Ana içeriğe geç
Sözlük

birbirine ile cümle

birbirine kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Ama onlar hiçbir zaman birbirine kavuşamazlar.Os dois nunca se chegaram a encontrar.
Ülkede, birbirine çok benzeyen 250’den fazla dil kullanırlar.Ele está disponível em mais de 250 idiomas.
Fibroblastlar sement boyunca alveol kemiği ile dişi birbirine bağlayan periodontal ligamentleri geliştirir.Fibroblastos desenvolvem ligamentos periodontais de conexões de dentes ao osso alveolar através de cemento.
Bazen hikâyeler sekizinci sezondaki gibi gevşek bir senaryo ile birbirine bağlıydı.A linha de história é continuada em forma de quadrinhos em uma Oitava temporada.
Zıt iki kutup birbirine dokunur ve birbirleri içinde kaybolurlar.Ainda sobram duas moedas e eles partilham-nas entre si.
Boxer, birbirine 180 derece açı ile karşılıklı çalışan motor tipiMotor boxer: motor com os cilindros dispostos em ângulo de 180 graus.
Hastalık en fazla, oynarken birbirine bulaştıran çocuklarda görülür.A doença é mais comum entre crianças, que a disseminam ao brincar juntas.
Birbirine giren Sawyer ve Sayid'i daha sonra Michael ve Jack ayırır.Será que Kate conseguirá escolher de uma vez por todas entre Jack e Sawyer?
İki taraf ta birbirine egzotik hayvanlar gönderdi, bu hayvanlar da hayvanat bahçesi'nde tutuluyordu.Os dois andavam juntos pelo Zoológico tratando de outros animais.
Bir ikizkenar üçgenin taban açıları birbirine eşittir.Os dois ângulos da base de um triângulo isósceles são iguais.
Temel olarak birbirine dik olan iki süzgeç seçilir.Os dois conceitos devem evoluir juntos, baseados em princípios fundamentais.
Karadeniz kıyı yolu, bölgenin kıyı kesiminde yer alan birçok kenti birbirine bağlar.É obrigatória a retirada de todas as pessoas que morem perto da costa.
Birbirine aşklarını tekrar açıklarlar.Porém, antes eles fazem amor de novo.
Temmuz 2012'de tamamlanan Russki Köprüsü, Russki Adası'nı anakaradaki Vladivostok'u birbirine bağlamaktadır.Em julho de 2012 ficou concluída a construção de uma ponte estaiada que liga a ilha à cidade de Vladivostok.
Pek çok fikir toplumları hem birbirine karşı hem de kendi içlerinde ayrıştırmaktadır.Entender como estão relacionados entre si e dentro da organização.
Ayrıca antlaşma süresince her iki taraf da birbirine saldırmamayı kabul etti.Como parte do acordo, ambos os lados foram proibidos de atacar uns aos outros publicamente.
Kadimler ve Oriler'in Naquadah kullanımındaki teknolojileri birbirine çok benzemektedir.Em uso formal, os falares da Romênia e da Moldávia são virtualmente idênticos.
Paul'ün üç oğlu var. Onlar birbirine çok benziyor.Paul tem três filhos. Eles são muito parecidos.
Soğuğun ve sıcağın kesin bir tanımları yoktur, ancak birbirine kıyasla varlardır.Zo kunnen kou (Yin) en warmte (Yang) niet zonder elkaar bestaan.
Evlerin birbirine yakın olduğu yerleşmelerdir.De woningen zijn gespiegeld ten opzichte van elkaar.
Birbirine iliştirilmiş bileşenler, asıl program yapısını temsil eden bir ağacı biçimlendirir.De gekoppelde componenten vormen een boom die de eigenlijke programmastructuur representeert.
Gece-gündüz süreleri birbirine eşittir.Dag en nacht duren dan (bijna) even lang.
Birbirine aksi politik taraflarda olmalarına rağmen Arnold ve Mathilde birbirlerine aşık olmuşlardır.De politieke situatie ten spijt zijn Arnold en Mathilde verliefd geworden op elkaar.
Yerle göğü birbirine bağlayan Dünya Ağacı’nın zirvesinde, iki başlı bir kartal yuva kurmuştur.Hemel en aarde worden in de Rig Veda (1,160) als ovalen, twee wereldhelften (ródasi), beschreven.
İki aile artık birbirine düşmandır.Hun twee families zijn elkaar vijandig gezind.
Evler birbirine çok yakın olarak dizilmiştir.De gevels van de woningen verschillen constant.
Evin odaları içeriden birbirine bağlıdır.De woningen staan binnen met elkaar in verbinding.
Birbirine yaklaşan levhalar bir süre sonra birbiriyle çarpışır.Op elkaar liggende afdrukken gaan na enkele jaren aan elkaar plakken.
Merkezi ve yerel yönetim harcamaları yaklaşık olarak birbirine eşittir.Agrarisch en alleen woonbestemming is ongeveer gelijk verdeeld.
İkisi de birbirine âşıktır ama kavuşamazlar.Ze zijn wederzijds verliefd op elkaar maar weten dit niet van elkaar.
Bu köprü iki şehri birbirine bağlayacaktı.Beide steden zijn door een brug verbonden met elkaar.
Harita, birbirine yapıştırılan üç parçadan oluşmaktadır.De kaart bestaat uit drie aan elkaar geplakte stukken perkament.
Batı ve doğu lehçe grupları çoğu zamanlarda birbirine çok benzeyen iki farklı dil olarak görülmektedir.De oostelijke en westelijke groep verschillen duidelijk van elkaar en worden vaak als aparte talen beschouwd.
George W. Bush Bulvarı, havalimanı ile Tiflis şehir merkezini birbirine bağlar.De George W. Bush Avenue leidt van de luchthaven naar het centrum van Tbilisi.
Birbirine aşklarını tekrar açıklarlar.Ze verklaren elkaar hun liefde.
Karşıtlar, birbirine dönüşebilen yapıdadır.Het zijn grote monsters die zich kunnen vervormen.
Länsiväylä otoyolu, Länsiväylä'dan geçer ve Helsinki ile Espoo'yu birbirine bağlar.Het eiland ligt vlak tegen Espoo aan en verbindt Helsinki met Espoo via de snelweg Länsiväylä.
Dünya’da gece ve gündüz süreleri birbirine eşit olur.Dag en nacht zijn dan overal op aarde even lang.
Mayınlar birbirine halatlar ile bağlı idi.Zij waren verwant met de Staufen.
Birçoğu da yüzülmüş kafa derilerini birbirine dikerek kendileri için pelerin yaparlar.Bij sommige soorten zij de hoorns naar achteren gekromd, bij andere naar voren.
Köprü Seocho ile Yongsan semtlerini birbirine bağlamaktadır.De brug verbindt de stadsdistricten Seocho en Yongsan.
Ama onlar hiçbir zaman birbirine kavuşamazlar.Ze lopen nooit in elkaar over.
Tüm unsurlar karşılıklı olarak bu döngüler ilişkisiyle birbirine bağlıdır.Vanwege deze relatie zijn alle actuele entiteiten wederzijds afhankelijk.
Miyako ile o birbirine çok bağlıdır.Hij en Noa zijn uiteraard enorm bezorgd.
Zırhın halkalarının süreli olarak birbirine sürtünüyor olması paslanmasını engelliyordu.Hij betwijfelde zelfs of de bandleden weleens zouden stoppen.
Ancak bu kavramları birbirine indirgememek de gerekir.Maar deze begrippen mogen niet zomaar vereenzelvigd worden.
Köprüler birbirine dik olarak konumlanmışlardır.De beide bruggen lijken dan ook sterk op elkaar.
Maniyerizm'de her şey birbirine karışmıştır.De triarii waren verdeeld in manipels.
ABD’ye göre pazarlık unsurları da birbirine uymamaktaydı.Er werd opgemerkt dat de integratie tussen de markten van de lidstaten nog steeds onvoldoende was.
Ayrıca yol koşulları da birbirine benzerdi.Ook de rupsen lijken op elkaar.
İki grup yine birbirine girer.De twee groepen werden weer samen gevoegd.
Köylüler ve kentliler birbirine düşmanlardı.De elite en de boeren waren verregaand van elkaar vervreemd.
Yıl birbirine eşit iki mevsime bölünebilmektedir.De dag wordt in twee gelijke delen opgedeeld.
Bu iki kişi birbirine büyük para hediyeleri vermişlerdi.Ze overstelpten elkaar met cadeaus.
(Birbirine bağımlılardır).Dat betekent dan (van elkaar) onderscheiden.
Belirli bir özelliği olmalı, aksi takdirde her şey birbirine girer.Er moet maar één persoon de leiding hebben, anders gaat het niet goed.
İç açıları da birbirine eşit her biri 60 derecedir.De drie hoeken zijn ook even groot, namelijk 60°.
Birbirine herhangi bir şekilde bağlı olmayan düğümler birbirlerinden koşulsal bağımsızdırlar.Stochastische variabelen die niet onderling onafhankelijk zijn heten onderling afhankelijk.
Bence, her iki şarkı birbirine oldukça benziyor; bir intihal söz konusu değil," dedi.De twee liederen werden apart van elkaar gecomponeerd, ze hebben geen gemeenschappelijk thema.
Bulgaristan ile Türkiye birçok konuda birbirine paralel politikalar izlemektedirler denilebilir.Relaties Joegoslavië-Bulgarije Men heeft verschillende kijken op dit onderwerp.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod