bira ile cümle
bira kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Çocuklarımız için bir şey bırakmak zorundayız.We have to leave something to our children.
Tom biraz kızarmış ekmek parçaları aldı.Tom bought some croutons.
Silahlarınızı bırakın!Drop your weapons!
idrarın ne renk; Berrak, koyu sarı, kırmızımsı veya bira gibi kahverengi mi?What color is your urine: clear, dark yellow, reddish, or brown like beer?
Marika bana biraz Fince öğretti.Marika taught me some Finnish.
Hiç sakal bıraktın mı?Have you ever grown a beard?
Hiç ofisini açık bıraktın mı?Have you ever left your office open?
Karışmayı bırak.Stop meddling.
Kaderimi senin güzel ellerine bırakıyorum.I put my fate in your beautiful hands.
O bile sigara içmeyi bıraktı.Even he stopped smoking.
Kadın diyet yapacağına, sigarayı bırakacağına ve fiziksel egzersiz yapacağına söz verdi.The woman promised to go on a diet, to stop smoking, and to do physical exercises.
Bana biraz kendinden bahset.Tell me a little bit about yourself.
Onu yalnız bırakın.Leave her alone.
Biraz nasihata ihtiyacım var.I need some advice.
Öncelikle biraz kek yemek istiyorum.First, I want to eat a little bit of cake.
O biraz aşırı değil mi?Is it not a bit extreme?
Onun önerisinin biraz düşünülmeyi hak ettiğini düşünüyorum.I think that his proposal deserves some thinking.
Biz biraz iyi vakit geçirdik.We had some good times.
Vakti biraz geçmişti.It was about time.
Dün yeni bir mikrodalga fırında biraz lezzetli balık hazırladık.Yesterday we prepared some delicious fish in a new microwave.
Okumayı bırakın.Stop reading.
"Bir mesaj bırakmak ister misiniz?" "Hayır, teşekkürler.""Do you want to leave a message?" "No, thanks."
Ona biraz kestirdiğimi söyle.Tell her that I am having a nap.
Biraz para ödünç almak zorundayım.I have to borrow some money.
Arabayı burada bırakmak zorundayım.I have to leave the car here.
Sigara içmeyi bırakmak zorundayım.I have to quit smoking.
Yeni bir elektronik cihaz serbest bırakıldığında herkes deliriyor.When a new electronic device is released, everyone goes crazy.
Şarap ve bira iyidir.The wine and beer are good.
Tom Almanya'da biraz Türkçe bile öğrendi.Tom learnt even some Turkish in Germany.
Bu senin biran mı?Is this your beer?
Bu kimin birası?Whose beer is this?
Bu benim biram.This is my beer.
Bira içer misin?Do you drink beer?
Bira içer misiniz?Do you drink beer?
Bira mı yoksa şarap mı içersin?Do you drink beer or wine?
Hayal etmeyi bırak! Eğer çalışmazsan, Almanya'ya gidemezsin.Stop dreaming! If you can't work, you can't go to Germany.
Lütfen zapping yapmayı bırak.Please stop changing channels.
Çiftlikteki işini niye bıraktın?Why did you leave your job on the farm?
Burada biraz daha kalmak istiyorum.I'd like to stay here a little longer.
Biraz udon yemek ister misin?Would you like to eat some udon?
Biraz dangon var mı?Do you have some dango?
Bu yaraya biraz merhem sürer misiniz?Do you apply some ointment on this wound?
Şimdi, lütfen, ayrıl ... beni yalnız bırak!Now, please, leave ... leave me alone!
Bırak kavga etsinler.Let them fight.
O, her zaman sabahleyin biraz asabidir.He is always a little irritable in the morning.
Beni izlemeyi bırak.Stop following me.
Bırak konuşsun.Let him talk.
Bu şu anda mümkün değil. Biraz bekleyin lütfen.That’s not possible right now. Please wait a bit.
Birbirinizle konuşmayı bırakın ve dinleyin!Stop talking with each other and listen!
Bize çevirecek birkaç cümle bırak.Leave us some sentences to translate.
Biraz daha patates püresi alır mısınız?Would you like more mashed potatoes?
Seni eve bırakmamı ister misin?Do you need a ride home?
Kütüphane kitaplarını burada bırakma.Don't leave library books here.
Kütüphane kitaplarını sınıfta bırakma.Don't leave library books in the classroom.
Kütüphane kitaplarını bu odada bırakma.Don't leave library books in this room.
Konuşmayı bıraktı.She stopped to talk.
Tom yanlışlıkla biraz fare zehiri içti.Tom accidentally ate some rat poison.
Tom ben masadan uzaktayken pilavımın birazını yedi.Tom ate some of my rice while I was away from the table.
Tom, Mary'nin yemek odası masasında bıraktığı elmayı yedi.Tom ate the apple that Mary had left on the dining room table.
Tom muhtemelen biraz Çin yemeği yemek istiyor.Tom probably wants to eat some Chinese food.