Birbirinizi, (daha doğrusu kendilerinizi) karalamayın. Birbirinize kötü lakaplar takmayın.Let not one of you find faults in another nor let anyone of you defame another.
Tümünü doldur Birbirinin aynı renk değeri olan komşu pikselleri seçili renk ile doldururFlood fill Fill adjoining pixels with the same color with the current color
Aynı N sayısında nötrona sahip iki atom birbirinin izotonudur.Two nuclides are isotones if they have the same number N of neutrons.
Herkes birbirinin durumunu görebilir.You can see each others' status.
Girdi/ Çıktı sayıları birbirini tutmuyorInput/ Output count mismatch
GİRDİ/ ÇIKTI sayıları birbirini tutmuyorINPUT/ OUTPUT count mismatch
Gizli anahtar parolaları birbirini tutmuyor.Private key passwords do not match.
Sertifika parolaları birbirini tutmuyor!Certificate passwords do not match.
Neden gidip hepsi birbirinin aynı öyküleri izleyeyim?Why should I go and watch repeating stories?
Herkes bu konuda hemfikir olursa, birbirini sevsin ya da sevmesin birlikte çalışacaktır.If they are all in this together, they will work together whether they like each other or not.
Her iki başbakan da birbirinin ülkesinde büyükelçilik açmaya söz verdi.Both prime ministers promised to open embassies in each other's country.
Birbirinizi tanıdıkça birbirinize daha çok saygı duyarsınız.The more you get to know each other, the more you respect one another.
O zamandan bu yana, seçimler birbirini izledi ve çeşitli hükümetler görev yaptı.Since then, one election has followed after another, bringing a succession of governments.
İki negatif kütle eylemsizlik kütlesinden dolayı birbirini itmeli.Two negative masses would repel because of their negative inertial masses.
Pozitif kütle ve negatif kütle birbirini iter.Positive mass and negative mass repel each other.
Bununla birlikte, parçacık anti parçacık çiftinin elektriksel olarak birbirini çektiği gözlemlendi.However, particle–antiparticle pairs are observed to electrically attract one another.
Çift sarmallı genomlar birbirini tamamlayan nükleik asit çiftlerinden oluşur.Double-stranded genomes consist of two complementary paired nucleic acids, analogous to a ladder.
Purkinje hücreleri tıpkı domino taşları gibi birbirinin önüne hizalanmış olarak bulunur.Purkinje cells are aligned like dominos stacked one in front of the other.
Pratikte ikisi birbirinin yerine kullanılabilir.In practice the two can be used interchangeably.
WTA sıralaması, 52 haftalık birbirini takip eden haftaya dayanan kümülatif bir sisteme dayanıyor.The WTA rankings are based on a rolling 52-week, cumulative system.
Birçok demo grubu birbirini zaten gerçek hayatta tanıyan arkadaşlar tarafından kurulurdu.Many demogroups have been founded by friends who already knew each other in real life.
Sadece iki ve üç birbirini izleyen iki asal sayıdır.Two and three are the only two consecutive prime numbers.
Şu anki programı birbirini tamamlayan iki kısımdan oluşmaktadır.His current program is composed of two complementary components.
Kaka çifti birbirini beslerkenKaka pair feeding each other via regurgitation
Doctor baba-oğul, virüsle mücadele etme konusunda birbirini cesaretlendiriyor, Chenzhou, HunanDoctor father and son encouraging each other to fight the virus in Chenzhou, Hunan
Birbirinizin hikayelerini izleyerek çok değerli bir şey değiş tokuş edersiniz.By watching each other's stories you exchange something very valuable.
Cihazdaki beş kameranın hepsi, birbirinin aynısı 12 MP f/1.8 (Sony Exmor RS IMX386) sensörlerdir.All 5 lenses are identical 12 MP f/1.8 units (Sony Exmor RS IMX 386).
İki tür büyük ölçüde birbirinin yerine kullanılabilir, temel fark varsayılan ayarlardadır.The two types are largely interchangeable, the main difference being in the default settings.
Chrysippus birbirinin yerine Tanrı ve tanrılardan söz etti.Chrysippus spoke of God and gods interchangeably.
Sonraki bölümler birbirini izleyen cumartesi günleri BBC America'da yayınlandı.Subsequent episodes aired on successive Saturdays on BBC America.
Her iki taraf da birbirinin bağımsızlığını garanti eder.Both sides guarantee each other's independence.
Birbirini seyreden başarılı hükûmetler, kitapta açıklanmış ekonomik politikaları sürdürmüştür.Successive governments have continued these policies.
Avluları olan birbirini izleyen üç büyük konut binasından oluşmaktadır.It is formed of three consecutive identical large residential edifices with courtyards.
Bu, birbirini izleyen iki törende ödüle konu bir film olarak nadir görülen bir örnektir..This is a rare case of a film being recognized in two succeeding ceremonies.
İki rakip taşın birbirini kısmi açmaza alması mümkündür.It is possible for two opposing pieces to be partially pinning each other.
Birbirini dışlayan kategoriler faydalı olabilir.Mutually exclusive categories can be beneficial.
Kader iki kişinin birbirini aramadan bulmasıdır.Schicksal ist, wenn zwei Menschen sich finden, die sich nie gesucht haben.
Siz birbirinize uygun değilsiniz dediler.Sie haben gesagt: „Wir passen nicht zusammen.“
Sarılırken birbirini onarırsın!Wenn man kuschelt, repariert man sich gegenseitig!
Birbirini ait olan insanlar, her zaman mucisevi bir şekilde tekrar kavuşular.Menschen, die zueinander gehören, finden auf wundersame Weise immer wieder zusammen.
Birbirini bulanlar, sözcükler olmadan da anlaşırlar.Die, die sich gefunden haben, verstehen sich auch ohne Worte.
Hani siz birbirinizin düşmanları idiniz de O, kalblerinizi birleştirmişti.Wenn ihr Wunden erlitten habt, so haben die (feindlichen) Leute ähnliche Wunden erlitten.
İki izohips eğrisi birbirini kesmez.Den beiden anderen Isomeren kommt keine Bedeutung zu.
İki taraf da birbirini saldırı gerçekleştirerek ateşkes antlaşmasını bozmakla suçlamaktadır.Beide Seiten beschuldigten sich gegenseitig, eine Waffenruhevereinbarung zu brechen.
Köy ahalisi topyekün birbirini tanır ve yardımlaşırdı.Die ländliche Bevölkerung musste und konnte sich selbst helfen.
İki taraf da birbirini suçladı.Beide beschuldigten sich auch gegenseitig.
Birbirini izleyen her başarılı sahne, bir öncekinden tam bir kare daha kısaydı.Jede vorgekommene Szene in der Episode war genau ein Einzelbild kürzer als die Vorhergegangene.
ABC üçgeninin iki Brocard noktası birbirinin izogonal eşleniğidir.Die beiden Brocard-Punkte eines Dreiecks ABC sind stets zueinander isogonal konjugiert.
Eğer gerçekten birbirinizi seviyorsanız son aşamaya geçebilirsiniz.Während einer Liebesnacht verlieben sich die beiden jedoch tatsächlich ineinander.
Bu gözlemler birbirini tamamlarlar.Beide Sichtweisen ergänzen einander.
Bu iki hipotez birbirini dışlamaz.Die beiden Hypothesen schließen sich nicht unbedingt gegenseitig aus.
Sonra zaten piyesler birbirini kovaladı''.Die Vornehmen ahmten die Tracht nach “.
Diğer taraftan, bu iki bölüm birbirini tamamlayıp destekler.Dabei ergänzen und helfen sich die beiden Charaktere gegenseitig.
Bu olaylar birbirini takip eden zincirleme kazalara benzer.Diese verhalten sich ähnlich wie die Kettenelemente im Raum.
Bu yükselme ve alçalma birbirini devamlı izler.Auf- und Abwinde liegen hier dicht beieinander.
Ancak bunların çoğu diğer özellikleri yönüyle hemen hemen birbirinin aynıdır.In allen anderen Eigenschaften ist sie aber mit der Art vollkommen identisch.
Bütün yaptığı oyun oynamak" Hepsi birbirinin aynı.Die Aktionen stehen unter dem Motto „Alle sind gleich – jeder ist wichtig“.
Bazen çocuklar bu köpükleri birbirinin suratına atarlar.Bisweilen treiben Kinder untereinander Scherze mit solchen Schreckfiguren.
Bu usulde yazı birbirini takip eder şekilde sağdan sola ve soldan sağa yazılırdı.So scheint der abnehmende Mond dem Einen nach links und dem Anderen nach rechts zu weisen.
Hepiniz birbirinizdensiniz.Es ist ein Miteinander.