bir zamanlar ile cümle
bir zamanlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
12
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Bir zamanlar, dışarı çıkardık ve her türlü yasa dışı şeyler yapardık.Back in the day, we'd go out and do all kinds of illegal stuff.
Bir zamanlar Kyoto'daydım.I was at Kyoto once.
Otel bir zamanlar restorandı.The hotel was once a restaurant.
Bir zamanlar İngiltere'de kötü bir kral vardı.Once upon a time, there was a bad king in England.
Daha önce bir zamanlar onunla karşılaştığım için, onu derhal tanıdım.Since I had met him once before, I recognized him right away.
Bütün bu dünyevi bilgelik bir zamanlar herhangi bir bilge adamın sevimsiz sapıklığıydı.All this worldly wisdom was once the unamiable heresy of some wise man.
Amerika bir zamanlar soyutlanma politikasını tercih etti.America once favored a policy of isolationism.
İddia edildiğine göre, bir zamanlar babası Çin'e ihanet etti.Supposedly, his father once betrayed China.
Öğretmen bir zamanlar Emma'ya birlikte bir çocuk sahibi olmaları gerektiğini önerdi.The teacher once suggested to Emma that they should have a child together.
Almanya bir zamanlar İtalya'nın müttefikiydi.Germany was once an ally of Italy.
Dinozorlar bir zamanlar dünyayı yönetti.Dinosaurs once ruled the earth.
Tom bir zamanlar Mary'ye çılgınca âşıktı.Tom had once been madly in love with Mary.
Bir zamanlar, o köyde fakir çiftçiler vardı.In another time, there were poor farmers in that village.
Bir zamanlar o köyde fakir çiftçiler vardı.There were once poor farmers in that village.
Bir zamanlar bir tavuk vardı, onun bir gözlemesi vardı.Once upon a time there was a chicken that had a crispbread.
Bir zamanlar, Tango adında bir kedi varmış.Once upon a time, there was a cat whose name was Tango.
Ben bir zamanlar astrofizikçi olmak istiyordum.I wanted to be an astrophysicist once.
Bir zamanlar güzel bir prenses varmış.Once upon a time, there was a beautiful princess.
Bir zamanlar evliydim.I was married once.
Bir zamanlar fakir bir adam ve zengin bir kadın vardı.There were once upon a time a poor man and a rich woman.
Bir zamanlar yoksul bir adam ve zengin bir kadın vardı.There were once a poor man and a rich woman.
Bir zamanlar onun bir sürü arazisi vardı.He once had a lot of land.
Bir zamanlar romancı olmak istediğimi söylüyordum.At one time I was saying I want to become a novelist.
Bir zamanlar üç kızı olan bir kral yaşıyordu.Once upon a time lived a king who had three daughters.
Bir zamanlar senin yaşındaydım.I was your age once.
Peri masalları hep aynı başlar: bir zamanlar.Fairy tales always begin the same: once upon a time.
Bir zamanlar genç olduğunu unuttun mu?Have you forgotten that you were young once?
Bir zamanlar Tom'a tam benzeyen bu arkadaşa sahiptim.I had this friend once who looked just like Tom.
Bir zamanlar bir ördek öldürdüm.I killed a duck once.
Bir zamanlar seni sevdim.I loved you once.
Bir zamanlar Tom diye birini tanırdım; ama bu çok uzun zaman önceydi.I once knew somebody named Tom, but that was a long time ago.
Bir zamanlar birini gördüm.I saw one once.
Bir zamanlar dünyanın evrenin merkezi olduğuna inanılıyordu.Once it was believed that the earth was the center of the universe.
Bir zamanlar hepimiz gençtik.We were all young once.
Bir zamanlar herkes gençti.Everyone was young once.
Bir zamanlar sana benziyordum.I was once like you.
Bir zamanlar senin gibiydim.I was once like you.
Ben bir zamanlar sana benziyordum.I was like you once.
Bir zamanlar gençtim.I was young once.
Bir zamanlar Tom'un ayağı trende yüksek topuklu giyen bir kadın tarafından ezildi.Tom's foot was once crushed by a woman wearing high heels in the train.
Zaten onu bir zamanlar söyledin.You said that once already.
Bir zamanlar senin gibi birini tanımıştım.I knew someone like you once.
Bir zamanlar bir tahta parçası vardı.Once upon a time there was a piece of wood.
Bunun hepsini bir zamanlar sana zaten söyledim.I've told you all of this once already.
Bir zamanlar konuşulan sözler asla geri alınamaz.A word once spoken can never be recalled.
Bir zamanlar söylenmiş sözler geri alınamaz.Words once said can't be taken back.
Bir zamanlar ordudaydım.I was in the army once.
Sen bir zamanlar içinde bulunduğum aynı durumdasın.You're in the same situation that I was once in.
Tom bir zamanlar birini gördü.Tom saw one once.
O bir zamanlar bir tane gördü.She saw one once.
Her seri katil, bir zamanlar birinin bebeğiydi.Every serial killer was somebody's baby once.
Ben de bir zamanlar benzer bir deneyime sahiptim.I had a similar experience once.
Bir zamanlar Boston'da yaşadım.I once lived in Boston.
Sülfürik asit bir zamanlar kezzap yağı olarak bilinirdi.Sulfuric acid was once known as "oil of vitriol."
Bir zamanlar benzer bir şey başıma geldi.Something similar once happened to me.
Bir zamanlar bir panda gördüm.I saw a panda once.
Sadece bir zamanlar bana söylediğin bir şey hakkında düşünüyordum.I was just thinking about something you once told me.
Bir zamanlar hepimiz çocuktuk.We were all children once.
Bir zamanlar Tom gibi birini tanıyordum.I knew someone like Tom once.
Mary bir zamanlar turist rehberi olarak çalışmıştı.Mary once worked as a tourist guide.