Ama birşeyler oldu--אבל משהו קרה-
Ama birşeyler oldu--ولكن شيئا ما حدث --
Ama birşeyler oldu--エクソン・バルデス号の石油流出事故です
Ama birşey oldu.Aber etwas ist passiert.
Ama birşey oldu.Ale něco se stalo.
Ama birşey oldu.Maar er gebeurde iets.
Ama birşey oldu.Mais il s'est passé quelque chose.
Ama birşey oldu.Namun, sesuatu telah terjadi
Ama birşey var, ben iş deneyimi elde ediyordum.Ale zbierałam też doświadczenie zawodowe!
Ama birşey var, ben iş deneyimi elde ediyordum.Außerdem hatte ich auch Arbeitserfahrung gesammelt.
Ama birşey var, ben iş deneyimi elde ediyordum.Dar stiti ce? Am obtinut experienta de munca.
Ama birşey var, ben iş deneyimi elde ediyordum.De tudják mit? Közben munka tapasztalatot szereztem.
Ama birşey var, ben iş deneyimi elde ediyordum.Eu estava a ganhar experiência profissional.
Ama birşey var, ben iş deneyimi elde ediyordum.하지만 중요한 것은 제가 경험을 쌓고 있었다는 거죠.
Ama birşey var, ben iş deneyimi elde ediyordum.Maar ik kreeg ook werkervaring.
Ama birşey var, ben iş deneyimi elde ediyordum.Mais vous savez quoi? J'acquérais de l'expérience.
Ama birşey var, ben iş deneyimi elde ediyordum.Men under den tiden jobbade jag, och fick erfarenhet.
Ama birşey var, ben iş deneyimi elde ediyordum.Men ved I hvad? Jeg fik arbejdserfaring.
Ama birşey var, ben iş deneyimi elde ediyordum.Mutta arvatkaa mitä? Sain työkokemusta.
Ama birşey var, ben iş deneyimi elde ediyordum.Nhưng bạn biết không, tôi đã có kinh nghiệm làm việc.
Ama birşey var, ben iş deneyimi elde ediyordum.¿Pero saben qué? Estaba recibiendo experiencia laboral.
Ama birşey var, ben iş deneyimi elde ediyordum.Però sapete cosa? Facevo esperienze lavorative.
Ama birşey var, ben iş deneyimi elde ediyordum.Tetapi saya justru mendapatkan pengalaman kerja.
Ama birşey var, ben iş deneyimi elde ediyordum.Zároveň jsem však také získávala pracovní zkušenosti.
Ama birşey var, ben iş deneyimi elde ediyordum.Αλλά ξέρετε κάτι; Αποκτούσα εργασιακή εμπειρία.
Ama birşey var, ben iş deneyimi elde ediyordum.Але знаєте що? Я працювала.
Ama birşey var, ben iş deneyimi elde ediyordum.Но знаете ли какво? Трупах работен опит.
Ama birşey var, ben iş deneyimi elde ediyordum.Но знаете что? Я также работала.
Ama birşey var, ben iş deneyimi elde ediyordum.אבל אתם יודעים מה? רכשתי נסיון עבודה.
Ama birşey var, ben iş deneyimi elde ediyordum.لكن أتعرفون ؟ كنت أحصل على خبرة عمل .
Ama birşey var, ben iş deneyimi elde ediyordum.時間を守るといった基本を
Ama bizim gibi, Matt'in tepkisini izleyerek hakkında birşeyler öğrenebilir.Aber so wie wir, kann er in gewisser Weise etwas darüber lernen, indem er Matts Reaktion beobachtet.
Ama bizim gibi, Matt'in tepkisini izleyerek hakkında birşeyler öğrenebilir.Ale może się nauczyć, obserwując reakcję Matta.
Ama bizim gibi, Matt'in tepkisini izleyerek hakkında birşeyler öğrenebilir.Ale podobně jako my, může se o něm něco dozvědět pomocí pozorování Mattových reakcí.
Ama bizim gibi, Matt'in tepkisini izleyerek hakkında birşeyler öğrenebilir.Dar, ca și noi, el poate oarecum să învețe despre el urmărind reacțiile lui Matt.
Ama bizim gibi, Matt'in tepkisini izleyerek hakkında birşeyler öğrenebilir.하지만 우리와 유사하게, 레오는 맷의 반응을 관찰하여 학습할 수 있습니다.
Ama bizim gibi, Matt'in tepkisini izleyerek hakkında birşeyler öğrenebilir.Maar zoals wij dat kunnen, kan hij er toch wat van leren, door de reacties van Matt te observeren.
Ama bizim gibi, Matt'in tepkisini izleyerek hakkında birşeyler öğrenebilir.Mais, un peu comme nous, il peut apprendre des choses à son sujet en observant la réaction de Matt.
Ama bizim gibi, Matt'in tepkisini izleyerek hakkında birşeyler öğrenebilir.Mas mais ou menos como nós, ele pode aprender através da reacção do Matt.
Ama bizim gibi, Matt'in tepkisini izleyerek hakkında birşeyler öğrenebilir.Ma un po' come noi, può in un certo senso imparare delle cose sull'oggetto guardando la reazione di Matt.
Ama bizim gibi, Matt'in tepkisini izleyerek hakkında birşeyler öğrenebilir.Nhưng mà như con người, Leo có thể học cách phản ứng trong khi theo dõi Matt Berlin.
Ama bizim gibi, Matt'in tepkisini izleyerek hakkında birşeyler öğrenebilir.Pero, al igual que nosotros, puede aprender mirando la reacción de Matt.
Ama bizim gibi, Matt'in tepkisini izleyerek hakkında birşeyler öğrenebilir.Tetapi seperti kita, dia bisa mempelajarinya dengan melihat reaksi Matt.
Ama bizim gibi, Matt'in tepkisini izleyerek hakkında birşeyler öğrenebilir.Αλλά όπως κι εμείς, μπορεί να μάθει κάτι γι' αυτό κοιτάζοντας την αντίδραση του Matt.
Ama bizim gibi, Matt'in tepkisini izleyerek hakkında birşeyler öğrenebilir.Но, отчасти като нас, той може някакси да научи за него като наблюдава реакцията на Мат.
Ama bizim gibi, Matt'in tepkisini izleyerek hakkında birşeyler öğrenebilir.Но, подобно нам, он может "изучить" его, наблюдая за реакциями Мэтта.
Ama bizim gibi, Matt'in tepkisini izleyerek hakkında birşeyler öğrenebilir.Проте, так як ми, він може дізнатися про нього слідкуючи за реакцією Метта.
Ama bizim gibi, Matt'in tepkisini izleyerek hakkında birşeyler öğrenebilir.אבל, בערך כמונו, הוא יכול ללמוד על זה מצפייה בתגובות של מאט
Ama bizim gibi, Matt'in tepkisini izleyerek hakkında birşeyler öğrenebilir.و نوعا ما مثلنا يستطيع نوعا ما ان يتعلم عنه من مشاهدة رد فعل مات
Ama bizim gibi, Matt'in tepkisini izleyerek hakkında birşeyler öğrenebilir.マットの反応を見ながら学習が可能です (動画)マット・ベルリン:やあ レオ
Ama bu aşırılık dünyanın her yerinde ki penguenlerin adapte olmak zorunda olduğu birşey.이것은 세계의 펭귄들에게 심각한 것이었습니다 적응하는 것에 대해서 말이죠.
Ama bu aşırılık dünyanın her yerinde ki penguenlerin adapte olmak zorunda olduğu birşey.Это те аномалии, к которым приходится привыкать пингвинам всего мира.
Ama bu aşırılık dünyanın her yerinde ki penguenlerin adapte olmak zorunda olduğu birşey.אבל זאת קיצוניות שהפינגווינים בכל העולם צריכים להסתגל אליה.
Ama bu aşırılık dünyanın her yerinde ki penguenlerin adapte olmak zorunda olduğu birşey.إن هذا هو الحد الأقصى الذي يمكن لطيور البطريق أن تتكيف معها - تلك الظاهرة -
Ama bu aşırılık dünyanın her yerinde ki penguenlerin adapte olmak zorunda olduğu birşey.一大事なんです こちらは水温が低下する
Ama bu da var olan birşey. Sırf Mooji "İzin ver" dedi diye izin vermeli miyim?Devrais-je le laisser faire parce que Mooji dit :
Ama bu da var olan birşey. Sırf Mooji "İzin ver" dedi diye izin vermeli miyim?Soll ich das einfach zulassen, weil Mooji gesagt hat "Lass es einfach zu" ?
Ama bunun işe yarar birşey olacağına o kadar inanmıştık ki, sistem üzerinde köklü değişikliklere gittik.Ale wierzyliśmy, że nam się uda i cierpliwie wprowadzaliśmy drobne poprawki do naszego systemu.
Ama bunun işe yarar birşey olacağına o kadar inanmıştık ki, sistem üzerinde köklü değişikliklere gittik.Boli sme však natoľko presvedčený, že to dokážeme, že sme odolávali a postupne tento systém modifikovali.
Ama bunun işe yarar birşey olacağına o kadar inanmıştık ki, sistem üzerinde köklü değişikliklere gittik.그렇지만 시스템이 차근차근 개선되면서 결국 이 일을 해낼 수 있으리라 확신했습니다.