bir zamanlar ile cümle
bir zamanlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
12
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
"Karabük" adının kaynağı, bir zamanlar çevresinde bulunan bitki örtüsüdür.El nombre «Poverty Point» proviene de la plantación que una vez rodeó el sitio.
Bir zamanlar Kuzey Amerika olarak bilinen bir yerin yıkıntıları içinde Panem ulusu yaşamaktadır.La nación de Panem salió de las ruinas de lo que una vez fue conocido como Norteamérica.
"Bakteri" terimi bir zamanlar tüm mikroskopik, tek hücreli prokaryotlar için kullanılırdı.El término "bacteria" se aplicó tradicionalmente a todos los microorganismos procariotas.
Casta bir zamanlar Fransa'nın sembolü olarak kabul ediliyordu.En 2001, el castillo fue clasificado como monumento histórico de Francia.
İlki Bir Zamanlar Batıda, üçüncüsü ise Bir Zamanlar Amerika'dır.Salieron de gira por tercera vez, pero en esta, incluyeron también a América.
Bir zamanlar köy nüfusunun çoğunluğunu Müslümanlar oluşturmaktaydı.En general, mostraba a grupos de personas como musulmanes.
Bu iç kale bir zamanlar İskoçya Kraliçesi Mary için bir hapishane olarak kullanıldı.Debido a esto, ella fue durante un tiempo llamada princesa de Escocia.
Bölgede bulunan limanlar bir zamanlar dünyanın en büyük limanı olan Londra Limanı'nın bir parçasıydı.I docks erano anticamente parte del Porto di Londra, un tempo il più grande porto del mondo.
Bir zamanlar herkes onlarla nasıl oynanacağını, nasıl deşifre edileceklerini biliyordu."Un tempo tutti sapevano come giocarci, come decifrarle.
Lakin bizim yaşadığımız dünya bir zamanlar gerçekten sahip oldukları bu beceriyi kaybetti.Ma il mondo in cui viviamo ha perduto quest'abilità, un'abilità che certamente aveva una volta.
Dağın güney ucu bir zamanlar adanın Atlantik kıyı şeridinin bir parçasıydı.La parte terminale a sud della montagna era un tempo parte della costa atlantica.
Bir zamanlar Ümraniye tamamen ormanlarla kaplı idi.Un tempo il territorio era ampiamente ricoperto di boschi.
8 Gördüğün canavar bir zamanlar vardı, ama şimdi yok.L'isola era ancora visibile ad inizio Ottocento ma è oggi scomparsa.
Çünkü o bir zamanlar vardı, şimdi yok, ama yine gelecek.C'era una volta... e c'è ancora!
Bir zamanlar Aerobik öğretmenliği yaptı.Prima di allora, svolse l'attività di istruttrice di aerobica.
Comancheler'in sayısının bir zamanlar 20.000 civarında olduğu tahmin edilmektedir.Si calcola che la popolazione totale Comanche abbia raggiunto nel passato le 20.000 unità.
Bir zamanlar dünyanın en büyük tiyatrosuydu.All'epoca era il più sfarzoso e più grande teatro del mondo.
Burada, bir zamanların güçlü Sartanları hayatta kalmak için mücadele etmeyi sürdürmektedir.I reggimenti Imperiali dovranno battersi duramente per sopravvivere questa volta.
Bir zamanlar bir ben vardı.C'era una volta.
Bir zamanların St. George manastırı bugün müzedir.La prigione, di epoca georgiana, è ora un museo.
2003 yılında gelindiğinde ise, bu bir zamanların müreffeh cemaatinden geriye yaklaşık 100 kişi kalmıştı.Ma nel 2003, solo un quarto di tutte le grandi logge continuava a farlo.
Bir zamanlar Vergil'in Dante’nin gözünde olduğu gibi.Yamato: spada appartenuta un tempo a Vergil, il fratello di Dante.
Hekla bölgesi bir zamanlar ormanlık idi.Era una volta una fortezza Jedi.
Bir zamanlar bir lokantada çalıştım.Как-то я работал в ресторане.
Burada bir zamanlar bir kilise vardı.Когда-то здесь была церковь.
Bir zamanlar herkes onlarla nasıl oynanacağını, nasıl deşifre edileceklerini biliyordu.Когда-то каждый знал, как играть с ними, как дешифровать их.
Zerdüştlük bir zamanlar çoğunluk diniydi, oysa bugün Zerdüştler sadece on binlerce kişiden oluşmaktadırlar.Одна сотня тысяч неверных, нечестивых идолопоклонников, была в этот день зарезана.
Bölgede bulunan limanlar bir zamanlar dünyanın en büyük limanı olan Londra Limanı'nın bir parçasıydı.Доки были раньше частью Лондонского порта, бывшим раньше одним из самых больших портов мира.
Hekla bölgesi bir zamanlar ormanlık idi.Область Геклы когда-то была покрыта деревьями.
Bir zamanlar bir ben vardı.Когда-то я жил здесь...
Aristoteles bir zamanlar filler için şöyle demiştir: "Akıl ve anlayışta diğer bütün hayvanları geçen hayvan".Аристотель описывал слона как «животное, которое превосходит других остроумием и умом».
Olaf bir zamanlar insan olarak yaşamış bir Trol.Нефилим, что когда-то был человеком.
Yamato, bir zamanlar Kakashi Hatake'nin rehberliği altında da hizmet ettiği ANBU'nun bir üyesidir.Он является членом АНБУ, где когда-то служил под руководством Какаси Хатакэ.
Artık bir zamanlar olduğu kadının gölgesi gibidir.Он и был тем человеком, который ранее привиделся женщине.
Köy olarak bölgenin bir zamanlar merkezi idi.Ранее село было центром района.
Bir zamanların korkusuz kahramanı, karanlık tarafa geçmişti.Но однажды на их пути встали злые Воины Тьмы.
"Bir zamanlar bir cezaevinde...""Хуже, чем в тюрьме".
Lakin bizim yaşadığımız dünya bir zamanlar gerçekten sahip oldukları bu beceriyi kaybetti.Это место давно утратило своё истинное предназначение.
Babası bir zamanlar tiyatrolarda görev almış, Hüseyin Kaşif'tir.В настоящий момент он занят в своём новом проекте, Secular Joy.
"Bakteri" terimi bir zamanlar tüm mikroskopik, tek hücreli prokaryotlar için kullanılırdı.Термин «бактерии» традиционно применяли по отношению к микроскопическим одноклеточным прокариотам.
Aynı zamanda bir zamanlar Venezuela devlet başkanlığını yapmıştır.Оба позже стали президентами Венесуэлы.
"Bir zamanlar 'Kral'dı".«Жил-был король».
Bu nedenle bence hip-hop, rock'ın bir zamanlar bulunduğu yerde."«Рок-н-ролл жив, пока кому-то нужен».
Bir zamanlar Kambei'nin yardımcısıdır.Был помощником чабана.
Kendisi bir zamanlar dünyaya hükmetmiştir, ama artık öğrenir ki krallığı çoktan helak olmuştur.Тот уже успел принять яд, понимая, что его время прошло.
Bir zamanlar Funj krallarına tabi oldular, ancak pozisyonları bağımsız bir ölçüdedir.كانوا في وقت واحد تخضع لملوك فونج، ولكن موقفهم كان في تدبير مستقل.
Bu nedenle bence hip-hop, rock'ın bir zamanlar bulunduğu yerde."ولهذا من وجهة نظري، فإنه سوف تُستخدم موسيقى الروك في الهيب هوب ذات مرة ".
Mahallenin başlıca gelir kaynağı bir zamanlar tütün idi.في البداية، نمت مستعمرة التبغ كمحصولها الوحيد.
Hekla bölgesi bir zamanlar ormanlık idi.كانت قرية إِدلب تتبع سرمين فيما مضى.
Bir zamanlar bir kale ve saray olan papalık ikâmetgâhı, 14. yüzyılda Batı Hıristiyanlığının merkezi olmuştur.كانت القلعة والقصر، مقر إقامة البابا ومقر المسيحية الغربية خلال القرن الرابع عشر.
Bir zamanlar herkes onlarla nasıl oynanacağını, nasıl deşifre edileceklerini biliyordu.Em certo tempo todos sabiam jogar com eles, como decifrá-las.
Bu nedenle bence hip-hop, rock'ın bir zamanlar bulunduğu yerde."Por isso, para mim, hip hop é o que o rock costumava ser."
Bu katmanlar bölge bir zamanlar devasa bir göl iken oluşmuş olabilir.Essas camadas podem ter se formado quando toda a área se encontrava sob um lago gigantesco.
Lakin bizim yaşadığımız dünya bir zamanlar gerçekten sahip oldukları bu beceriyi kaybetti.Mas o mundo em que estamos vivendo perdeu esta habilidade, uma habilidade que certamente uma vez teve.
Lundum bir zamanlar Cabo Verde'de rağbet gören bir müzik türüdür.O lundum é um género musical que outrora já foi muito praticado em Cabo Verde.
Dağın güney ucu bir zamanlar adanın Atlantik kıyı şeridinin bir parçasıydı.O limite sul da montanha fez, no passado, parte da costa atlântica.
Bunlar bir zamanlar matematik felsefecilerinin başlıca uğraşı alanıydı.Estes foram uma vez o estudo primário dos filósofos da matemática.
Bir zamanlar Kambei'nin yardımcısıdır.Atualmente, assistente do Bangu.
Burada, bir zamanların güçlü Sartanları hayatta kalmak için mücadele etmeyi sürdürmektedir.Enquanto isso as sociedades tradicionais lutam por sobreviver.
Kendisi bir zamanlar dünyaya hükmetmiştir, ama artık öğrenir ki krallığı çoktan helak olmuştur.Perguntou o porquê, mas King apenas queria saber do que a maldade seria capaz agora.