Gerçekten tamamen birleşik birşey yapmak, güzel birşey.FN: Really make a fully integrated product, something beautiful.
Küçük bir yavru iken, patilerini ayağınıza vurur -- güzel birşey değil mi?When he was a little puppy, he puts his paws on your leg -- you know, isn't that nice?
Hadi, şimdi birşey olması gerek.Go on, something should happen now.
Acı verici, korkunç ve çirkin birşey olduğunu düşünüyorsunuz.You think it's something painful, or scary, or nasty.
9-bütiltetradekan diye birşey olabilir mi?Would you ever see a 9-butyltetradecane?
Daha önce videolarımı izlediyseniz, birşeyleri ezberleme yanlısı olmadığımı bilirsiniz. .And if you've seen many of my videos, you know that I'm not a big fan of memorizing things.
Bakin, delikanliyken birseyler yaratirdim.You know, when I was a teenager, I was a creator.
Oylesine birseyler yaratirdim.I just did things.
Bende birşey yok, rahat olun!Farmer: Relax, I have nothing on me!
Çünkü eğer gerçek birşey bulamazsak doğru birşey yaşamın çok küçük bir anlamı olur.Because if we don't find something real... something that is true... life has very little meaning.
Senin içinde birşey var, Ghost.We got something for you too, Ghost.
Sende birşey duyuyor musun? ...Do you hear something? (industrial noises)
Odanın önünde durup arkadakilere birşeyler fırlatan kişi gibi.like the person in the front of the room throwing things to the peons in the back.
Bunun hakkında birşeyler yapmalıyız!" derler.We need to organize around it."
İşte bu yüzden sizden birşey yapmanızı isteyeceğim.So I'd like you to do something for me.
Önemli olan birşey. Başlayın.Something that matters.
- y eşittir karekök x fonksiyonunun grafiği böyle birşeye benziyor.So y equals the square root of x looks something like that.
Bu kızsal birşey, içimizdeki o büyük kapı sonuna dek açılsaydı, hepimiz ne olurduk.It's a girl thing, what we would all be if the big door inside us flew open.
Buna benzer birşey görmüş olabilirsiniz.You may have seen something like this.
Şöyle birşey.That looks like this.
Kablosuz adım sayıcı, hız ölçer gibi birşey.It's like a wireless accelerometer, pedometer.
Böyle birşey söyleyemezsiniz. Ama,You can say
Ama sonuçta bunların herbiri bir sonrakine birşeyler ekledi.But ultimately, it was a disruption on top of a disruption.
Olmayacak birşey değil.Not hard to imagine.
Bu muhtemelen iyi birşey, değil mi?Bigger clan gatherings and so on.
Fakat aynı zamanda kötü birşey de olabilir bu.How many fathers in the room?
Uçaktan indiğimde, bu knuda birşey yapmaya karar vermiştim.And by the time I got off that plane, I'd decided I wanted to do something about it.
Ancak, nihayetinde benim kazancım haline dönüşüverdi, gerçekten değer verdiğim birşey.It's become my reward at the end of the day, something I really cherish.
Yani evet, yemekleri, daha önce kesinlikle hiç karşılaşmadığınız birşeye dönüştürüyoruz.So yeah, we're transforming things into something that you have absolutely no reference for.
Ve burada daha önce hiç yemediğimiz birşey var.HC:
Benim gördüğüm lezzetli birşey yemek üzere olan bir inek.What I see is a cow about to eat something delicious.
Ve temel olarak tepki genellikle şöyle birşey oluyor.And basically the reaction tends to be kind of like this.
Miraculin adlı bir glikoprotein, doğal olarak oluşan birşey.It's a glycoprotein called miraculin, a naturally occurring thing.
Biraz duralım ve bu gibi birşeyin ekonomik faydalarını düşünelim.Let's just stop and think about the economic benefits of something like that.
Ya da işe öyle birşeymiş.Or has some connection.
Medyum diye birşey olmadığını tekrar mı anımsatmalı?Do we need to clarify here that there's no such thing as a psychic?
Büyülü birşey olmadığıEver solved has turned out to be
Doğaüstü birşeylerin aslında var olmama ihtimaliDoes the notion that there may not be a supernatural
"Bakın, herkes size birşey vermeye gönüllü."Look, everyone is willing to give you something.
Aç oldukları her ne ise onun için size birşey vermeye hazırlar."They're ready to give you something for whatever it is they're hungry for."
Bunu en azından bana birşeyler ifade eden bir şekilde bir sembol haline getirmeye çalıştım.And I tried to sum this up in some kind of symbol that means something, to me anyway.
Ufak tefek seyler becerebilen bir robot degil, ama gercekten canlı gibi davranan birşey.Not a robot that kind of does, but let's really go for it.
Maddi birşey nasıl aşkın sembolü olabilir ki?How can something so materialistic be a symbol of love?
Burda yaşaman bile gerçekten nefret ettiğim birşey.While you've been living here there's something I've really come to hate.
Bu iyi birşey mi?Is this a good thing?
Demekki cehenem dedikleri boyle birsey ."This is what they call hell."
Aniden buraya gelmemi söyleyince ben de birşey oldu sandımYou told me to come here all of a sudden, so I thought something had happened too.
Çok korkunç birşey yaptım, korkunç bir şey -- ama neden kendimi iyi hissediyorum? "I did a terrible thing, did a terrible thing -- why do I feel so good?'
Birşey daha var, anlatmak istediğim bir hikaye daha...There's one more, I think, wonderful twist to that tale.
Bir şekilde bunların hepsi size birşeyler çağrıştıracak.And somehow it will all make sense.
Neredeyse herkesin kullanabileceği birşey.Something that almost anybody can do.
Hatta yeni birşey deneyebiliriz; hadi ilk defa burada deneyelim.And I can even try a new thing; let's try it for the first time.
Hangi olasılıkla yaptığım basket sayısı--- k eşittir 3 basket ya da onun gibi birşey.Would be you know, what's the probability that I make-- k could be 3 shots or something like that.
0 çarpı herhangi birşey eşittir 0.0 times any thing is 0.
Bu çan dağılıma benziyor,onun gibi birşey.Then it's like a bell curve, something like that.
Böyle birşey mümkün değil.It doesn't work.
Bu müthiş birşey.This is great.
Birşey için ödeme yapınca ticaret yapmış oluyorum.When I pay for something I am making a trade.
"Birşey düşürdünüz.""You dropped something."
Tüm işletmeler gibi sağlık hizmeti de zedelenmiş drumda ve farklı birşeyler yapmak lazım.Business as usual in healthcare is broken and we've got to do something different.