz.Os viajantes que reportaram suas viagens pela Província no século XIX não citam a vila.
Aynı elementin bütün atomları birbirinin aynısıdır.Todos os átomos de um dado elemento são idênticos.
Ancak bitkilerde diploid ve haploid kuşakların birbirini izlemesi nedeniyle bazı farklılıklar bulunur.Porém, você perde transparência porque as folhas e os compostos têm interfaces diferentes.
Divinity: Dragon Commander oynanışı birbirini etkileyen üç aşamaya ayrılmıştır.De gameplay van Divinity: Dragon Commander is opgesplitst in drie verschillende delen.
Hücreler birbirini nasıl tanır?Hoe communiceren hersencellen met elkaar?
Hepsi birbirinin aynı.Allemaal hetzelfde zijn.
Bu zamandan sonra yapı birbirini izleyen ihmale katlandı.Sindsdien zijn op dit gedeelte de sporen bij de overwegen opgebroken.
Bütün yaptığı oyun oynamak" Hepsi birbirinin aynı.Ze zijn allemaal van één deeg: ze zijn allemaal hetzelfde.
Programın akışı skeçlerin birbirini sırayla takip etmesi şeklinde sağlanır.Het is aangeraden dat de scans elkaar kort opvolgen.
Bizim mevzilerimizin en yüksek ve en merkezi yerine birbirini kovalayan dalgalar halinde yükleniyorlar.”Vanuit iedere zeshoek zijn de lagere en hogere verdiepingen te zien: eindeloos”.
İsabella ve Lindoro birbirini tanıyıp şaşırırlar.Lindoro en Isabella staan stomverbaasd tegenover elkaar.
İki taraf da birbirini suçladı.Beide partijen geven elkaar hiervan de schuld.
Chatroulette birbirini tanımayan insanları webcam aracılığı ile buluşturan bir web sitesidir.Chatroulette is een website die willekeurige personen bij elkaar brengt voor gesprekken via de webcam.
A ve B arasında görülen yakın ilişki birbirinin sebep-sonuç olmasından doğmaz.Niet alle botsingen tussen A en B zijn namelijk effectief.
Bu yükselme ve alçalma birbirini devamlı izler.Hier volgden hoogtepunten en dieptepunten elkaar op.
Kiril artık konuşmaya başlamıştır ama hala birbirinin dilini anlamazlar.Als Nikki ten tonele wordt gevoerd, spreekt ze een taal die de hoofdpersonen niet verstaan.
Kıskançlık ve şiddet birbirini takip eder.Progressie en repressie volgen elkaar op.
Karşılıklı topçu ateşi ve piyade saldırıları birbirini kovaladı.Er waren schermutselingen van infanterie en wederzijdse beschietingen met artillerie.
Eğer gerçekten birbirinizi seviyorsanız son aşamaya geçebilirsiniz.Wanneer ze beiden gaan trouwen met iemand anders beseffen ze dat ze eigenlijk verliefd zijn op elkaar.
Ant etkenmen milletimniñ yarasını sarmağa Nasıl olsun eki qardaş birbirini körmesin?Zal het Will lukken om aan hen te ontsnappen, zonder er het leven bij in te schieten?
Safranbolu evleri beyaz renklidir ve bu evler birbirinin önlerini kapatmazlar.Lunchroom Sugarless Deze BN'ers gaan tegen elkaar vechten.