Ana içeriğe geç
Sözlük

birbirinde ile cümle

birbirinde kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Bütün yaşamsal olaylar, birbirinden az çok bağımsız olan hücreler tarafından yapılır.Las células pueden sobrevivir fácilmente separadas de otras células.
Bu buzul dönemleri, buzul arası dönemlerle birbirinden ayrılmış durumdadır.Todavía encontramos estos fenómenos al margen de los glaciares actuales.
Alaska ve Kanada Guçincesi birbirinden iki farklı yazı kullanmalarıyla ayrılır.En Estados Unidos y Canadá venía con dos carátulas extra para darle un look diferente.
Bu şekilde, iki ayrı kişide görülen aynı hastalığın tedavisi birbirinden farklılıklar gösterebilmektedir.Ahora se sabe que ambos médicos estaban describiendo aspectos diferentes de la misma enfermedad.
İşte kulağın farklı müzik aletlerini birbirinden ayırmasını sağlayan bu harmoniklerdir.Estos samples son el sonido de los distintos instrumentos que componen la música.
Gelenler birbirinden bağımsız olarak ve farklı zamanlarda gelmişlerdir.Ambas partes pertenecen a épocas independientes y estilos diferentes.
Trollzopolis birbirinden renkli trollerin yaşadığı bir yerdir.Trollzopolis Es el lugar donde los trollz viven, es un lugar muy moderno.
Eğer parçacıklar birbirinden ayırt edilemezse sadece N+1 yapılandırma olur.Si n granos de arena no forman un montón, tampoco lo serán (n+1) granos.
Onları birbirinden nasıl ayırıyorsun?Come li distingui l'uno dall'altro?
Pozitif ve negatif koronaların fiziği birbirinden oldukça farklıdır.La fisica delle corone positive e negative è fortemente differente.
Yapılan test, akut ve kronik enfeksiyonları birbirinden ayıramaz.Il test non è in grado di distinguere tra infezioni acute e croniche.
Ama Hamming (7,4) bir ve iki bitlik hataları birbirinden ayıramaz.Inoltre, il codice Hamming (7,4) non può distinguere tra errori di singolo bit ed errori su due bit.
Familyanın üyeleri dış görünüşleri ile birbirinden farklıdır.I membri della famiglia sono molto simili tra loro nell'aspetto esteriore.
Mozambik Kanalı ülkeyi Afrika ana kıtası ile birbirinden ayırmaktadır.Il Canale del Mozambico la separa dal resto del continente.
Ekolokasyon yapan hayvanların iki kulağı birbirinden hafifçe uzaktadır.Gli animali ecolocalizzatori presentano due orecchi posizionati un po' separati.
Birbirinden farklı 2 sezonu vardır.Vi sono due diversi modi di stagionatura.
Svaneti’nin genel görünümünü, derin vadilerle birbirinden ayrılan yüksik dağlar oluşturur.Il paesaggio dello Svaneti è dominato da alte montagne separate da profonde valli.
Kentin tarihi birbirinden iki farklı döneme ayrılabilir.La storia del campo può essere distinta in due periodi.
Fransa'da Kilise ile Devlet'i birbirinden ayıran Sekülerizasyon Yasası ise 1905 yılında çıkarıldı.Questa fu una tappa in più verso la Legge sulla separazione fra Chiesa e Stato, che fu approvata nel 1905.
Antarktika ve Avustralya dönem sonunda birbirinden koparlar.Antonio e India si rimettono finalmente insieme.
Başkaları birbirinden farksızdır ve hakkımızda hepsi aynı şeyi düşünür.Migliaia di nostri, non ne dubitate, hanno sentito lo stesso.
İki adam bir daha birbirinden haber alamaz.Di entrambi non si seppe più nulla.
Önce birbirinden nefret eden bu ikili daha sonra çok iyi arkadaş olacaktır.I due, dopo un iniziale odio, cominciano a diventare ottimi amici.
İngiltere ve ABD'de değişik koşullarda ve birbirinden bağımsız olarak ortaya çıkmıştır.La situazione in Inghilterra e negli Stati Uniti fu in parte diversa.
Cephe, farklı özelliklerdeki iki hava kütlesini birbirinden ayıran hat.Più righe se stesso allenatore in due periodi distinti.
Üç notadan oluşan akorlarda, birbirinden farklı dört çeşit akor tipi kurulabilir.Si possono distinguere almeno 4 fasi edificatorie diverse.
Bununla birlikte türlerin birbirinden farklı pek çok özelliği vardır.Tuttavia, ci sono passaggi abbastanza simili tra specie e specie.
Dizdar klipte birbirinden farklı kostümler giymiştir.In ogni foto è travestito in maniera diversa.
Nüshaların dil özellikleri ve kurguları birbirinden farklıdır.La lingua diyari distingue solo tra femminile e tutto il resto.
Bunun sonucunda aynı metnin mevcut versiyonları çoğu kez birbirinden farklılık gösteriyordu.Esistono, dunque, versioni multiple, a volte contraddittorie di quest'opera.
İkizler birbirinden ayırt edilemez.Эти близнецы неотличимы друг от друга.
Onları birbirinden ayırmak kolay.Их легко разлучить.
İkiz Jackson kardeşleri birbirinden ayırt etmek imkânsız.Близнецов семьи Джексон невозможно различить.
Ölümünden sonra üç çocuğu birbirinden ayrıldı.После его гибели осталось трое детей.
Bu şekilde Darwin tilkisinin birbirinden ayrılmış iki popülasyonu oluşur; biri adada diğeri ise kıtada.Вследствие этого возникли две разделённые популяции дарвиновской лисицы, одна на острове, другая на суше.
1905 - Fransa'da din ve devlet işlerini birbirinden ayıran yasa kabul edildi.В 1905 году во Франции был принят Закон о разделении церквей и государства.
İyilik ve kötülük birbirinden ayrılmaz, aynı madolyonun iki farklı yönüdür.А зло и добро — лишь две стороны одной медали.
Bu kayıptan sonra herkes birbirinden uzaklaşır.Поражения следовали одно за другим.
Gündüzleri birbirini gören hayvanlar, geceleyin de seslerle birbirinden ayrılmazlar.О недостойно участвующих в Вечере Господней и не вкушающих Тела Христова.
Ertesi gün ödül kaybolur ve herkes birbirinden şüphelenmeye başlar.На следующий же день награда пропадает и каждый из четырёх победителей подозревает друг друга в воровстве.
Gaz partikülleri birbirinden çok uzak mesafededirler.Спинные плавники расположены на довольно большом расстоянии друг от друга.
Bu sebeple her oyun birbirinden farklıdır.В каждой игре они различны.
Köylerde mevcut evler birbirinden uzaktır.В деревнях дома стоят близко друг к другу.
Tanecikler birbirinden uzaklaşmaya başlar.Они начинают отдаляться друг от друга.
İkisi bir kılıç düellosuna başlarlar; ama askerler tarafları birbirinden ayırırlar.История начинается с поединка на мечах, в ходе которого один из дуэлянтов сражает другого.
İlk etapta Sthavira ve Mahāsāṅghika anlayışları birbirinden farklılaşmıştır.Изначально понятия святотатство и кощунство строго различались.
Ama kütle ve ağırlık birbirinden farklı kavramlardır.В физике вес и масса — разные понятия.
Yerleşme dağınık evler birbirinden uzaktadır.Жилые кварталы расположены хаотично, в отдалении друг от друга.
Kütleler birbirinden çok farklı olduğunda (örn.В каждом из них отличается основа (араб.
Siyaset ve ekonomi iç içe geçmiştir ve birbirinden ayrışamazdır.И политические, и религиозные причины были так тесно связаны, что отделить одни от других невозможно.
Canlılar dünyasında birbirinden bağımsız olarak evrilmiş bir dizi mercek tipi mevcuttur.Одно из многих загадочно изменившихся животных в мире YKK.
Kaderleri de birbirinden farklı şekillendi.По-разному сложились их судьбы.
Yapılacak iş'in küçük parçalara dağılımı ve mümkün oldukça birbirinden bağımsız alt görevleri.Если же велик, то его надо разбить на несколько относительно независимых функций.
Hindistan'ın elinde kalan topraklar bu iki Pakistan'ı birbirinden ayırıyor ve bağlantıyı kesiyordu.На Земле остаются три материнских куба, которые народы решают разделить и спрятать.
Hepsi birbirinden belalı, hepsi birbirinden tehlikeli iki bin adam.Каждый там силён, как тысяча человек.
Rusya pazarında yarışan bu iki sistem birbirinden tamamı ile farklı sistemlerdir.Две модели, имеющиеся на рынке в России имеют разные ниши.
Bu iki kabuk atmosfer tarafından birbirinden ayrılıyordu ve her birinin ayrı manyetik kutupları vardı.Оболочки разделены атмосферами, и у каждой оболочки есть свои магнитные полюса.
Bilim ve teknik birbirinden ayrılamaz bir bütünlük içerisindedir."Вера и научная медицина ни в какой степени не исключают друг друга….
Ancak tümü birbirinden bağımsız hikâye.Нереальная история Все — за одну.
Bu durumda bireysel kimlikle sosyal kimliği birbirinden ayırmak gerekir.Анализируя индивидуальные мотивы они забывают социальные.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod