Birbirine aşklarını tekrar açıklarlar.Amonepantlazohtlah → Os amáis los unos a los otros.
Açıyı üçe bölme: Verilen bir açıyı birbirine eşit üç küçük açıya bölme.Especial cuidado con las letras, que se dividirán en 3 más pequeñas.
İstasyon, ülkenin kuzey ve güneyindeki demiryolu hattını birbirine bağlamaktadır.Conecta la red ferroviaria que se dirige hacia el sur y el norte del país.
Olaylar karışık bir şekilde birbirine bağlanmıyor.Los hechos, sin embargo, se presentan poco entrelazados entre sí.
Bu oyunlarda küçük parmaklar birbirine takılarak el ele tutuşulur.En este caso las manos se mantienen con las palmas juntas.
Alternatif akım döngülerinde tellerin birbirine göre potansiyel farkının bulunmadığı bir nokta vardır.En la teoría de cuerdas, hay algunas variables desconocidas.
Dişileri morfolojik olarak birbirine benzer.Ambos sexos son morfológicamente similares.
Kültürleri birbirine karışmış, birbirlerini etkilemişlerdir.Ambos artistas se inspiran y se influyen mutuamente.
Bu amaçla belli bir alandaki toprağın yeri alt-üst yapılarak ve birbirine karıştırılarak değiştirilir.De esta manera, se aprende a ponerse en el lugar de otro y a intercambiar roles.
Bu nedenle de yerleşim birimleri birbirine çok yakındır.Además, ambos edificios se encuentran muy próximos.
İki kıtayı birbirine bağlayan bir konumda bulunan ülke Asya-Avrupa arasında bir köprü ișlevi görmektedir.Se está evaluando la construcción de un posible puente internacional que una a ambos países.
Doktor, Martha ile konuşup birbirine veda eder.El Doctor les desea con una voz tétrica buenas noches, y se marcha.
Transformatör en basit halde, birbirine yakın konan iki sargıdan ibarettir.En su forma más simple son dos sencillos transistores realimentados entre sí.
İkili birbirine aşık olmaya başlar.Sin embargo, ambos empiezan a enamorarse.
Verilen bu iki sözde dışbükeylik tanımı birbirine denktir.Las dos "clases" de sentencias se tratan de igual forma.
Birleştirici Güç, uzay ve zamanın birbirine girerek bütünlük arzettiğini anlatır.La integral se calcula sobre el espacio-tiempo entero si converge.
İlk bilgisayarlar birçok ekipmanın çok sayıda kablo ile birbirine bağlanması ile oluşmuştu.Los primeros portaaviones tenían una muy grande cantidad de cables de detención o cables.
Kelepçe, bir kişinin bileklerini birbirine yakın tutmak amacıyla tasarlanmış alettir.Esposas, dispositivo de seguridad diseñado para mantener juntas las muñecas de un individuo.
Büyük şehirleri birbirine bağlayan karayollarına çok yakındır.Los mayores aeropuertos pueden tener conexión directa con las autovíaS cercanas.
Dünya Ticaret Örgütü'ne üye ülkelerin genelde birbirine benzeyen menşe kuralları bulunmaktadır.Los mercados intradiarios tienen una regulación muy similar a la del mercado diario.
Maçtan sonra ikisi birbirine saygı gösterdi.Después del match ambos se dieron la mano en señal de respeto.
Sonradan, PCI-X tekrarında PCI veri yolları, çift yönlü voltajları birbirine bağlayıcıydı.Más tarde en la revisión 2.x, el bus tenía una interconexión de voltaje dual.
Yerel idaresi sınırları içinde bulunan arazi 30 km² kadar birbirine yakın küçük tepelerden oluşmaktadır.Las cabeceras de ambos municipios se encuentran separadas por poco más de 30 kilómetros en línea recta.
Sadece erkekleri ön kanatlarını birbirine sürterek ses çıkarırlar, dişileri kendilerine çekerler.Por eso sólo le oímos gruñidos y hablando entre dientes.
Bu isimlerin pek çoğu birbirine benzer.En ese aspecto se parecen mucho a vosotros.
Kemikler birbirine olabildiğince sıkı bağlanmışlardır.Los caracteres pueden estar ligados unos con otros.
İki katı birbirine bağlayan bu yapılar yatay, dikey ya da dairesel biçimlerde olabilirler.Las algas que pueden dividirse en dos dimensiones pueden formar talos con forma de hoja o cuerpos.
Tüm her şey ikilinin birbirine çok değer verip derin bir sevgi beslediklerini göstermektedir.Parece evidentemente que ambos quieren algo más, es una relación muy pasional de amor y odio.
Johann Jakob’un pozisyonunu kıskanıyordu ve ikisi sıkça birbirine üstün gelmeye çalışıyordu.Johann fu geloso della posizione di Jakob e i due spesso tentarono di farsi fuori a vicenda.
Birçoğu da yüzülmüş kafa derilerini birbirine dikerek kendileri için pelerin yaparlar.Si moltiplicano per spargimento dei semi (in semenzaio) e per trapianto (all'aperto).
Yiyecek rengi ve yemek tarifi unsurları Yin ile Yang dengesi ile birbirine tutturulur.La colorazione del cibo e gli ingredienti delle ricette sono abbinati con un equilibrio di yin e yang.
Daha genel çift yıldız terimi gökyüzünde birbirine yakın gözlenen yıldızlar için kullanılmıştır.Il termine più generale stella doppia è utilizzato per le coppie di stelle che appaiono vicine nel cielo.
George W. Bush Bulvarı, havalimanı ile Tiflis şehir merkezini birbirine bağlar.George W. Bush Avenue porta dall'aeroporto al centro cittadino di Tbilisi.
Bu iki köpek gerçekten de birbirine çok benzer.Le due specie del genere sono molto simili.
Evler birbirine çok yakın olarak dizilmiştir.Gli edifici erano addossati gli uni agli altri.
Ancak dönüm ile dekar birbirine tam eşit değildir.L'accento e lo iato non sono attendibilmente distinti.
Bu köprü iki şehri birbirine bağlayacaktı.I ponti consentono collegamenti tra le due parti della città.
Bu dönencede gün ve gece süresi birbirine eşittir.Questo è il motivo per il quale il giorno e la notte non sono mai insieme.
Alpha Centauri A ve Alpha Centauri B Güneş benzeri, birbirine yakın bir çift yıldızdır.Un pianeta attorno a α Centauri A o B vede l'altra stella come un "secondo sole".
Bir fıkıh terimi olarak selam; karşılaşan iki Müslümanın birbirine yaptıkları dua cümlesinden ibarettir.Diadelfi Sono gli stami quando sono saldati tra di loro in due gruppi (uguali o diseguali).
Yazılan şiirleri herkes birbirine göstericektir.Tutte le poesie sono state scritte da Chi.
Yol Fransa'da Cherbourg ile La Rochelle şehirlerini birbirine bağlar.Collega la città francese di Cherbourg-Octeville a La Rochelle, restando interamente in territorio francese.
Bu süreç ökaryot ve prokaryotlarda birbirine benzer.Questo processo è simile nei procarioti e negli eucarioti.
İki taraf da birbirine karşı üstünlük gösteremedi.Quindi non hanno esattamente usato i loro poteri l'una contro l'altra.
Göreceli olamsı sebebiyle Ortak Değerler birbirine Eşit Değil DENKTİR.Lo spirito combattivo di Sendo, infatti, non sembra avere eguali.
İki genç birbirine aşık olmuşlar ve evlenmeye karar vermişlerdir.Ma i due giovani finiscono per innamorarsi davvero e decidono di sposarsi.
Böylece birbirine çok uzak bölgelerde bile aynı kurallar geçerlidir.Si passa, dunque, da un estremo all'altro anche in zone relativamente vicine.
Mahalleler iki köprü ile birbirine bağlanmıştır.Questi sono collegati per mezzo di due ponti.
Birbirine bağlı 9 boşluktan oluşur.È costituita da nove settori separati l'uno dall'altro.
Bu eylemler, içkin ilişki aracılığıyla birbirine bağlanırlar.I due sono accomunati dalla passione per l'alcool.
Hastalık en fazla, oynarken birbirine bulaştıran çocuklarda görülür.La malattia è più comune tra i bambini, che la disseminano giocando tra di loro.
Yalıtkan maddelerin ( dielektrik madde ) çoğu birbirine iyonik bağlarla bağlanmıştır.La maggior parte degli isolanti (o materiali dielettrici) sono tenuti insieme da legami ionici.
Kültürleri birbirine karışmış, birbirlerini etkilemişlerdir.Musica e immagini si mescolano e si influenzano a vicenda.
Bütün bu yapılar yeraltı galerileri ya da örtülü irtibat hendekleri ağıyla birbirine bağlıdır.Questi edifici erano tutti collegati attraverso passaggi sopraelevati o sotterranei.
Birbirine yakın bazı beldeler ise birleştirilerek yeni ilçeler kuruldu.Molti credettero che fosse giunta una nuova età dell'oro.
Hülasa bütün) yaralar birbirine kısâstır."Incurabili, le ferite che si provocano l'un l'altro."
'Eşli rastgele örnekleme birbirine bağlantısı olan iki değişik örneğe elaman seçimini kapsar.Descrive ciò che succede quando due caratteri totalmente opposti si avvicinano."
Bu arada iki genç birbirine aşık olur.Nel frattempo, i due giovani si innamorano.
Ama onlar hiçbir zaman birbirine kavuşamazlar.I due però non s'incontreranno mai.
Yan yana iki ipi belli noktada birbirine bağlamak için kullanılır.Invece di essere fissato su entrambi i lati è legato su un solo lato.