birçoğu ile cümle

birçoğu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Bunların birçoğunun da kışlık villaları bu bölgededir.Lisaks nad ka talvituvad samas piirkonnas.
Bu dokümanları birçoğunun pratikte kullanılıp kullanılmaması hususu kargaşaya yol açmaktadır.Selle probleemi sisulist käsitlemist väldivad oma graafiõpikutes paljud.
Ayrıca dünyanın en yüksek binalarının birçoğunu da tasarlamışlardır.See on maailma kõrgeimate hoonete loend.
Bu kadınların birçoğu aile şirketleriyle çalışıyor ve ev dışında çalışmaya teşvik ediliyorlar.See on paljudes piirkondades naiste jaoks ainuke võimalus töötada väljaspool kodu ja raha teenida.
Birçoğu Savaş esiri kamplarına gönderildi.Enamik neist hukkus vangilaagrites.
Bu seferlerin birçoğu İngiltere Dikilitaşları'na işlenmiştir.Need koerad pärinevad peamiselt erinevatest inglise talukoertest.
1984'teki ilk TED'e katılmadım ama o tarihten beri birçoğunda bulundum.1984년, 첫번째 TED에 저는 참석하지 않았습니다. 하지만 그 때부터 저는 TED의 일원들과 주욱 함께해 왔습니다.
1984'teki ilk TED'e katılmadım ama o tarihten beri birçoğunda bulundum.Eu não estive presente na primeira TED em 1984 mas tenho estado em muitas delas desde então.
1984'teki ilk TED'e katılmadım ama o tarihten beri birçoğunda bulundum.Ik was niet bij de eerste TED in 1984 maar sindsdien heb ik er veel bijgewoond.
1984'teki ilk TED'e katılmadım ama o tarihten beri birçoğunda bulundum.Io non ho partecipato al primo TED del 1984 ma ho seguito parecchie edizioni successive.
1984'teki ilk TED'e katılmadım ama o tarihten beri birçoğunda bulundum.Je n'étais pas présent au premier TED en 1984 mais j'y ai assisté souvent depuis.
1984'teki ilk TED'e katılmadım ama o tarihten beri birçoğunda bulundum.N-am participat la primul TED din 1984 dar am fost la o mulţime de alte ediţii de atunci încoace.
1984'teki ilk TED'e katılmadım ama o tarihten beri birçoğunda bulundum.Nie uczestniczyłem w pierwszej konferencji TED w roku 1984, ale później przyjeżdżałem tu wiele razy.
1984'teki ilk TED'e katılmadım ama o tarihten beri birçoğunda bulundum.Yo no asistí a la primera versión de TED en 1984 pero he estado en muchas de ellas desde entonces.
1984'teki ilk TED'e katılmadım ama o tarihten beri birçoğunda bulundum.Не съм посещавал първия ТЕД през 1984-та, но съм бил на много от тях оттогава насам.
1984'teki ilk TED'e katılmadım ama o tarihten beri birçoğunda bulundum.Я не был на первой конференции TED в 1984-м году, но с того времени я посетил многие из них.
1984'teki ilk TED'e katılmadım ama o tarihten beri birçoğunda bulundum.לא השתתפתי בכנס TED הראשון ב-1984 אך מאז השתתפתי ברבים מהכנסים.
1984'teki ilk TED'e katılmadım ama o tarihten beri birçoğunda bulundum.لم أحضر أول مؤتمر لتيد والذي أقيم عام 1984 ولكني حضرت العديد من مؤتمرات تيد منذ ذلك الوقت
1984'teki ilk TED'e katılmadım ama o tarihten beri birçoğunda bulundum.けれど その後は何度も参加しています リチャードがすべてを始めた当時に思いをはせるのは
65 yaşın üzerinde bir çok öğrencimiz oldu, ve birçoğu da 13 ila 17 yaş arasındaki öğrencilerdi.Abbiamo avuto molti studenti oltre is 65 anni e molti tra i tredici e i diciassette.
65 yaşın üzerinde bir çok öğrencimiz oldu, ve birçoğu da 13 ila 17 yaş arasındaki öğrencilerdi.У нас было много студентов старше 65 лет и также много в возрасте между 13 и 17 годами.
AB: Tabii ki. Birçoğunuz gibi ben deAB: 물론이죠. 저도 여러분들 처럼
AB: Tabii ki. Birçoğunuz gibi ben deא.ב.: בהחלט, אני כמו רבים כמוכם, פוגש אנשים
AB: Tabii ki. Birçoğunuz gibi ben deاليان :بالطبع,انا مثل الكثير منكم,اقابل الناس
AB: Tabii ki. Birçoğunuz gibi ben deもっと大きな何かがあるのでは?」
Açık okyanusta bir çok hayvan var -- birçoğu ışık yapabiliyorlar.Ci sono molti animali negli oceani -- la maggior parte di loro emettono luce.
Açık okyanusta bir çok hayvan var -- birçoğu ışık yapabiliyorlar.Có rất nhiều động vật trong đại dương rộng lớn -- phần lớn chúng tạo ra ánh sáng.
Açık okyanusta bir çok hayvan var -- birçoğu ışık yapabiliyorlar.Der er mange dyr i det åbne hav -- de fleste af dem laver lys.
Açık okyanusta bir çok hayvan var -- birçoğu ışık yapabiliyorlar.Então, há muitos animais no oceano -- a maior parte deles produz luz.
Açık okyanusta bir çok hayvan var -- birçoğu ışık yapabiliyorlar.Er leven een heleboel dieren in de open oceaan - en de meesten maken licht.
Açık okyanusta bir çok hayvan var -- birçoğu ışık yapabiliyorlar.Es gibt viele Tiere im offenen Ozean - die meisten von denen die Licht produzieren.
Açık okyanusta bir çok hayvan var -- birçoğu ışık yapabiliyorlar.Hay una gran cantidad de animales en el océano y la mayoría produce luz.
Açık okyanusta bir çok hayvan var -- birçoğu ışık yapabiliyorlar.Il y a donc de nombreux animaux dans l'océan -- la plupart d'entre eux produisent de la lumière.
Açık okyanusta bir çok hayvan var -- birçoğu ışık yapabiliyorlar.Jadi ada banyak hewan di lautan terbuka -- kebanyakan dapat menghasilkan cahaya.
Açık okyanusta bir çok hayvan var -- birçoğu ışık yapabiliyorlar.Je spousta živočichů v širokém oceánu - většina z nich vytváří světlo.
Açık okyanusta bir çok hayvan var -- birçoğu ışık yapabiliyorlar.Sunt multe animale în oceanul larg -- cele mai multe producând lumină.
Açık okyanusta bir çok hayvan var -- birçoğu ışık yapabiliyorlar.Szóval nagyon sok állat él a tengerekben, a fény előállítására képesek többsége.
Açık okyanusta bir çok hayvan var -- birçoğu ışık yapabiliyorlar.Takže v otvorenom oceáne existuje množstvo živočíchov - a väčšina z nich vyrába svetlo.
Açık okyanusta bir çok hayvan var -- birçoğu ışık yapabiliyorlar.W oceanie jest wiele zwierząt -- większość z nich produkuje światło.
Açık okyanusta bir çok hayvan var -- birçoğu ışık yapabiliyorlar.В открытом океане множество животных, и большая часть из них излучает свет.
Açık okyanusta bir çok hayvan var -- birçoğu ışık yapabiliyorlar.Така че има много животни в открития океан -- повечето от тях произвеждат светлина.
Açık okyanusta bir çok hayvan var -- birçoğu ışık yapabiliyorlar.У відкритому океані безліч тварин, і більшість з них можуть випромінювати світло.
Açık okyanusta bir çok hayvan var -- birçoğu ışık yapabiliyorlar.כך שיש המון יצורים באוקינוס הפתוח -- מרביתם יוצרים אור.
Açık okyanusta bir çok hayvan var -- birçoğu ışık yapabiliyorlar.هناك الكثير من الحيوانات في المحيط والعديد منها يمكنه انتاج الضوء
Açık okyanusta bir çok hayvan var -- birçoğu ışık yapabiliyorlar.その多くは発光するのです 発光する理由はだいたいは分かっています
Açık okyanusta bir çok hayvan var -- birçoğu ışık yapabiliyorlar.망망한 외해 (外海)에는 빛을 내는 많은 종류의 생물이 있습니다.
Ama eski millet, birçoğu ölmüş gibi anlatmamakta, hantal, yavaş, ağır ve soluk olarak kurşun .--Aber alte Leute, heucheln vielen als sie tot waren, schwerfällig, langsam, schwer und bleich wie Blei .--
Ama eski millet, birçoğu ölmüş gibi anlatmamakta, hantal, yavaş, ağır ve soluk olarak kurşun .--Ale staré lidi, jak mnoho předstírat, že jsou mrtví, nemotorné, pomalé, těžké a bledý jako olovo .--
Ama eski millet, birçoğu ölmüş gibi anlatmamakta, hantal, yavaş, ağır ve soluk olarak kurşun .--Ale starých ľudí, ako veľa predstierať, že sú mŕtvi, nemotorné, pomalé, ťažké a bledý ako olovo .--
Ama eski millet, birçoğu ölmüş gibi anlatmamakta, hantal, yavaş, ağır ve soluk olarak kurşun .--Ale starzy ludzie, wiele udają jak byli martwi, nieporęczne, powolne, ciężkie i blada jak prowadzić .--
Ama eski millet, birçoğu ölmüş gibi anlatmamakta, hantal, yavaş, ağır ve soluk olarak kurşun .--Ampak stari ljudje, veliko Predstavljati kot so bili mrtvi, okorno, počasno, težka in blede kot so svinec .--
Ama eski millet, birçoğu ölmüş gibi anlatmamakta, hantal, yavaş, ağır ve soluk olarak kurşun .--Dar bătrâni, mulţi se preface ca acestia erau morti; plumb lent greoi,, grele şi palid ca .--
Ama eski millet, birçoğu ölmüş gibi anlatmamakta, hantal, yavaş, ağır ve soluk olarak kurşun .--De az öreg emberek, sokan színlel, mert már halott volt, nehézkes, lassú, nehéz, fakó, mint az ólom .--
Ama eski millet, birçoğu ölmüş gibi anlatmamakta, hantal, yavaş, ağır ve soluk olarak kurşun .--그러나 옛 사람들은, 많은 사람들이 죽은 것처럼 가장하다, 다루기 힘든, 느린 무거운하고 창백한 리드 .--
Ama eski millet, birçoğu ölmüş gibi anlatmamakta, hantal, yavaş, ağır ve soluk olarak kurşun .--Maar oude mensen, veel veinzen als ze dood waren, logge, trage, zware en bleek als lead .--
Ama eski millet, birçoğu ölmüş gibi anlatmamakta, hantal, yavaş, ağır ve soluk olarak kurşun .--Mais vieux, beaucoup feignent comme ils étaient morts, le plomb lourd, lent, lourd et pâle comme .--
Ama eski millet, birçoğu ölmüş gibi anlatmamakta, hantal, yavaş, ağır ve soluk olarak kurşun .--Mas velhos, muitos fingem que eles morressem; levar pesado, lento, pesado e pálido como .--
Ama eski millet, birçoğu ölmüş gibi anlatmamakta, hantal, yavaş, ağır ve soluk olarak kurşun .--Ma vecchi, molti fingono di come erano morti, portano ingombrante, lento, pesante e pallido come .--
Ama eski millet, birçoğu ölmüş gibi anlatmamakta, hantal, yavaş, ağır ve soluk olarak kurşun .--Men gamla människor, många låtsas som de var döda, otymplig, långsam, tung och blek som bly .--
Ama eski millet, birçoğu ölmüş gibi anlatmamakta, hantal, yavaş, ağır ve soluk olarak kurşun .--Men gamle mennesker, mange foregive, som de var døde, uhåndterlige, langsom, tung og bleg som bly .--
İlgili Sayfalar