Ana içeriğe geç
Sözlük

birbirine ile cümle

birbirine kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
İç açıları da birbirine eşit her biri 60 derecedir.Dort ist der Winkel der einzelnen Seiten zueinander gleich und beträgt 60°.
"İki elini birbirine çarparak bir ses çıkartabilirsin.Es können auch die geschlossenen Klappern beider Hände aufeinander geschlagen werden.
İnternet denen ağ, birçok ağın birbirine bağlantısı ile oluşur.Das liegt daran, dass mit dem jeweiligen Inhalt eine Kette anderer Inhalte vernetzt ist.
Bu düzeltilen komutlar birbirine bağlandı.Die entsprechenden Krümmungsrichtungen stehen senkrecht aufeinander.
Pons her iki serebellar hemisferi birbirine bağlar.Riesenhaie kommen in beiden Hemisphären vor.
Duvar taşları, demir kenetlerle birbirine bağlıdır.Die Steinblöcke des Mauerwerks waren durch eiserne Klammern miteinander verbunden.
Varlıklar kolonu ile Kaynaklar kolonunun dip toplamları her zaman birbirine eşittir.Materialdiebstahl innerhalb der Kolonie sowie zwischen verschiedenen Kolonien ist häufig.
İki kardeş kolaylıkla birbirine karıştırılabilir.Alle drei Arten können leicht miteinander verwechselt werden.
Dürer ve Baldung kendi hayatları boyunce birbirine dostluk yapmakta devam etmişlerdir.Die Familien Foerster und Herms blieben sich ein Leben lang in Freundschaft verbunden.
Beş tane shard birbirine bağlandığında bir küme(cluster) olacaktır.Bei 5 kV Isolationsfestigkeit werden durchaus drei Schichten übereinander geklebt.
Büyük şehirleri birbirine bağlayan karayollarına çok yakındır.Weitere Straßen verbinden Grand-Failly mit den umliegenden Gemeinden.
Liv ve Maddie, görünüşte ikiz olmalarına karşın kişilikleri birbirine oldukça zıt ikiz kız kardeşlerdir.Diva und sie sind Zwillingsschwestern und sehen sich zum Verwechseln ähnlich.
"Birbirine razı olan ilişkilere doğru: Anarşizm ve Cinsellik".Reflexionen zum Verhältnis von Anarchismus und Christentum".
Süveyş Kanalı, Akdeniz ile Kızıldeniz'i birbirine bağlayan yapay su yoludur.Der Seevekanal stellt eine künstliche Verbindung zwischen der Seeve und der Süderelbe dar.
Evler genel olarak birbirine bitişiktir ya da aralarında az bir mesafe bulunmaktadır.Sie sind etwa so lang wie breit und überlappen einander daher seitlich nicht oder kaum.
Yalnızlık ile izole edilmeyi birbirine karıştırmamak gerek. Bunlar iki farklı şey.On ne devrait pas confondre la solitude et l'isolement. Ce sont deux choses différentes.
İnternetten önce, arkadaşlıklar ve aşklar birbirine uyumluydu.Avant l'Internet, les amis et les amoureux devaient correspondre.
Evlerin birbirine yakın olduğu yerleşmelerdir.Les maisons se bousculent, liées entre elles par des arcades.
Bu dağda 500'den fazla mağara bulunuyordu ve bunlar birbirine tüneller yoluyla bağlanıyordu.Cette montagne comprenait quelque 500 grottes calcaires, connectées entre elles par des tunnels.
Quest3D uygulamaları, ‘Channels’ denilen işlevsel bileşenleri birbirine iliştirerek geliştirilir.Les applications Quest3D sont développées en reliant entre eux des composants fonctionnels appelés Channels.
İlk kez 1605 yılında inşa edildi ve Oder Nehri ile Havel Nehri'ni birbirine bağlıyordu.Il a été construit pour la première fois en 1605 dans le but de relier l'Oder et la Havel.
Doktor ve Amy birbirine yakın yerlere düşerler ve Alaskada kurtulanlardan olan Harvey tarafından bulunurlar.Le Docteur et Amy tombent l'un près de l'autre et sont découverts par Harvey, un autre survivant de l'Alaska.
Söylenenlere göre Virginia ve Poe mutlu ve birbirine bağlı bir çiftti.Virginia et Poe formaient, selon tous les témoignages, un couple heureux et dévoué.
Mesela d, s ve b birbirine karışırlar.Ainsi, Q et B se déterminent mutuellement.
Erkek ile dişi görünüş olarak birbirine benzer ancak dişi daha küçük yapılıdır.On distingue l' antsiva lahy (mâle) plus aigu et plus petit, de l' antsiva vavy (femelle) plus grave.
Beyaz Deniz - Baltık Kanalı bu iki denizi birbirine bağlar.C. Le dernier type de canal maritime joint deux mers entre elles.
Birbirine iliştirilmiş bileşenler, asıl program yapısını temsil eden bir ağacı biçimlendirir.Les composants ainsi reliés forment un arbre qui représente la structure du programme.
