Ana içeriğe geç
Sözlük

birbirinde ile cümle

birbirinde kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Çok uzun zaman insanlar fen bilimini ve beşeri bilimleri birbirinden ayrı gördüler.Het grootste deel van de tijd heeft men wetenschap en menswetenschappen als iets verschillends beschouwd.
Çok uzun zaman insanlar fen bilimini ve beşeri bilimleri birbirinden ayrı gördüler.아주 오랜 시간동안 사람들은 과학과 인간성을 매우 구별되는 것으로 생각해왔습니다.
Çok uzun zaman insanlar fen bilimini ve beşeri bilimleri birbirinden ayrı gördüler.Lâu lắm rồi người ta vẫn coi khoa học và xã hội là các môn riêng biệt.
Çok uzun zaman insanlar fen bilimini ve beşeri bilimleri birbirinden ayrı gördüler.Nagyon hosszú ideig az emberek úgy tekintettek a természet és a humán tudományokra, mint két külön világra.
Çok uzun zaman insanlar fen bilimini ve beşeri bilimleri birbirinden ayrı gördüler.Od niepamiętnych czasów ludzie rozdzielali nauki ścisłe i humanistyczne.
Çok uzun zaman insanlar fen bilimini ve beşeri bilimleri birbirinden ayrı gördüler.Per molto tempo la gente ha guardato alla scienza e all'umanesimo come due cose distinte.
Çok uzun zaman insanlar fen bilimini ve beşeri bilimleri birbirinden ayrı gördüler.Po dlouhou dobu lidé považovali přírodní a humanitní vědy za odlišné.
Çok uzun zaman insanlar fen bilimini ve beşeri bilimleri birbirinden ayrı gördüler.Sepanjang waktu, manusia beranggapan bahwa ilmu pengetahuan dan kemanusiaan adalah hal yang berbeda.
Çok uzun zaman insanlar fen bilimini ve beşeri bilimleri birbirinden ayrı gördüler.Under en lång tid har människor sett vetenskap och humaniora som åtskilda.
Çok uzun zaman insanlar fen bilimini ve beşeri bilimleri birbirinden ayrı gördüler.В течение очень долгого времени наука и искусство считались радикально различными.
Çok uzun zaman insanlar fen bilimini ve beşeri bilimleri birbirinden ayrı gördüler.Довгий час вважалось, що між точними і гуманітарними науками лежить прірва.
Çok uzun zaman insanlar fen bilimini ve beşeri bilimleri birbirinden ayrı gördüler.От древни времена хората разглеждат науката и хуманитарните науки като отделни.
Çok uzun zaman insanlar fen bilimini ve beşeri bilimleri birbirinden ayrı gördüler.זמן רב מאוד שאנשים התייחסו למדע ורוח כדברים נפרדים.
Çok uzun zaman insanlar fen bilimini ve beşeri bilimleri birbirinden ayrı gördüler.لمدة طويلة من الزمن العلم و .. الانسانية أمران منفصلان
Çok uzun zaman insanlar fen bilimini ve beşeri bilimleri birbirinden ayrı gördüler.別々のものとして捉えてきました C.
Çünkü bu ülkede cinsiyetler katı şekilde birbirinden ayrılmıştır.Het is namelijk een land waar de seksen strikt gescheiden worden gehouden.
Çünkü bu ülkede cinsiyetler katı şekilde birbirinden ayrılmıştır.Jest to kraj, który jest surowo podzielony pomiędzy obie płcie.
Çünkü bu ülkede cinsiyetler katı şekilde birbirinden ayrılmıştır.왜냐하면 이 나라는 엄격하게 성별을 구분하는 나라이기 때문입니다.
Çünkü bu ülkede cinsiyetler katı şekilde birbirinden ayrılmıştır.Por outras palavras, enquanto homens, não é suposto que partilhemos o mesmo espaço físico de uma mulher.
Çünkü bu ülkede cinsiyetler katı şekilde birbirinden ayrılmıştır.בגלל שזו מדינה שמקיימת הפרדה רצינית בין גברים ונשים.
Çünkü bu ülkede cinsiyetler katı şekilde birbirinden ayrılmıştır.لأنها دولة تفصل فصلاً تاماً بين الجنسين
Çünkü bu ülkede cinsiyetler katı şekilde birbirinden ayrılmıştır.男女は強固に分けられているのです。 つまり、
Çünkü hala bilim ve sanatı birbirinden bağımsız düşünenler çoğunluktalar.대중의 문화 속에 분열이 존재하고 있기 때문입니다.
Çünkü hala bilim ve sanatı birbirinden bağımsız düşünenler çoğunluktalar.la ciencia y las artes pues hoy existe un cisma en la cultura popular. Saben,
Çünkü hala bilim ve sanatı birbirinden bağımsız düşünenler çoğunluktalar.la science et les arts, car en ce moment il y a un schisme dans la culture populaire.
Çünkü hala bilim ve sanatı birbirinden bağımsız düşünenler çoğunluktalar.Obecnie w kulturze popularnej jest między nimi rozłam. Obecnie w kulturze popularnej jest między nimi rozłam.
Çünkü hala bilim ve sanatı birbirinden bağımsız düşünenler çoğunluktalar.ישנו קרע הקיים בתרבות הפופולרית. אתם יודעים,
Çünkü hala bilim ve sanatı birbirinden bağımsız düşünenler çoğunluktalar.في الوقت الراهن في الثقافة السائدة. كما تعلمون
Çünkü hala bilim ve sanatı birbirinden bağımsız düşünenler çoğunluktalar.というのは今のよくある見方では分裂していると 思われているからです 科学と芸術とは
Dali bir şeyi aynı anda ve birbirinden farklı şeyler olarak algılayabiliyor ve resminde yansıtabiliyor.(smích). Říkali, že Dalí má schopnost vidět několik věcí současně, ne jednu, ale hned několik.
Dali bir şeyi aynı anda ve birbirinden farklı şeyler olarak algılayabiliyor ve resminde yansıtabiliyor.To oni nazwali talent Dalego - umiejętność widzenia rzeczy jednocześnie, jako coś więcej niż jedno.
Defalarca yıkandığından içi görünen bir elbise giyinmiş, birbirinden aç 5 çocuğu ile annemi gördü.5人のお腹を空かした子供をみた 女性が 何があったのか母の元に来て尋ねました
Defalarca yıkandığından içi görünen bir elbise giyinmiş, birbirinden aç 5 çocuğu ile annemi gördü.- ami annyiszor lett kimosva, hogy igazából már áttetsző volt - az öt igen éhesnek kinéző gyerekével.
Defalarca yıkandığından içi görünen bir elbise giyinmiş, birbirinden aç 5 çocuğu ile annemi gördü.그때 어머니는 너무 많이 빨아서 속이 다 비치는 옷을 입고, 다섯명의 굶주린 아이를 데리고 있었죠.
Defalarca yıkandığından içi görünen bir elbise giyinmiş, birbirinden aç 5 çocuğu ile annemi gördü.lavato così tante volte che in pratica era diventato trasparente, e con cinque bambini dall'aspetto macilento,
Defalarca yıkandığından içi görünen bir elbise giyinmiş, birbirinden aç 5 çocuğu ile annemi gördü.שכובסה כל כך הרבה פעמים עד שהייתה למעשה שקופה, יחד עם חמישה ילדים שנראים רעבים מאד,
Defalarca yıkandığından içi görünen bir elbise giyinmiş, birbirinden aç 5 çocuğu ile annemi gördü.الذي قد غُسل مراراً وتكراراً، لدرجة أنه أصبح شفافاً، ومعها خمس أطفال يبدو عليهم الجوع،
Demek bunlar birbirinden farklı."Aşa că trebuie să fie adevărat: sigur sunt diferiţi. "
Demek bunlar birbirinden farklı."Así que debe ser verdad, deben ser diferentes".
Demek bunlar birbirinden farklı."Donc ça doit être vrai -- ils doivent être différents. "
Demek bunlar birbirinden farklı."Es muss also stimmen -- sie müssen verschieden sein."
Demek bunlar birbirinden farklı."Het moeten wel verschillende soorten zijn."
Demek bunlar birbirinden farklı."하여 그것들이 서로 다른 것들이라는 것은 사실일 것입니다."
Demek bunlar birbirinden farklı.""que ganhe dentes à medida que envelhece. "Portanto, deve ser verdade "-- eles devem ser diferentes".
Demek bunlar birbirinden farklı."Quindi deve essere vero -- devono essere diversi."
Demek bunlar birbirinden farklı."Så det måste vara sant -- de måste vara olika."
Demek bunlar birbirinden farklı."Takže to musí být správně -- jsou určitě odlišní."
Demek bunlar birbirinden farklı."Takže to musí byť správne - sú určite odlišní."
Demek bunlar birbirinden farklı."Tehát ez igaz lehet -- ez két külön faj lehet."
Demek bunlar birbirinden farklı."Thế nên phải đúng là -- chúng là 2 con khác nhau."
Demek bunlar birbirinden farklı."Więc to musi być prawda -- one muszą być inne".
Demek bunlar birbirinden farklı."И така, това трябва да е вярно - те трябва да са от различни видове."
Demek bunlar birbirinden farklı."Поэтому здесь ошибки быть не может — это разные виды".
Demek bunlar birbirinden farklı."אז זה חייב להיות נכון--- הם חייבים להיות שונים."
Demek bunlar birbirinden farklı."إذاً يجب ان يكون صحيحاً-- أنهما مُختلفان."
Demek bunlar birbirinden farklı."この二つは異なる種類という事だ」 私は切って中を見ました
Denizden birbirinden farklı dört büyük yaratık çıktı.A čtyři šelmy veliké vystupovaly z moře, jedna od druhé rozdílná.
Denizden birbirinden farklı dört büyük yaratık çıktı.A cztery bestyje wielkie występowały z morza, różne jedna od drugiej.
Denizden birbirinden farklı dört büyük yaratık çıktı.A štyri veľké zvieratá vystupovaly z mora, rozdielne jedno od druhého.
Denizden birbirinden farklı dört büyük yaratık çıktı.Ðoạn , bốn con thú lớn từ biển lên ; con nọ khác con kia .
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod