bir zamanlar ile cümle

bir zamanlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
12
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
8 Gördüğün canavar bir zamanlar vardı, ama şimdi yok.Para os gramados, só 8 meses depois mas já não era o mesmo.
"Bir zamanlar manşettiler 3".Juninho em 3º».
Hekla bölgesi bir zamanlar ormanlık idi.O vale de Catmandu era outrora uma lagoa.
"Vee bir zamanlar...Narizinho Uma Vez....
Taranto, bir zamanlar Magna Graecia'nın en önemli şehri olarak bilinirdi.Tarento foi uma das principais cidades da Magna Grécia, chamada pelos gregos de Taras.
Bu durum bir zamanlar bu bölgenin deniz suları altında olduğunu göstermektedir.Registro de marcas da época em que a região estava no fundo do mar.
Bir zamanlar, Nijerya bir Britanya kolonisiydi.Uma vez, a Nigéria foi uma colônia britânica.
Bir zamanlar Kambei'nin yardımcısıdır.Hij was ooit de rechterhand van Kambei.
Çar Samuil, bu bir zamanlar yenilmez ordusunun kırık parçalarını görünce şok geçirerek öldü.Toen tsaar Samuel de overblijfselen van zijn eens zo machtige leger zag, stierf hij door de schok.
Böylece bir zamanlar bir bütünlük teşkil eden habitatlar ayrı parçalara bölünmüş hale gelir.Gebieden die eens één uitgestrekte habitat vormden worden opgedeeld in afzonderlijke fragmenten.
Bir zamanlar dünyanın en büyük tiyatrosuydu.Het was vroeger een van de grootste stadions ter wereld.
Çünkü; bir zamanlar yolculuk yapan bu ikili, birbirlerine düşman olmuştu.Het bestond toen uit twee redoutes die door een gang met elkaar in verbinding stonden.
"Bir zamanlar 'Kral'dı".Er was eens een goede koning.
"Vee bir zamanlar...Bob WARNIER, Er was eens...
Bir zamanlar nüfusun 500 kişi olduğu köyde, şimdi 170 kişi yaşamaktadır.Het dorp, waar nu ongeveer 175 mensen wonen, was ooit veel groter.
Bir zamanlar tüm insansıların bu şekilde hareket ettiği düşünülmekte.In het verleden is men er wel van uitgegaan dat alleen bij mensen die houding voorkwam.
Gözlerinin farklı renkte olmasının sebebi bir zamanlar haz olmasıdır.Zijn ogen lijken een andere kleur te hebben dan een paar dagen eerder.
Bir zamanlar bu rol Dördüncü Doktor için düşünülmüştür.In de einduitslag werd hij ingedeeld op een vierde plaats.
Bir zamanlar Ümraniye tamamen ormanlarla kaplı idi.Oorspronkelijk was het land bedekt met bossen.
Bir zamanlar çok meyve ve sebze yetişirdi.Zij hadden hier verscheidene fruit en hout bedrijven.
Bir zamanlar Avrupa'nın yüzde seksen ila doksanı ormanlarla kaplıydı.In de jaren zestig van de 20e eeuw was ongeveer 40% van het land nog bedekt met bos.
Bir zamanlar yaşlı bir İsfahan Padişahı, mirasını bırakacak bir erkek evladı olmadığı için üzülmektedir.Hij is een oude man die droomt van een erfgenaam aan wie hij zijn bezittingen kan nalaten.
Bir zamanlar çalışma ortağı olan Madeline Wuntch artık ezeli düşmanıdır.Demona Goliaths voormalige partner, nu zijn vijand.
Bunlardan Ebla antik kenti, bir zamanlar bölgede önemli bir merkezdi.Dit in tegenstelling tot vroeger, toen er een belangrijk accent lag op de monarchie.
Bir zamanlar köyde, yoksul bir çiftçi vardı.Er was eens een arme boer in het dorp.
Ayrıca bir zamanların ünlü treni Orient Express de filmin geçtiği mekanlardan biridir.Jednym z bardziej znanych przykładów nazw pociągów jest Orient Express.
Bir zamanlar bu rol Dördüncü Doktor için düşünülmüştür.Tym razem został sklasyfikowany na czwartej pozycji.
Bölgede bulunan limanlar bir zamanlar dünyanın en büyük limanı olan Londra Limanı'nın bir parçasıydı.Doki znajdujące się na tym terenie były dawniej częścią londyńskiego portu.
"Bakteri" terimi bir zamanlar tüm mikroskopik, tek hücreli prokaryotlar için kullanılırdı.Słowo „bakteria” było używane do wszystkich mikroskopijnych organizmów.
"Bir zamanlar manşettiler 3".Posiadacz 3 Dan.
Mars'ın bir zamanlar ortam olarak Dünya'ya benzediği düşünülmekteydi.Mars charakteryzuje się pewnym podobieństwem do Ziemi.
Balıkçılık bir zamanlar ilçedeki önemli faaliyetlerden biriydi.Dawniej miał duże znaczenie w rybołówstwie.
İskilip ayvasının bir zamanlar önemli bir ihraç ürünü idi.Poważnym źródłem pożywienia była kiedyś dziczyzna.
Bir zamanlar bodyguardlık yaptı.Towarzyszył mu ochroniarz.
Çar Samuil, bu bir zamanlar yenilmez ordusunun kırık parçalarını görünce şok geçirerek öldü.Car Samuel zmarł doznając szoku wywołanego widokiem powracających wojsk.
Bu masal göre, bir zamanlar bir kral ve onun 30 oğlu yaşarmış.Enligt denna fabel levde det en gång i tiden en kung med trettio söner.
Bayan Botz adı bir zamanlar Matt Groening'e bakıcılık yapan gerçek bir kişiden alınmıştır.Namnet Ms. Botz kommer från en som satt barnvakt till Matt Groening.
Taranto, bir zamanlar Magna Graecia'nın en önemli şehri olarak bilinirdi.Metapontum blev snart en av de allra viktigaste städerna i Magna Graecia.
Bir zamanlar Aerobik öğretmenliği yaptı.Han har också tidigare undervisat i aerodynamik.
Bu hayvanlar bir zamanlar çok değerli avlardı.Djurskinn var på den tiden värdefulla.
Bir zamanlar Kolhis'in antik kentlerinden olan Kutaisi şehri, nehrin yanına kurulmuştur.Staden Kutaisi, förr huvudstad i antikens Kolchis, ligger vid floden.
Bir zamanlar Avrupa'nın yüzde seksen ila doksanı ormanlarla kaplıydı.Åttio till nittio procent av Europa var en gång täckt av skog.
Latince bir zamanlar Avrupa'nın ortak akademik dili idi.Förr var latin det gängse språket i flertalet ämnen vid universiteten i Europa.
Bir zamanlar insan beyleri veya hükümdarları olan Yüzüktayflarına, Sauron tarafından güç yüzükleri verildi.För länge sedan smiddes maktens ringar på order av Sauron.
Bir zamanlar bir ben vardı.Det var en gång.
O bir zamanlar Japonya'daki ünlü dövüş ustası Hamato Yoshi'nin evcil hayvanıydı.I originalserien var Splinter en gång Hamato Yoshis husdjursråtta i Japan.
Bir zamanlar tezek yakıt olarak kullanılmaktaydı.Fram till dess hade man använt krut som raketbränsle.
Bir zamanlar herkes onlarla nasıl oynanacağını, nasıl deşifre edileceklerini biliyordu.Колись кожен знав як грати з ними, як розглядати їх.
Lakin bizim yaşadığımız dünya bir zamanlar gerçekten sahip oldukları bu beceriyi kaybetti.Але світ, в якому ми живемо втратив цю здатність, здатність, яку він, звичайно, мав.
Bir zamanlar dünyanın en büyük tiyatrosuydu.На той час це був найбільший театр-цирк у світі.
Bölgede bulunan limanlar bir zamanlar dünyanın en büyük limanı olan Londra Limanı'nın bir parçasıydı.Доки були раніше частиною Лондонського порту, колись одного з найбільших портів світу.
Bir zamanlar Romalılar Galya'yı fethetmek için bu yolu kullanmışlardır.В подальшому допомагав римлянам у завоюванні Галлії.
Bu katmanlar bölge bir zamanlar devasa bir göl iken oluşmuş olabilir.Ймовірно, що ці шари сформувались, коли вся ця територія була величезним озером.
"Eski fotoğraflarda bir zamanlar Kırım".Колишній фронтмен культового гурту «Foje».
Mars'ın bir zamanlar ortam olarak Dünya'ya benzediği düşünülmekteydi.Раніше вважалося, що до того як Марс висох, він був більш схожим на Землю.
"Bir zamanlar manşettiler 3".Старостяк, 3.
Örneğin, " bir zamanlar" dan "sekiz yıl sonra"ya konu ilgisiz olarak değişir.«Колись давно») до другої сцени «Вісім років по тому» відбувається без зміни обставин та персонажів.
Bir zamanlar John Alden'nın bebeğini taşıdı ve hala ona karşı içinde güçlü duygular vardır.У неї є дитина від Джона Олдена, до якого вона досі небайдужа.
Bir Zamanlar İzmir'de.Було колись над Іліоном...
Bir zamanlar Hollywood'un en çok kazanan aktörüydü.У цей період він був одним з найвисокооплачуваніших акторів в Голлівуді.

İlgili Sayfalar