Adaları birbirine ve kıyıya bağlayan köprüler vardır.Les deux îles sont reliées entre elles et à la côte par des ponts routiers.
Elektriğin ve manyetizmanın birbirine görece etkileri referans sistemine bağlıdır.Il convient de souligner que les champs électrique et magnétique dépendent du référentiel d'étude.
Silahın çevresinden birbirine çapraz geçen 2 ışık dalgası silahın üst kısmına doğru dönerek ilerler.Deux épées se croisent en arrière avec les pointes vers le haut.
İniş iletkeni ile paratoner ve topraklama arasını en kısa yoldan birbirine irtibatlandırmak gerekmektedir.La durée de transport entre la récolte et l'arrivée au chai de vinification doit être la plus courte possible.
İki genç birbirine aşık olmuşlar ve evlenmeye karar vermişlerdir.Tous deux tombent amoureux et décident de se marier.
İkisi birbirine olan çok büyük aşkları hakkında şarkı söylerler.Tous deux chantent leur amour.
Bu anlaşma, iki ülkenin Avusturya'ya karşı bir savaşta birbirine yardım edeceğini taahhüt ediyordu.Cet accord prévoyait une clause d'assistance mutuelle dans le cas d'une guerre avec l'Autriche.
Karşılıklı kenarları birbirine paraleldir.Les faces opposées sont parallèles.
Makineler çalışırken, içerisindeki parçalar birbirine sürtünürler.Pendant qu'il réfléchit, d'autres machines s'assemblent dans l'obscurité.
Hacker ile Cracker birbirine karıştırılmamalıdır.Ne doit pas être confondu avec Hacker.
Eklemi oluşturan kemikler birbirine fibriz bir doku aracılığıyla bağlanmıştır.Les os d'une articulation fibreuse sont unis par du tissu fibreux.
Birbirine dik iki doğru AB ⊥ {\displaystyle \perp } CD şeklinde gösterilir.C'est un mélange des deux bandes live qu'on retrouve sur la version CD.
3- Cisimler birbirine yaklaştıkça, bu çekim kat kat fazlalaşır.Et plus la division de ces deux chiffres est proche de 1, plus l'engin tourne rapidement.
Büyük şehirleri birbirine bağlayan karayollarına çok yakındır.Les routes liant les principales villes sont goudronnées.
Ancak olaylar sırasında saflar birbirine karışıp şiddetin kaynağı belirsiz hale gelmiştir.Au début, les forces en présence sont équilibrées et la mêlée demeure incertaine.
Yüksek geçitler vadileri birbirine bağlar.Des passerelles relient les arbres entre eux.
Sıklıkla ağ gibi birbirine girmiş yılanlar görülür.Ils ont souvent des cheveux bouclés entremêlés de serpents.
Bu nedenle de yerleşim birimleri birbirine çok yakındır.C'est pour cette raison que les deux bâtiments sont situés à proximité immédiate l'un de l'autre.
Aydoğan Cd.si ise mahallenin bu iki bölümünü birbirine bağlar.Le lieu Mortefontaine peut correspondre à l'une de ces deux communes de ces deux derniers départements.
İkili birbirine o kadar yakındır ki, herhangi bir teleskopla ayırt etmek olanaksızdır.Certaines espèces sont si proches qu'on peut à peine les différencier par des signes extérieurs.
Bu iki görünüş birbirine benzemez.Ces deux frères n'ont aucune ressemblance.
Bu kağnılar birbirine halat veya zincirlerle arka arkaya bağlanırdı.Ils se groupent par paires ou par chaînes.
Zıt iki kutup birbirine dokunur ve birbirleri içinde kaybolurlar.Une pomme se détache et tombe précisément entre eux deux...
Beliren özellikler özdeş, birbirine indirgenebilir veya diğer özelliklerden çıkarsanabilir değildir.Ils peuvent être inconnus d'une région à l'autre ou ne pas désigner la même espèce.
Bu hesaplamanın yapılmasında temel etken, karbon 14 ile karbon 12'nin birbirine oranının hesaplanmasıdır.Ce taux est principalement dû à la présence de carbone 14 et de potassium 40 dans notre organisme.
Vesalius, bu iki dalın birbirine bağlı olduğuna inanıyordu.Allison se demande si les deux affaires sont liées.
İki erkek kardeş birbirine çok benzer.Los dos hermanos son muy parecidos.
Tom ve Mary'nin birbirine ihtiyacı var.Tom y Mary se necesitan el uno al otro.
Gece-gündüz süreleri birbirine eşittir.Y noche será el día que será el día.
Almanya'nın petrol boru hatları uygun bir ağ oluşturmaz ve bazen sadece iki farklı yeri birbirine bağlar.Los oleoductos de Alemania no constituyen una red adecuada, ya veces sólo se conectan dos lugares diferentes.
