Ana içeriğe geç
Sözlük

birbirinde ile cümle

birbirinde kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Diğer Platonik cisimlerden farklı olarak, bir düzgün dört yüzlünün tüm köşeleri birbirinden eşit uzaklıktadır.Skirtingai nei daugumoje kitų Platoniškųjų kūnų, visi tetraedro taškai yra vienodai nutolę vienas nuo kito.
Teori ve deneyler birbirinden ayrı olarak geliştirilse de birbirlerine kuvvetli bir bağlılıkları vardır.Nors teorija ir eksperimentai kuriami atskirai, jie labai susiję.
Nüfus düşüşü o kadar büyüktü ki, artık birbirinden tarlalarla ayrılmış köy kümelerinden fazlası değildi.Gyventojų skaičius sumažėjo taip stipriai, kad tai greičiau buvo grupė kaimų, apsuptų laukais.
Bu ilkede de varlıkların birbirinden farklı olduğu vurgulanmaktadır.Paprasčiausia esą neteisinga teigti, kad egzistavimas kažkuo skiriasi nuo esmės.
İki heyetin birbirinden haberi yoktu.Abi pusės nieko nežinojo vieni apie kitus.
Bu iki ırkın özellikleri birbirinden farklıdır.Jų abiejų tiesos prigimtis skirtinga.
Meksika'da birbirinden çok farklı bölgesel mutfaklar mevcuttur.Labai skirtingi valgiai valgomi skirtinguose regionuose.
Gözümüzle gördüklerimizin; katı, sıradan, birbirinden farklı ve ayrı olduklarına inanırız.Mes tikime, kad tai, ką mes matome yra vientisa ir įprasta.
Etik açısından özgürlük ise bireyin iyi ve kötüyü birbirinden ayırt edebilme yeteneğine sahip olmasıdır.Krikščionybėje blogis kildinamas iš žmogaus laisvos valios, renkantis tarp blogio ir gėrio.
Birbirinden bağımsız birkaç fakülte de ilerleyen yıllarda kuruldu.Laikui bėgant, iš kai kurių universiteto fakultetų išaugo keletas savarankiškų aukštųjų mokyklų.
Birbirinden farklı 2 sezonu vardır.Yra du sezonai.
Kadınların ve erkeklerin toplum içindeki ekonomik ve sosyal konumları birbirinden farklıdır.Vyrų ir moterų pareigos ir atsakomybės šeimoje labia skiriasi.
Sovyet yönetimi, devletle kiliseyi birbirinden ayırdı.Sovietų valdžia neleido statyti bažnyčios kitoje vietoje.
Geçmiş literatürde birbirinden farklı çok sayıda isimlendirme ile anılmışlardır.Vis dėlto, sąlygos buvusiame Litbele labai smarkiai skyrėsi.
Sevgi, öğeleri birleştirir, nefret ise bunları birbirinden ayırır.Armastus hoiab kõike koos, vaen lahutab ühe vastandite paljuseks.
1905 - Fransa'da din ve devlet işlerini birbirinden ayıran yasa kabul edildi.1905 – Prantsusmaal võeti vastu seadus kiriku lahutamise kohta riigist.
Kalp ve aortu birbirinden ayırmak zordur.Südamiku ja kesta vahel võib olla eralduskiht.
İki üstündev birbirinden tarih boyunca etkilenmişlerdir.Ajalooliselt jäi mõis Ikšķile kihelkonda.
İçtank yapısından ayrı olarak iki katı roket itici bağlantı yerleri birbirinden 180° mesafede bulunurlardı.Kaks tahkekütusraketti kinnitusid esimeste otstega vahepaagi külge, olles teineteisest 180° eemal.
Bu protokol şartları SSH-1 ve SSH-2 olmak üzere iki önemli sürüm üzerinden birbirinden ayrılır.Protokolli kirjeldus eristab kahte peamist versiooni, mis on tuntud kui SSH-1 ja SSH-2.
Canlılar dünyasında birbirinden bağımsız olarak evrilmiş bir dizi mercek tipi mevcuttur.Kummagi rotiliigi jaoks on loodud erisugune keskkond.
Meksika'nın altı bölgesinin mutfakları birbirinden çok farklıdır.Kesk-Vietnami köök on teistest erinev.
Mebuslukla devlet memurluğu birbirinden ayrılmalıdır.Kas riigikogu peab minema laiali.
Bu akarsuların aşındırma güçleri birbirinden farklıdır.Aga see võimsuse parandus on erinete rakendustega erinev.
100x eksi x, noktadan sonra tekrarlayan kısmı birbirinden götürür.우리가 100x에서 x를 뺄 것이기 때문입니다 그러면 반복되는 부분(363636...)은 사라지겠죠
100x eksi x, noktadan sonra tekrarlayan kısmı birbirinden götürür. Şimdi diğer kısmı çıkaralım.Entonces, en el lado izquierdo tenemos 100x menos x, nos da 99x
100x eksi x, noktadan sonra tekrarlayan kısmı birbirinden götürür.X-et a 100X-ből, ez a váltakozó rész ki fog esni.
100x eksi x, noktadan sonra tekrarlayan kısmı birbirinden götürür."x" od 100"x", tieto opakujúcesa časti sa navzájom vyrušia.
100x eksi x, noktadan sonra tekrarlayan kısmı birbirinden götürür."x" od 100 "x", tohle, opakující části se navzájem vyruší.
20. yüzyılda bilimde birbirinden bağımsız iki büyük konunun gelişmesine şahit olduk.20세기에서는, 우리는 과학에서 두가지 커다란 주제의 독립적인 발전을 보았습니다.
20. yüzyılda bilimde birbirinden bağımsız iki büyük konunun gelişmesine şahit olduk.A 20. században láthattuk két nagy téma független fejlődését a tudományban.
20. yüzyılda bilimde birbirinden bağımsız iki büyük konunun gelişmesine şahit olduk.Au 20ème siècle, nous avons vu le développement indépendant de deux grands thèmes en science.
20. yüzyılda bilimde birbirinden bağımsız iki büyük konunun gelişmesine şahit olduk.En el siglo XX, experimentamos el desarrollo independiente de dos grandes temas en ciencia.
20. yüzyılda bilimde birbirinden bağımsız iki büyük konunun gelişmesine şahit olduk.In de 20ste eeuw zagen we de onafhankelijke ontwikkeling van twee grote thema's in de wetenschap.
20. yüzyılda bilimde birbirinden bağımsız iki büyük konunun gelişmesine şahit olduk.În secolul XX, am văzut dezvoltarea independentă a două mari teme în știință.
20. yüzyılda bilimde birbirinden bağımsız iki büyük konunun gelişmesine şahit olduk.Nel 20° secolo, abbiamo osservato lo sviluppo indipendente di due grandi temi nella scienza.
20. yüzyılda bilimde birbirinden bağımsız iki büyük konunun gelişmesine şahit olduk.No século XX, vimos o desenvolvimento independente de dois grandes temas em ciência.
20. yüzyılda bilimde birbirinden bağımsız iki büyük konunun gelişmesine şahit olduk.Pada abad ke-20, ada perkembangan independen dari dua hal besar dalam ilmu pengetahuan.
20. yüzyılda bilimde birbirinden bağımsız iki büyük konunun gelişmesine şahit olduk.Vào thế kỷ 20, chúng ta đã nhìn thấy sự phát triển độc lập của hai chủ đề lớn trong khoa học.
20. yüzyılda bilimde birbirinden bağımsız iki büyük konunun gelişmesine şahit olduk.Wiek XX był świadkiem niezależnego rozwoju dwóch ważnych kwestii w nauce.
20. yüzyılda bilimde birbirinden bağımsız iki büyük konunun gelişmesine şahit olduk.Στον 20ο αιώνα, είδαμε την ανεξάρτητη ανάπτυξη δύο μεγάλων θεμάτων στην επιστήμη.
20. yüzyılda bilimde birbirinden bağımsız iki büyük konunun gelişmesine şahit olduk.В течение 20-го века мы наблюдали независимое развитие двух больших разделов науки.
20. yüzyılda bilimde birbirinden bağımsız iki büyük konunun gelişmesine şahit olduk.През XX век видяхме независимото развитие на две големи теми в науката.
20. yüzyılda bilimde birbirinden bağımsız iki büyük konunun gelişmesine şahit olduk.במאה ה- 20, ראינו את ההתפתחות העצמאית של שני תחומים גדולים במדע.
20. yüzyılda bilimde birbirinden bağımsız iki büyük konunun gelişmesine şahit olduk.في القرن العشرين، رأينا تطور مستقل لموضوعين كبيرين في العلم.
20. yüzyılda bilimde birbirinden bağımsız iki büyük konunun gelişmesine şahit olduk.我々は科学の分野で二つの大きな テーマが独立して発展したのを見てきました 生物学では 秩序や複雑性 構造等が
Açıklık kavramı genel olarak bize sayıların birbirinden ne kadar uzak olduğunu söylüyorDet variationsbredden i virkeligheden fortæller os, er spredningen på disse tal.
Açıklık kavramı genel olarak bize sayıların birbirinden ne kadar uzak olduğunu söylüyor범위는 숫자들이 얼마나 서로 떨어져 있는지를 알아보는 것입니다
Açıklık kavramı genel olarak bize sayıların birbirinden ne kadar uzak olduğunu söylüyorQuello che l'intervallo misura è essenzialmente quanto distanti sono questi numeri tra di loro
Açıklık kavramı genel olarak bize sayıların birbirinden ne kadar uzak olduğunu söylüyorWas die Streuung der Zahlen uns im wesentlichen sagt, ist, wie weit die Zahlen voneinander entfernt sind
Açıklık kavramı genel olarak bize sayıların birbirinden ne kadar uzak olduğunu söylüyorИ това, което редицата ни показва е съществено за това каква е разликата между числата
Açıklık kavramı genel olarak bize sayıların birbirinden ne kadar uzak olduğunu söylüyorОтож по суті дані межі повідомляють нам про те наскільки розлого розташовані ці числа.
Açıklık kavramı genel olarak bize sayıların birbirinden ne kadar uzak olduğunu söylüyorאז מה שה"טווח" אומר לנו זה בעצם כמה המספרים מפוזרים.
Ama bir parabol, bunları birbirinden ayırmak için bir çizgi çizeyim.Ale parabola -- narysuję tu linię, aby oddzielić te rzeczy.
Ama bir parabol, bunları birbirinden ayırmak için bir çizgi çizeyim.Fatemi disegnare una linea qui per separare gli argomenti
Ama bir parabol, bunları birbirinden ayırmak için bir çizgi çizeyim.Maar een parabool--Ik trek hier een scheidslijn--
Ama bir parabol, bunları birbirinden ayırmak için bir çizgi çizeyim.Mais une parabole - je vais tirer un trait pour separer.
Ama bir parabol, bunları birbirinden ayırmak için bir çizgi çizeyim.Mas uma parábola... deixem-me desenhar aqui uma linha para separar as coisas.
Ama bir parabol, bunları birbirinden ayırmak için bir çizgi çizeyim.Men en parabol-- låt mig rita en linje här för att förtydliga
Ama bir parabol, bunları birbirinden ayırmak için bir çizgi çizeyim.Una parábola se ve así con forma de U
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod