Tip 1 ve tip 2 diyabet, ortaya çıkan durumlara dayalı olarak birbirinden ayırt edilebilir.Діабет 1-го та 2-го типу розрізняється за наявними обставинами.
1905 - Fransa'da din ve devlet işlerini birbirinden ayıran yasa kabul edildi.1905 року у Франції був прийнятий Закон про відділення церков від держави.
Hambach'da, birçok konuşmacı birbirinden tamamen farklı gündemler hakkında konuşmuştu.На Хамбаському фестивалі промови багатьох ораторів були сповнені розпачі.
D-M Soundex algoritması, tek bir kelime için birbirinden bağımsız 32 sonuç verebilir.Алгоритм Д-M-Саундекс може повернути до 32 окремих фонетичних кодувань для одного імені.
Tanecikler birbirinden uzaklaşmaya başlar.Студенти починають вбивати один одного.
Bu sebeple her oyun birbirinden farklıdır.Ігровий процес за кожного з них відрізняється.
Ancak kullanılan araçlar birbirinden farklıdır.Зовні автомобілі відрізняються один від одного.
Ebeveynleri birbirinden ayrı yaşıyorlardı.Батьки моїх друзів були зовсім іншими.
Yalnızca besinleri birbirinden ayırdığı bilinmektedir.Види відрізняються між собою лише за забарвленням.
Pozitif ve negatif koronaların fiziği birbirinden oldukça farklıdır.Механізми виникнення позитивної й негативної корони різні.
Sistematik ve taksonominin ilgi alanı olan sınıflandırma, birbirinden farklı yöntemler izler.Таксономічний ранг та склад родини Довгохвостосиницеві відрізняється за різними системами.
Kütleler birbirinden çok farklı olduğunda (örn.Політика може бути іншою (угор.
Ön orta gözler her birinin çapı kadar birbirinden uzaktır.Очі посаджені далеко один від одного.
19. yüzyılda Nogaylar Ukrayna’dan çıkarılınca bu lehçeyi konuşulduğu bölgeler birbirinden kopuk hale geldi.Поширені в Україні у XIX ст. і в кожному регіоні цей різновид чоботів мав свої особливості.
Ama Hamming (7,4) bir ve iki bitlik hataları birbirinden ayıramaz.Однак Гемінг(7,4) і подібні коди Гемінга не можуть розрізняти одно- і дво-бітові помилки.
Tetrat'taki homolog kromozomlar birbirinden ayrılmaya başlar.Через певний час гомологічні хромосоми починають відходити одна від одної.
Sevgi, öğeleri birleştirir, nefret ise bunları birbirinden ayırır.Закохані хочуть бути разом, але хтось чи щось заважає їм.
Yapılan test, akut ve kronik enfeksiyonları birbirinden ayıramaz.Аналізи не розрізняють гостру та хронічну інфекції.
Kentin tarihi birbirinden iki farklı döneme ayrılabilir.Час в місті відрізняється від поясного часу на дві години.
Ural Dağları, Avrupa ve Asya'yı birbirinden ayırmaktadır.Горами Уралу проходить кордон між Європою і Азією.
Canlılar dünyasında birbirinden bağımsız olarak evrilmiş bir dizi mercek tipi mevcuttur.Існує безліч гуманоїдних антропоморфних рас на Кільці, які походять від одного виду.
Mahallede birbirinden bağımsız 5 adet mezarlık bulunmaktadır.На території району знаходиться 25 дерев'яних храмів.
Yapılan test, akut ve kronik enfeksiyonları birbirinden ayıramaz.Testování nedokáže rozlišit mezi akutními a chronickými infekcemi.
1777 yılında İngilizler birbirinden bağımsız iki saldırı başlattılar.V roce 1777 Britové vyslali dva nekoordinované útoky.
Böylece iyi ve kötü birbirinden ayrıt edilebilmiştir.Tím měl od sebe odlišovat dobré a špatné.
Bu iki kabuk atmosfer tarafından birbirinden ayrılıyordu ve her birinin ayrı manyetik kutupları vardı.Skořápky od sebe dělila atmosféra a každá také měla vlastní magnetické póly.
Fransa'da Kilise ile Devlet'i birbirinden ayıran Sekülerizasyon Yasası ise 1905 yılında çıkarıldı.Nová krize vznikla s oddělením církve a státu v roce 1905.
Kütleler birbirinden çok farklı olduğunda (örn.O jmelí trochu jinak. ].
Doğuda Lombok geçidi Bali ile Lombok adasını birbirinden ayırır.Od ostrova Lombok na východě je Bali odděleno Lombockým průlivem.
Birinci, ikinci ve üçüncü sınıfı birbirinden ayırmak için bu motiflerde küçük değişiklikler yapıldı.Pro každou fázi je minimalizována diference mezi prvním a posledním stabilizovaným výstupem dat.
Üst ve alt dişler çizgiyle birbirinden ayrılır.Spodní a horní kruhy na sebe navzájem spoléhají.
Ömer birbirinden fazla Dünya Rekoru kırmayı başarmıştır.Model překonal několik světových rekordů.
Bunlar birbirinden bağımsız da hareket edebilir.Obě se mohou vyskytovat i nezávisle na sobě.
Çeşitli seviyelerde birbirinden ayrılır.Dělí se na řadu forem.
Nüshaların dil özellikleri ve kurguları birbirinden farklıdır.Úroveň skriptů a jejich jazyků se může velice lišit.
Siyaset ve ekonomi iç içe geçmiştir ve birbirinden ayrışamazdır.Politická a ekonomická moc jsou spojeny téměř neoddělitelně a vzájemně se podporují.
Bu iki olayı birbirinden ayırmanın bir yolunun olması gerekir.Ale ať už se stane cokoliv, potřebujeme si od sebe navzájem odpočinout.
Tarihçiler ordunun büyüklüğüne göre birbirinden farklı sayılar vermektedir.Různé prameny však leckdy uvádějí značně odlišné počty vojáků obou armád.
Birikinti konisi Işıklı Gölü ve Gökgöl'ü birbirinden ayırır.Žalský hřbet tvoří rozvodí mezi povodími Labe a Jizery.
Tip 1 ve tip 2 diyabet, ortaya çıkan durumlara dayalı olarak birbirinden ayırt edilebilir.De regulă, tipul 1 și tipul 2 pot fi diferențiate pe baza situațiilor prezentate.
Kentin tarihi birbirinden iki farklı döneme ayrılabilir.Istoria orașului poate fi divizată în două perioade diferite.
Yapılan test, akut ve kronik enfeksiyonları birbirinden ayıramaz.Examenele nu fac deosebire între infecțiile acute și cele cronice.
Birbirinden bağımsız olarak Rubik Küpünün birçok çözüm yöntemi bulunmuştur.Au fost descoperiți independent mai mulți algoritmi de rezolvare a cubului Rubik.
İki enerjinin birbirinden farklılıkları da vardır.Însă ambele au energii total diferite.
Direnişin askeri ve siyasi bileşenleri kimi zaman birbirinden ayrılabilmekteydi.Elementele politice și militare ale Rezistenței pot fi într-o oarecare măsură separate.
Kulak zarı; dış kulak ile orta kulağı birbirinden ayırır.Timpanul este membrana care desparte urechea externă de urechea mijlocie.
Bu akarsuların aşındırma güçleri birbirinden farklıdır.Modalitățile prin care această dorință este exprimată diferă de la o zonă la alte.
Hambach'da, birçok konuşmacı birbirinden tamamen farklı gündemler hakkında konuşmuştu.La Hambach, pozițiile numeroșilor oratori ilustrau agendele lor disparate.
Etik açısından özgürlük ise bireyin iyi ve kötüyü birbirinden ayırt edebilme yeteneğine sahip olmasıdır.Drumul pe care îl urmează oamenii le aparține, aceștia având puterea să distingă între bine și rău.
Panama Kıstağı Kuzey Amerika ile Güney Amerika'yı birbirinden ayırır.Un exemplu este Istmul Panama, care leagă America de Nord și America de Sud.
Âdet döngüsü birkaç farklı aşamaları ilen birbirinden ayrılabilir.Clivajul se poate prezenta diferit, având diferite grade de clivaj:
Mebuslukla devlet memurluğu birbirinden ayrılmalıdır.Administrația Sfântului Scaun este separată.
1905 - Fransa'da din ve devlet işlerini birbirinden ayıran yasa kabul edildi.În 1905, el a fost unul dintre autorii legii de separare între biserică și stat.
Bu buzul dönemleri, buzul arası dönemlerle birbirinden ayrılmış durumdadır.Interglaciațiunile separă două glaciațiuni consecutive din cadrul aceleiași epoci de gheață.
Yapılan test, akut ve kronik enfeksiyonları birbirinden ayıramaz.A teszt nem tesz különbséget az akut és a krónikus fertőzés között.
Madagaskar ve Hindistan Geç Kretase döneminde 100-90 myö birbirinden ayrıldı.Madagszkár és India egymástól 100-90 millió évve ezelőtt a késő kréta szakaszban kezdtek elválni.
Teori ve deneyler birbirinden ayrı olarak geliştirilse de birbirlerine kuvvetli bir bağlılıkları vardır.Bár az elmélet és a kísérlet külön fejlődött, szorosan függnek egymástól.
Bu kayıptan sonra herkes birbirinden uzaklaşır.A következő pillanatban mindenki eltűnik előle.
Birbirinden güzel yemekler yaparlardı, katılan misafirlere.Csodaszép lakodalmat ülnek rengeteg vendéggel.
Kaderleri de birbirinden farklı şekillendi.De sorsa másként alakult.