bira ile cümle

bira kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Bir bira, lütfen.A beer, please.
Sana bir bira ısmarlayacağım.I'll buy you a beer.
İki bira lütfen.Two beers, please.
Bira, malttan mayalanır.Beer is brewed from malt.
Bira şişeleri camdan yapılır.Beer bottles are made of glass.
Bira satışları havanın merhametindedir.Beer sales are at the mercy of the weather.
Fazla bira içmem.I don't drink much beer.
İnsanların ne kadar bira içtiği genelde havaya bağlıdır.How much beer people drink largely depends on the weather.
Bir bardak bira istiyorum.I'd like a glass of beer.
Hiç biran var mı?Have you got any beer?
Bira bahçelerinin çok müşteri alıp almadığı havaya bağlı.Whether or not beer gardens get a lot of customers depends on the weather.
Biraz ekmek ve süte ihtiyacım var.I need some bread and milk.
Bir birahane bira içmek için popüler bir toplanma yeridir.A pub is a popular gathering place in which to drink beer.
Patty plajda sırtını güneşe maruz bıraktı.Patty exposed her back to the sun on the beach.
Biraz daha tereyağ istiyorum.I'd like some more butter.
Biraz tereyağına ihtiyacım var. Hiç tereyağın var mı?I need some butter. Do you have any?
Şemsiyesini otobüste bırakması onun dikkatsizliğiydi.It was careless of her to leave her umbrella in the bus.
Evrak çantamı otobüste bıraktım.I left my briefcase in the bus.
Saçmalamayı bırak.Stop your nonsense!
Kendini gülünç duruma düşürmeyi bırak. Herkes sana gülüyor.Stop making a fool of yourself. Everyone is laughing at you.
Biraz daha pasta ister misin?Will you have some more pie?
Parti hakkındaki her şeyi sana bırakacağım.I will leave everything about the party up to you.
Islak vazo masada bir iz bıraktı.The wet vase left a mark on the table.
İşte sizin için biraz haber.Here's some news for you.
Nancy yolda biraz alışveriş yaptı.Nancy did some shopping on the way.
O niçin sigara içmeyi bıraktı?Why did he stop smoking?
O niçin işini bıraktı?Why did he quit his job?
Neden bıraktın?Why did you quit?
O bıçağı bırak. Beni geriyorsun.Put that knife down. You're making me nervous.
Ne tür biralar içersin?What kinds of beers do you have?
Hiç bir durumda görevini bırakmayacaksın.In no case are you to leave your post.
Birçok sürücü arabasını karda bıraktı.Many drivers abandoned their cars in the snow.
Tom kamerasını arabada bırakacak kadar dikkatsizdi.Tom was so careless as to leave his camera in the bus.
Tom bıyık bırakıyor.Tom is growing a mustache.
Tom sonunda sigara içmeyi bıraktı.Tom finally gave up smoking.
Tom her zaman bisikletini kirli bırakır.Tom always leaves his bicycle dirty.
İki lise öğrecisi Tom'u döğüp çürükler içerisinde bıraktılar.Two high school boys beat Tom black and blue.
Tom'un karnesi arzu edilecek çok şey bırakıyor.Tom's report leaves much to be desired.
Nereden biraz yardım alabilirim?Where can I get some help?
Anahtarlarımı nereye bıraktığım hakkında bir fikrim yok.I have no idea where I left my keys.
Biz bir yere gitmeden önce biraz para bozdurmalıyız.Before we go anywhere, we should exchange some money.
Lütfen ateşi yanık bırakın.Please keep the fire burning.
Lütfen biraz biküvi alın.Please have some cookies.
Bir bardak bira daha al, lütfen.Have another glass of beer, please.
Bu işi nasıl bırakabilirim?How can I quit this job?
Lütfen beni yalnız bırak.Please leave me alone.
Kapıyı kapattıktan sonra anahtarımı içeride bıraktığımı hatırladım.After I shut the door, I remembered I had left my key behind.
Kapıyı açık bırakmayın.Don't leave the door open.
Kapıyı açık bırakır mısın?Will you leave the door open?
Kapıyı açık bıraktık.We left the door open.
Kapıyı kim açık bıraktı?Who left the door open?
Lütfen kapıyı açık bırakmayın.Would you please not leave the door open?
Kapı aralık bırakıldı.The door was left ajar.
Kapıyı açık bırakman senin dikkatsizliğindi.It was careless of you to leave the door unlocked.
Kapıyı kapatabilmemiz için biraz ilerler misiniz?Could you move forward so we can close the door?
Televizyon izlemeyi bırakmanın zamanı geldi de geçti bile.It's time you stopped watching television.
TV açık bırakıp yatmaya gitmesi onun dikkatsizliği.It was careless of him to go to bed with the TV on.
Televizyonu biraz kısın. Ben uyumaya çalışıyorum.Turn down the TV a little. I'm trying to go to sleep.
Lütfen TV'yi biraz kısar mısın?Would you please turn down the TV a little?
Kitabı masaya bırak.Lay the book on the table.

İlgili Sayfalar