Birbirine bağlı bileşenleri üç milyardan fazla kimyasal kod dizininden oluşur.Sus componentes interdependientes consisten en más tres mil millones de secuencias químicas.
Ancak, San Juanico Köprüsü bu iki karayı birbirine bağlamaktadır.El puente de San Juanico conecta las dos islas.
Birbirine seri bağlı devrelerde devre kazanç ve kayıpları (işaretlere dikkat etmek kaydıyla) toplanır.Puede introducirse en ellos, y saltar rápidamente entre uno y otro, reflejándose en ellos.
Eğer diziler yeterince birbirine benziyorsa lokal ve global hizalama sonuçları arasında bir fark olmaz.Con secuencias suficientemente similares, no existe diferencia entre alineamientos globales y locales.
Şok terapisi sahnesinin arkasındaki fikrir, Laurel ve Hardy'nin birbirine pasta fırlatmasından gelmektedir.La idea detrás de la escena de terapia de shock fue inspirada en Laurel y Hardy arrojándose pasteles.
Çünkü melek ve şeytanlar birbirine dokunamaz ve aşık olamazlardı.También el Dragón y sus ángeles combatieron, pero no prevalecieron y no hubo ya lugar en el Cielo para ellos.
Ermeniler, Suriyeliler ve Yahudiler İran'ı, Bizans'ı ve Roma'yı yavaş bir değiş tokuşla birbirine bağladılar.Armenios, sirios y judíos conectaban Persia con Bizancio y Roma en un lento intercambio.
Doktor ve Amy birbirine yakın yerlere düşerler ve Alaskada kurtulanlardan olan Harvey tarafından bulunurlar.El Doctor y Amy aterrizan cerca uno del otro, y les encuentra Harvey, otro superviviente del Alaska.
Gece ve gündüzün birbirine eşit olduğu bu duruma ekinoks veya gün tün eşitliği denir.Los machos incuban durante el día y las hembras durante la noche y en la mañana.
Ama onlar hiçbir zaman birbirine kavuşamazlar.Nunca se reconciliarían.
Böylelikle yeri, göğü ve yeraltını birbirine bağlar.Que se unan el cielo y la tierra.
Heyecan yaratan bir başka durum ise, farklı bölgelerdeki insanların anlattıklarının da birbirine benzemesiydi.Y siempre me sentí un poco diferente de los demás en mis barrios.
Belirli bir özelliği olmalı, aksi takdirde her şey birbirine girer.Alguien o algo distinto debe estar detrás de todo esto.
Bu iki köpek gerçekten de birbirine çok benzer.Estas dos especies de ratas son muy parecidas entre sí.
Bütün dik açıların birbirine eşit olduğu doğrudur.Todos los ángulos rectos son iguales entre sí.
Servis İnsanlar kategorisinde birbirine benzer yüzler ve gruplar için onları analiz eder.El servicio analiza las fotos de la cara y las similares las agrupa juntas en la categoría de People.
Seri katiller ile şölen katillerini birbirine karıştırmamak gerrekir.¡Cómo consolarnos nosotros, asesinos entre los asesinos!
Tüm genelleştirilmiş hata fonksiyonları içinn > 0 grafiğin pozitif x tarafı birbirine çok benziyor.Todas las funciones error generalizadas para n>0 son similares para x positivas.
Mimari yapı tarzları birbirine çok yakındır.Las hojas pinadas del algarrobo son muy cercanas entre sí.
Bu iki kişi birbirine büyük para hediyeleri vermişlerdi.Las dos mujeres también intercambiaron regalos.
Yerle göğü birbirine bağlayan yaşam ağacıdır.Representa la comunión entre el cielo y la tierra.
Kağıt, el tamamen açık parmaklar birbirine yapışıktır.Las manos juntas, los dedos cruzados entre sí.
Birçok araştırmacı bu iki mezhebi birbirine karıştırmıştır.Aun así, muchos medios confunden ambas construcciones.
Bu dönencede gün ve gece süresi birbirine eşittir.Toda la noche y el día siguiente transcurre así.
Miyako ile o birbirine çok bağlıdır.Ella y Riko se llevan bien.
Dönüşüm, diziyle ilişkilendirilmiş üretici işlevleri birbirine bağlamaktadır.La transformada conecta las funciones generadoras asociadas con las series.
Otoyol, 311.4 km (193.5 mil) uzunluğunda olup Londra ve Leeds kentlerini birbirine bağlamaktadır.Tiene un recorrido de 311 km, conectando Londres con Leeds.
Bütün şehirler birbirine demiryolları ve otobanlarla bağlanmıştır.Ambos están conectados por autopistas y servicios de autobús.
Böylelikle herkes birbirine ikram etmiş sayılır.Se dan las gracias unos a otros.
İki yalıtkan objeyi birbirine sürtmek büyük bir statik elektrik oluşturur.Al frotar dos objetos no conductores se genera una gran cantidad de electricidad estática.