İran neredeyse bütün kasaba ve şehirleri birbirine bağlayan yaygın bir yol ağına sahiptir.L'Iran a un vaste réseau routier goudronné reliant la plupart de ses villages et toutes ses villes.
İkili birbirine aşık olmaya başlar.Les deux commencent à tomber amoureux.
Oxbridge kelimesi iki üniversitenin birbirine çok benzemesinden dolayı kullanılır olmuştur.Le nom Oxbridge a été créé pour parler de ces deux universités.
Ama onlar hiçbir zaman birbirine kavuşamazlar.Ils ne s'entendent jamais.
Böylelikle herkes birbirine ikram etmiş sayılır.En principe, tout le monde s'accorde à peu près.
Kulelerin arası yaklaşık ikişer kulaç olup birbirine çok yakın kulelerdi.Deux coups de mine trop rapprochés faisaient long feu l'un et l'autre.
İki kişi veya takım birbirine karşı yarışır.Deux équipes ou plus s'affrontent.
İki araç birbirine yaklaşmayı başardı, ancak kenetlenme gerçekleşemedi.Nous voulions amener les deux voitures à l'arrivée mais ça n'a pas été possible.
Bu köprü iki şehri birbirine bağlayacaktı.Un pont relie les deux communes.
Bu çapraz bağları komşu polimer zincirleri birbirine bağlar, böylece sertlik verir.Ces chaînes latérales connectent des chaînes de polymère voisines, leur conférant leur rigidité.
Birçok kaplıcayı birbirine bağlar.De nombreuses cavernes communiquent entre elles.
Belirli bir özelliği olmalı, aksi takdirde her şey birbirine girer.Elle doit en choisir une, sans quoi tous mourront pendus.
Yaşantı bakımından ise birbirini seven birbirine değer veren yoksulları gözeten bir yapıya sahiptir.Point de divinité à part Lui, le Vivant, Celui qui subsiste par lui-même (al-Qayyùm).
E 231 Hollanda'nın, Amsterdam ve Amersfoort kentlerini birbirine bağlayan Avrupa'nın B sınıfı yol.La route européenne 231 est une route reliant Amsterdam à Amersfoort.
Bu iki köpek gerçekten de birbirine çok benzer.Les deux sexes sont très ressemblants.
İl sınırlarını birbirine bağlamaktadır.Ils coupent leurs liens.
DNA ipliklerinin birbirine sarılmış olması uzun DNA ipliklerinin birbirnden ayrılmasını güç kılar.L'entrelacement des brins d'ADN rend les longs segments difficiles à séparer.
Fakat senarist ile oyun yazarı birbirine karıştırılmamalıdır.Ne doit pas être confondu avec Le Pianiste.
Bireysel olarak varılan mesafe yargısı ile gruptaki bireylerin yargıları birbirine yaklaşmaya başlamıştır.La séparation entre les gens des comptes et ceux du parlement commence à apparaître.
Birbirine yakın fonksiyonlar aynı alanda toplanır.Les différentes pièces sont, ici, rassemblées dans un même bâtiment.
Buna rağmen iki tablonun detayları birbirine benzemektedir.Ensuite, le format des deux tableaux est comparable.
Seri katiller ile şölen katillerini birbirine karıştırmamak gerrekir.Les tueurs en série ne doivent pas être confondus avec les tueurs de masse, ni avec les tueurs à la chaîne.
İkisi de birbirine âşıktır ama kavuşamazlar.Les deux tombent amoureux l'un de l'autre, mais sont séparés.
Dansta da, yönetmenlikte de birbirine yakın rotalar izledi.Avec précaution, il suivit la direction du râle.
Kültürleri birbirine karışmış, birbirlerini etkilemişlerdir.Les deux artistes s’inspirent et s’influencent mutuellement.
İç açıları da birbirine eşit her biri 60 derecedir.Tous ses angles internes sont de 60 degrés.
Bu dönencede gün ve gece süresi birbirine eşittir.Ceci parce qu'à l'équinoxe jour et nuit ont une durée identique.
Oldukça büyük olan bu kuşların özelliği uçları dışında birbirine değmeyen büyük gagalarıdır.Mais ce qui est vraiment surprenant, c’est la forme plus que singulière de ces alvéoles.
Oyun bünyesinde birbirine düşman olan iki birlik bulunmaktadır: Alliance (İttifak) ve Horde (Güruh).On attribue deux ennemis à la joie: un ennemi proche et un ennemi lointain.
Önden bakıldığı zaman iki araçta birbirine çok benzemekteydi.Extérieurement, les deux véhicules étaient très semblables.
Bu hat Üsküp-Kosova Ovası arasını birbirine bağlamıştır.Cette stipulation se double d’une assistance mutuelle franco-soviétique.
Her iki süperküme birbirine bağlıdır ve bazen tek bir küme olarak kabul edilirler.Ces deux approches semblent tantôt s’opposer, tantôt se compléter.
Bu iki kişi birbirine büyük para hediyeleri vermişlerdi.Les deux groupes s'échangent des cadeaux.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod