Daha sonra iki eyalet birbirinden kesinlikle ayrılmıştır.ある国が二つに分断された。
Yemeklerine sıra gelince hepsi birbirinden lezzetli yiyeceklerdir.食べたらみんななかよくなる。
Birbirinden kız alıp vererek kaynaşırlar.次々と女性に手を出すプレイボーイ。
İki Kilikya'yı ise Lamas (Limonlu) çayının birbirinden ayırdığı kabul edilir.レモン・ジュースが使われるか否かが、2つのカクテルの大きな違いなのである。
Bunlar birbirinden bağımsız da hareket edebilir.これらは独立して別方向に旋回できる。
Antarktika ve Avustralya dönem sonunda birbirinden koparlar.オーストラリアと南極大陸はおよそ漸新世まで隣接していた。
Uzunluğu ve çapları birbirinden farklı olan 8 uzun kolu vardır.長らく八重歯とアヒル口が特徴だった。
Birbirinden farklı bu kadar insan bir eve toplanırsa neler olur?とかく人と人と遇う時は、そうなりがちである。
Burada iki kısa ama birbirinden biraz farklı hikâye vardır.そう大きく異なるわけではないが、細かな違いはある。
Kalp ve aortu birbirinden ayırmak zordur.心臓と誘導の位置関係は個々人でずれがある。
Kadri ve Cem birbirinden vazgeçemeyen iki yakın dosttur.)の配偶者又は二親等内の親族でないこと。
Buna rağmen birbirinden bağımsız çeşitli protesto gösterileri görülür.ただし若干前輪独立懸架式も見られる。
Onların okuduğu metinle Yalçın Bey’in okuduğu metin birbirinden tamamen ayrı.悪のプーさんのネタを読む際には悪ッキーとは違う声色で読んでいる。
Ayrıca büyükşehir belediyesi ile ilçe belediyeleri birbirinden bağımsız kuruluşlardır.ただし行政委員会も両方の機関から独立する機関として存在。
Katlar daima birbirinden farklı büyüklüktedir.カラーは1体ずつ異なっている。
Üç adam gecenin sonunda birbirinden ayrılır.結局、3人は一晩中飲み明かした。
Çünkü kütle ve ağırlık birbirinden farklı büyüklüklerdir, birbirlerinden farklı ölçü birimleri vardır.因为质量和重量是不同的量, 它们各有不同的计量单位。
Ancak kullanılan araçlar birbirinden farklıdır.但是其他車型並不一樣。
Şehir, birbirinden bağımsız, 45 ayrı köyün birleşmesinden oluşur.阿皮亞本身是由45個獨立各別的村落所組成,沒有城市建制。
Aynı grup içerisinde yer alan insanların özdeşleşme düzeyleri birbirinden farklı olabilir.不同的人对同一个地点的主观的隐私预期可能不同。
İkinci teori kara ve beyaz tüylerin iki adada birbirinden bağımsız olarak evrimleştiğini söyler.第二种假说认为在独立的岛屿上集中演化出了黑白色羽毛。
Ömer birbirinden fazla Dünya Rekoru kırmayı başarmıştır.多次打破多種魔方世界紀錄。
Ve birçok birbirinden farklı yüksek kuruluşlar şu anda burada bulunmaktadır.我想,現在已經有太多樂團在做這些事了。
İki adam bir daha birbirinden haber alamaz.两人再也没有见过面。
Cinsel kimlik ve cinsel davranış, cinsel yönelimle yakından bağlantılı olsa da birbirinden ayrılır.性身份、性行为与性取向是密切相关,但它们也是有区别的。
Oyunda birbirinden farklı 20 çeşit bölüm bulunmaktadır.遊戲中有8家不同種類的商店。
VE Kapısı: Bütün şartlar(şartlar birbirinden bağımsız)gerçekleşirse sonuç gerçekleşir.一切門禪:一切之禪定,皆由此門出,故名為一切門。
Birbirinden farklı bu kadar insan bir eve toplanırsa neler olur?我想,人跟人聚在一起是緣份,就不計較。
Bu gizli toplantiya gelen Patrona, erkanı ve muhafızları birbirinden ayrıldı.此时,夫人、秘书、护卫均已外出。
Bu kayıptan sonra herkes birbirinden uzaklaşır.战后两人彼此失去联系。
Hambach'da, birçok konuşmacı birbirinden tamamen farklı gündemler hakkında konuşmuştu.在哈姆巴赫,许多演讲者的立场展现出了他们截然不同的政纲。
Farklı elementlerin atomları birbirinden farklıdır.不同分子的相异电荷互相吸引。
Howard Temin ve David Baltimore birbirinden bağımsız 1970 yılında ters transkriptazı ilk olarak keşfettiler.1992年,他和David Bayer證明完美的洗牌至少要洗七次。
Çeşitli seviyelerde birbirinden ayrılır.两个层次相互分离。
Başçık iki gözlüdür ve birbirinden ayrılmıştır.홑눈은 2개이며 서로 가까이 있다.
Bu beklentinin aksine, öğrenci birbirinden tamamen farklı bir dizi cevap verir.본편에서는 다른 학생들과는 달리 비교적 큰 비중으로 등장하는 편.
Daha sonra iki eyalet birbirinden kesinlikle ayrılmıştır.그리고 결국 두 나라는 분리하였다.
VE Kapısı: Bütün şartlar(şartlar birbirinden bağımsız)gerçekleşirse sonuç gerçekleşir.답: 등각지를 성취하는 모든 이, 그들은 무루법도 성취한다.
Ülkeler birbirinden yaptığı ithalatlarda ithal ürünlerinin hangi ülke menşeli olduğunu bilmek isterler.이번에는 개개인이 자신이 소비하는 상품을 생산하는 나라를 생각해보자.
Bunun dışında her iki sınıflandırmayı birbirinden ayırt etmek gerekir.대신 적립되는 클래스를 서로 확인해야 한다.
Bu iki çete arasındaki ezeli rekabet, sene boyunca birbirinden eğlenceli atışmalara sebep olacaktır.두 군체 간의 경쟁은 서로를 향한 세력투쟁행위를 초래하여, 결국 한 판 붙게 된다.
Böylece inanç ile bilginin sınırları kesin olarak birbirinden ayrıştırılmış olunmaktadır.그는 지신의 확실히 어떤 것을 아는지 결정하기 위하여 가능한 모든 믿음을 보류하였다.
4. Coxa’lar birbirinden uzaklaşmıştır.4각형의 대좌(臺座)는 상·중·하대로 나뉘어 진다.
Bu iki nitelik birbirinden ayrılmayacak ölçüde iç içe geçmiştir.그러나 그것이 두 저자들 사이에 별다른 영향을 주지는 않은 것으로 보인다.
Kedigiller iki kulağını birbirinden bağımsız şekilde farklı yönlere doğru hareket ettirebilir.각각의 코어는 다른 것들과는 독립적으로 작업을 처리할 수 있다.
İşte kulağın farklı müzik aletlerini birbirinden ayırmasını sağlayan bu harmoniklerdir.음악에서 샘플링은 음악의 일부 구간을 잘라 사용하는 것을 의미한다.
HTML5’in bazı özellikleri Adobe Flash ile kıyaslansa da, aslında iki teknoloji birbirinden çok farklıdır.אף על פי שתכולות מסוימות ב-HTML5 מושוות לעיתים קרובות ל-Adobe Flash, שתי הטכנולוגיות שונות מאוד.
Ölümünden sonra üç çocuğu birbirinden ayrıldı.במותו הותיר שלושה ילדים.
Üç bölüm birbirinden bağımsız olarak düzenlemekte, başlangıç ve bitiş tarihleri de farklılık göstermektedir.כל אחד משלושת חלקי הפסטיבל פועל באופן עצמאי יחסית, עם תוכניות ותאריכי התחלה וסיום שונים.
İki adam bir daha birbirinden haber alamaz.המספר מוסיף כי השניים לא יתראו שוב לעולם.
İşte kulağın farklı müzik aletlerini birbirinden ayırmasını sağlayan bu harmoniklerdir.תזמור: הדרך שבה הצלילים שביצירה מוזיקלית מחולקים בין כלי הנגינה השונים.
Mebuslukla devlet memurluğu birbirinden ayrılmalıdır.במדינה נהוגה הפרדת הרשויות.
Bu iki olayı birbirinden ayırmanın bir yolunun olması gerekir.יש לשמור על מרחק סביר אחד מן השני.
Bu peygamber yüzü resimlerinin dördü de birbirinden değişiktir.ארבעת סוגי פתקיות הצבעה אלה חלופיים בינם לבין עצמם.
Kayaçlar bu kırıkllar boyunca koparak birbirinden ayrılırlar.הגאולה תבוא כשיופרדו אלו מאלו.
Herkes birbirinden farklı.כל אחד מהם שונה באורכו.
Eliza'nın 1811'deki ölümünden sonra üç çocuk birbirinden ayrıldı.לפני מותה ב-1118 ילדה מתילדה שלושה ילדים.
Boyutlarının ve biçimlerinin birbirinden farklı oluşu, bunların toplama malzeme olduğunu göstermektedir.בשל מגוון עיצוביהן ומקורותיהן, סימניות מהוות גם פריט אספנות.
Gövde ile sap kısmı birbirinden tamamen ayrık bir nitelik taşımaz.הקברים מפוזרים בין העצים ללא סידור מיוחד כלשהו.
Bu uğurda birbirinden heyecanlı maceralara atılır.מכך החבורה נקלעת להרפתקה יוצאת דופן.