İl sınırlarını birbirine bağlamaktadır.Вони хочуть поєднати свої долі.
Kablolu ağ ile kablosuz ağ birbirine entegre edilebilir.Відрізки кабелю можуть з'єднуватись розняттями.
Jeolojik olarak, Atlantik Ortası Sırtı'nın kuzey ucuyla Laptev Deniz Çatlağı'nı birbirine bağlamaktadır.Геологічно з'єднує північну частину Серединно-Атлантичного хребета з Рифтом моря Лаптєвих.
Hastalık en fazla, oynarken birbirine bulaştıran çocuklarda görülür.Найбільше хвороба розповсюджена поміж дітей і передається під час ігор.
Bence, her iki şarkı birbirine oldukça benziyor; bir intihal söz konusu değil," dedi.У моїй пісні можуть перетинатися дві або три різні теми, а назва може абсолютно нічого не означати».
İki adam birbirine sarılırlar.Вони обняли одне одного.
Batı ve doğu lehçe grupları çoğu zamanlarda birbirine çok benzeyen iki farklı dil olarak görülmektedir.Південний і центральний діалекти іноді розглядаються як окремі мови.
Onlar birbirine aşık.Вони закохані одне в одного.
Öneride Yugoslavya Krallığı ve Çekoslovakya'yı birbirine bağlayacak bir koridor açılması planlanmıştır.Podle návrhu měl být vyčleněn pruh území, který by propojil Jugoslávské království a Československo.
Bir örnek birbirine girmiş iki parçacığın quantum durumlarını içermektedir.Tedy např. soubory prvků {1, 2, 3} a {1, 1, 2, 3} jsou dvě různé multimnožiny.
Önden bakıldığı zaman iki araçta birbirine çok benzemekteydi.Oba vozy jsou si na první pohled velmi podobné.
Böylece Danny'nin eski ve yeni hayatı birbirine girecektir.Nyní musí vybalancovat svůj starý a nový život.
Her iki uydu da gelgit kilitlenmesiyle birbirine bağlı olduğundan Mars'a her zaman aynı yüzlerini gösterirler.Obě tělesa mají vázanou rotaci, neboli Marsu ukazují stále stejnou stranu.
Daha sonra bunlardan birbirine yakın gruplar bir araya gelerek galaksi kümelerini meydana getirmişlerdir.Nejbližší skupiny se pak spojily a vytvořily kupy galaxií.
İspanyollar ve Fransızlar arasındaki ilişki de iki tabloda birbirine zıddı.Francouzská a španělská krajka se navzájem ovlivňují.
Bütün şehirler birbirine demiryolları ve otobanlarla bağlanmıştır.Jednotlivá města jsou propojena i železnicí.
İki kardeş kolaylıkla birbirine karıştırılabilir.Oba poddruhy se spolu snadno kříží.
Her iki halde de köprüler birbirine çaprazdırlar.Světelné svazky se šíří vzájemně na sobě nezávisle.
İç açıları da birbirine eşit her biri 60 derecedir.Všechny vnitřní úhly jsou shodné a jejich velikost je 60°.
Daha genel çift yıldız terimi gökyüzünde birbirine yakın gözlenen yıldızlar için kullanılmıştır.Dvojhvězda jsou dvě hvězdy, které jsou na obloze blízko sebe.
Orthonormal bazda bütün temel birim vektörler birbirine diktir.Dokázali jsme tak, že každý nenulový vektorový prostor má bázi.
Film birbirine geçmiş birçok küçük öyküden oluşur.Film je rozdělen do několika různých příběhů.
Bu eylemler, içkin ilişki aracılığıyla birbirine bağlanırlar.Obě s ním dokáží držet krok v pití.
Bu iki sayı birbirine eşittir.Dvojnásobky téhož se navzájem rovnají.
Parkta her iki bölüm birbirine ahşap köprülerle bağlıdır.Obě části zahrady byly spolu spojeny dřevěným můstkem.
Hiç kimse birbirine güvenememektedir.Všichni se vzájemně obviňují, nikdo nemůže nikomu věřit.
Servis İnsanlar kategorisinde birbirine benzer yüzler ve gruplar için onları analiz eder.Služba analyzuje fotografie s podobnými obličeji a seskupuje je do kategorie lidé.
Büyük şehirleri birbirine bağlayan karayollarına çok yakındır.Velké plochy zaujímají města spojená v rozsáhlé sídelní oblasti.
Bu köprü iki şehri birbirine bağlayacaktı.Obě části jsou spojeny dvěma mosty.
İnternet, çok protokollü bir ağ olup birbirine bağlı bilgisayar ağlarının tümü olarak da tanımlanabilir.Většinu reálných úloh lze dokonce počítat stejně rychle jako na počítači s kompletně propojenými procesory.
Görüntüleri birbirine benzemekteydi.Pak mi došlo, že jsou si podobní.
Buna rağmen iki tablonun detayları birbirine benzemektedir.Až na drobné detaily je vzhled obou řad identický.
Karadeniz kıyı yolu, bölgenin kıyı kesiminde yer alan birçok kenti birbirine bağlar.Probíhá tudy hlavní silnice, spojující všechna města na pobřeží Černé Hory.
Grup üyeleri birbirine hoşça kal bile demeden beşi de farklı uçaklara binip kendi yollarına gittiler.Pětice kamarádů si připíjí na rozloučenou; každý se v období války chystá jinam.
Sebeple sonuç arasında bir nedensellik yoktur, onları birbirine masallardaki mantık bağlar.Nedělá mu potíže udržovat si v nich dokonalý pořádek a mít je navzájem logicky propojené.
Ardından 60 adet tabliye birbirine kaynaklandı.Na ni se náhodně rozmístí všech 60 kamenů.
Güneş bu burca 23 Eylül civarında, yani gündüz ve gecenin birbirine eşit olduğu tarihte girer.Každých dvacet osm let vyjde slunce přesně v tentýž den v týdnu a tutéž hodinu, jako na začátku cyklu.
Glikozilasyon hücrelerin birbirine yapışmasında da rol oynar.V obou případech se účastní trávení celulózy.
Birbirine yakın iki kapıdan avluya girilir.Do samotného sálu vede dvojice postranních přízemních vchodů.
Evler genelde birbirine uzaktır.Jejich stavba je většinou všesměrná.
Bu anlaşma, iki ülkenin Avusturya'ya karşı bir savaşta birbirine yardım edeceğini taahhüt ediyordu.Cele două state s-au angajat să se ajute într-un război împotriva Austriei.
Bu köprü iki şehri birbirine bağlayacaktı.Pe aceste poduri sunt așezate cele două sate ale comunei.
Hacker ile Cracker birbirine karıştırılmamalıdır.A nu se confunda cu cracker.
Böylelikle herkes birbirine ikram etmiş sayılır.Este cert că și-au oferit una alteia un sprijin mare.
İnternet bilgisayar sistemlerini birbirine bağlayan elektronik iletişim ağıdır.Cum sunt conectate între ele calculatoarele din rețea?
Özellikleri bakımından birbirine benzemektedir.Este interesant de văzut similaritatea lor.
Geniş kirişler oluşturmak mümkün değildi, bu yüzden taş sütunlar birbirine yakın inşa edilirdi.Nu se folosea mortar, de aceea pietrele trebuiau să se potrivească bine între ele.
Ağaçlarda birbirine yakın çok sayıda yuva yaparlar ve her yıl aynı yuvaları kullanırlar.Construiesc mai multe cuiburi pe teritoriul lor și folosesc în fiecare an altul prin rotație.
Pervaneler birbirine zıt yönlerde dönmektedir .În prezent, plăcile se deplasează în direcții opuse.
Maçtan sonra ikisi birbirine saygı gösterdi ve elleriyle "Too Sweet" işaretini yaptılar.După meci, ambi s-au salutat în semn de respect cu un «Too Sweet».
Hastalık en fazla, oynarken birbirine bulaştıran çocuklarda görülür.Această boală este găsită în copii, ce o răspândesc atunci când se joacă împreună.
Öklid geometrisinde üçüncü bir doğruya dik olan iki açı, birbirine paraleldir.Două drepte paralele cu o a treia sunt paralele între ele.
Böylece kâğıtlar metalik tel aracılığı ile birbirine eklenmiş hale gelmektedir.Cablurile se lubrifiază în acord cu fișa tehnologică a materialului metalic.
Her meslek sahibi birbirine hizmet eder.Fiecare artist a influențat unul de celălalt.
Maçtan sonra ikisi birbirine saygı gösterdi.După meci, cei doi s-au îmbrățișat în semn de respect.
Kuyruk yüzgeci hemen de birbirine eşit iki parçalıdır.Acum are două pătrate roșii unul lângă altul.
Öykünün son cümlesi, birçok yan cümlenin bir dizi bağlaçla birbirine bağlanması ile özellikle uzatılmıştır.Paragrafele finale ale povestirii sunt prelungite intenționat prin folosirea unei serii de conjuncții.
Welland Kanalı, Erie gölü ve Ontario gölünü birbirine bağlayan bir kanal.Navele pot evita cascadele utilizând canalul Welland, care leagă și el lacurile Erie și Ontario.
Nehir en doğu noktasında İdil Nehri'ne yaklaşır ve Volga-Don Kanalı ile birbirine bağlanır.Marea are legătură navigațională cu Marea Azov prin râul Volga, Don și Canalul Volga-Don.
3- Cisimler birbirine yaklaştıkça, bu çekim kat kat fazlalaşır.Dacă punctele sunt prea apropiate, atunci acestea se suprapun.