Ana içeriğe geç
Sözlük

birbirine ile cümle

birbirine kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Kemikler birbirine olabildiğince sıkı bağlanmışlardır.Dette kan gøres ved at sprede tæerne så meget som muligt fra hinanden.
Evler genelde birbirine uzaktır.Er generationerne virkelig så fjernt fra hinanden?
Büyük şehirleri birbirine bağlayan karayollarına çok yakındır.Hovedvejene binder de større byer sammen.
Budin ve Peşte'yi birbirine bağlayan ilk kalıcı köprü olan Zincirli Köprü de 1849'da açıldı.Kædebroen, som var den første permanente bro over Donau, åbnedes i 1849.
Birbirine geçişli birkaç odaları vardır.Der er tilhørende menighedslokaler.
Böylelikle herkes birbirine ikram etmiş sayılır.Disse anbefales alle, især da de kompletterer hinanden.
İletim hattı bağları, düğümleri birbirine bağlar.Bånd der brister – Bånd der knyttes.
Elastikiyet (Ekonomi), Ekonomide farklı değişkenlerin birbirine etkileri için kullanılan bir terim.Elasticitet (økonomi) – et mål for forholdet mellem relative ændringer i afhængige variable.
Öklid geometrisinde üçüncü bir doğruya dik olan iki açı, birbirine paraleldir.To linjer, som er parallelle med den samme tredje linje, er også parallelle med hinanden.
Bütün paralel dairelerinin arasındaki uzaklık birbirine eşit ve 111 km'dir.Breddekredsene har samme indbyrdes afstand overalt, nemlig 111,12 km.
1965 - Fransa ve İtalya'yı birbirine bağlayan "Mont Blanc Tüneli" açıldı.1965 - Efter 6 års arbejde åbnes den 11,6 km lange Mont Blanc Tunnel mellem Frankrig og Italien.
Her iki uydu da gelgit kilitlenmesiyle birbirine bağlı olduğundan Mars'a her zaman aynı yüzlerini gösterirler.På grund af tidevandskræfter har begge måner bunden rotation, og vender derfor altid den samme side mod Mars.
Birbirine dönüştürülebilir.De kan i høj grad omdannes til hinanden.
Birbirine bitişik olarak yapılmış tiyatro ve stadyumun bugün için bilinen bir başka benzeri yoktur.Der er en lige og ubrudt linje herfra til det finansministerium, vi kender i dag.
Johann Jakob’un pozisyonunu kıskanıyordu ve ikisi sıkça birbirine üstün gelmeye çalışıyordu.Johann var misunnelig på Jakobs stilling og de to prøvde ofte å overgå hverandre.
Birbirine benzetilen unsurlardan, varlıklardan özellik bakımından daha üstün, daha güçlü olan varlıktır.De som overlevde, var de sterkeste og mest tilpasningsdyktige (The survival of the fittest).
Diğer steroidler gibi, progesteron da birbirine bağlı dört halkalı hidrokarbondan oluşur.I likhet med andre steroider er progesteron bygget opp av fire sammenhengende sykliske hydrokarboner.
Auto Union'ın kullandığı birbirine bağlı dört halka da bugün Audi'nin logosu olarak kullanılmaktadır.Auto Unions fire ringer er fortsatt et varemerke, og brukes i dag av Audi.
Gece ve gündüzün birbirine eşit olduğu bu duruma ekinoks veya gün tün eşitliği denir.Den er del av et annet par (det andre er Skumring), som etterfulgte Dag og Natt i hans arbeid i kapellet.
Quest3D uygulamaları, ‘Channels’ denilen işlevsel bileşenleri birbirine iliştirerek geliştirilir.Quest3D-applikasjoner utvikles ved å koble sammen funksjonelle komponenter kalt 'kanaler'.
E 231 Hollanda'nın, Amsterdam ve Amersfoort kentlerini birbirine bağlayan Avrupa'nın B sınıfı yol.Europavei 231 går mellom Amsterdam og Amersfoort i Nederland.
Tapınaklar köprülerle birbirine bağlanmıştır.Øyene er forbundet ved broer.
300 no'lu il karayolu (Fylkesvei 300) ise Ulvik kasabası ile Ulvik komünü'ne bağlı Osa'yı birbirine bağlar.Fylkesvei 300 i Hordaland (Fv300) går mellom Ulvik og Osa i Ulvik kommune.
Yol İtalya'nın Cosenza ile Crotone şehirlerini birbirine bağlar.Europavei 846 går mellom Cosenza og Crotone i Italia.
Yol Fransa'da Cherbourg ile La Rochelle şehirlerini birbirine bağlar.Europavei 3 går mellom Cherbourg og La Rochelle i Frankrike.
Bu köprü iki şehri birbirine bağlayacaktı.To bruer knytter de to kommunene sammen.
Birbirine akraba ev halkları bir aile (gens) oluştururlardı.Alle i familien fikk en egen julhög som pryd.
Bu iki görünüş birbirine benzemez.Ikke to av disse formgivningene er lik den andre.
Böylece Danny'nin eski ve yeni hayatı birbirine girecektir.Bergens historie deles inn i den gamle og den nye historien.
Bütün şehirler birbirine demiryolları ve otobanlarla bağlanmıştır.De to byene forbindes med bil- og jernbanebroer.
Seyirci giderek bu üç öykünün birbirine dolaşmasına tanık olur.Slik spinner regissøren tre historier inn i hverandre.
Birçoğu da yüzülmüş kafa derilerini birbirine dikerek kendileri için pelerin yaparlar.Noen av disse har bevart cilier (algesopp), som ellers mangler blant soppene.
DNA ipliklerinin birbirine sarılmış olması uzun DNA ipliklerinin birbirnden ayrılmasını güç kılar.Sammentvinningen mellom DNA-strengene gjør det vanskelig å separere lange segmenter.
Tünel Japonya'nın Honshu ve Hokkaido adalarını birbirine bağlıyor.Seikantunnelen går under Tsugarustredet, og forbinder de japanske øyene Honshu og Hokkaido.
Evler genelde birbirine uzaktır.Gardene lå som regel langt fra hverandre.
Julie Yamamoto : Julie ve Ben birbirine aşıktır; ama ikisi de belli etmez.I stedet møtes Romeo og Julie, og de forelsker seg i hverandre.
Trafiğe açık ilk otoyol ise İtalya'nın Milano ve Como şehirlerini birbirine bağlayan yoldur.Verdens første offentlige motorvei ble bygget i Italia mellom Milano og Varese.
Verilen bu iki sözde dışbükeylik tanımı birbirine denktir.Hva de to like summasjonsindeksene kalles, spiller ingen rolle.
Panolar birbirine menteşe ile tutturulur.Vekselpanelen legges vekselvis med en underligger imellom.
İnternet denen ağ, birçok ağın birbirine bağlantısı ile oluşur.Den enkelte blir fanget i et nett av ideer.
Damarlar birbirine paralel, her iki yüzüde çıplaktır.Fasettøynene er nakne og vidt adskilt i pannen hos begge kjønn.
"'Dombra' AK Parti ve MHP'yi birbirine düşürdü".«Trump vil skrote Parisavtalen og satse på kull».
İki piyasadaki birbirine doğru zıt yönlü hareket sonuçta ikisinde de aynı döviz kurunun oluşmasını sağlar.De opptrer nøyaktig to steder på samme side av en slik transformasjonsligning.
Bu iki versiyon da birbirine çok benzese de farklı şarkılar içermektedir.De to versjonene er ulike på flere låter.
Atomları birbirine dönüştürebilir.Atomene virker mekanisk på hverandre.
Mahalledeki her birey birbirine candan bağlıdır acı günlerini mutlu günlerini hep beraber yaşar paylaşırlar.De deler sorger og gleder de begge har opplevd i løpet av livet gjennom hele natten.
Bu iki köpek gerçekten de birbirine çok benzer.De to artene er svært like.
Scott farklı türleri birbirine karıştırıp her türü içinde bulunduran bir albüm yaptı.De to skrev all musikken, og knyttet til seg ulike studiomusikere for hvert enkelt album.
Bu evlilik yapan çiftin yaşları ve hayat tecrübeleri birbirine hiç uyuşmamakta idi.Ifølge Dagens Næringsliv ble de to aldri gift.
Karadeniz kıyı yolu, bölgenin kıyı kesiminde yer alan birçok kenti birbirine bağlar.Alternativt går det båter mellom svært mange av byene på vestkysten.
Şişe bağı iki döngü'nün birbirine belli, nokta simetrili bir şekilde dolandırılmalarından oluşur.Flaskeknop består av to Burknop som er sammenslått på en bestemt måte som er symmetrisk rundt et midtpunkt.
İlk beş imparatorun yönetimleri birbirine benzerdi.For de første fem faraoer er kildene rimelig enige.
Köprüler, barajlar ve tüneller ilin adalarını birbirine yakından bağlandı.Tunneler, bruer og ferger har bidratt til å knytte landet sammen.
Bu anlaşma, iki ülkenin Avusturya'ya karşı bir savaşta birbirine yardım edeceğini taahhüt ediyordu.Mereka berjanji untuk membantu satu sama lain dalam perang melawan Austria.
Şok terapisi sahnesinin arkasındaki fikrir, Laurel ve Hardy'nin birbirine pasta fırlatmasından gelmektedir.Ide di belakang terapi syok (shock-therapy) ini, berdasarkan Laurel dan Hardy yang melempar tar ke sesama.
Aksine bunların hepsi birbirine bağlı izafî olaylardır.Semua mereka termasuk orang-orang yang sabar.
İki kardeş yol boyunca birbirine yardımcı olarak engelleri aşarlar.Kedua saudara Radin Inten masing-masing akan memperoleh bantuan pula sebesar f.
Zollverein birçok Prusya ve Hohenzollern bölgesini birbirine bağlıyordu.Zollverein menghubungkan berbagai wilayah Prusia dan Hohenzollern.
Yerleşimi, birbirine yakın mahalli yerleşimi andıran evlerden oluşmaktadır.Sebagai contoh yaitu pemanfaatan gua sebagai tempat tinggal.
Panolar birbirine menteşe ile tutturulur.Supaya mendapatkan kehangatan, landak-landak itu harus merapatkan diri satu sama lain.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod