bir zamanlar ile cümle

bir zamanlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
12
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Bir zamanlar bir astrofizikçi olmak istedim.I once wanted to be an astrophysicist.
Bir zamanlar onu caddede gördüğümü hatırlıyorum.I remember seeing her once on the street.
Bir zamanlar, Bu köyde yaşlı bir adam varmış.Once upon a time, there was an old man in this village.
Almanya bir zamanlar İtalya ile müttefikti.Germany was once allied with Italy.
O tartışma bir zamanlar karara bağlandı ve herkes için.That dispute has been settled once and for all.
Ben bir zamanlar hikayeyi duyduğumu hatırlıyorum.I remember hearing the story once.
O ada bir zamanlar Fransa tarafından yönetildi.That island was governed by France at one time.
Bir zamanlar bir öğrenci iken onunla tanıştım.I once met him when I was a student.
Kral bir zamanlar o sarayda yaşıyordu.The king once lived in that palace.
İspanya bir zamanlar Filipin Adalarını yönetti.Spain once governed the Philippine Islands.
Zimbabve bir zamanlar İngiliz kolonisiydi.Zimbabwe was once a colony of Britain.
Zimbabve bir zamanlar İngiliz sömürgesiydi.Zimbabwe was once a colony of Britain.
Bir zamanlar best seller olan bu kitap artık baskı dışıdır.This book, which was once a best seller, is now out of print.
Bir zamanlar bir best seller olan bu kitabın artık baskısı kalmamış.This book, which was once a best seller, is now out of print.
O kalıntılar bir zamanlar görkemli bir saraydı.Those ruins were once a splendid palace.
Bir zamanlar babasını orada gördü.Once he saw his father there.
Bir zamanlar Japonya'da altın gümüşten daha az değerliydi.Once gold was less valuable than silver in Japan.
Bir zamanlar Osaka'da yaşadım.Once I lived in Osaka.
Bir zamanlar, bir zalim kral yaşarmış.Once upon a time, there lived a cruel king.
Bir zamanlar, her sabah koşardım.At one time, I used to go jogging every morning.
Bugünün Türkiye'sine bir zamanlar sultan egemen oldu.Once the Sultan ruled over what today is Turkey.
Bir zamanlar Amerika'da birçok köle vardı.At one time there were many slaves in America.
Onu bir zamanlar trende gördüm.I have seen him once on the train.
Angola bir zamanlar bir Portekiz bölgesiydi.Angola was once a Portuguese territory.
Afrika'ya bir zamanlar Kara Kıta denirdi.Africa was once called the Dark Continent.
Bir zamanlar Hong Kong'ta bulundum.I've been to Hong Kong once.
Amerika Birleşik Devletleri bir zamanlar İngiliz İmparatorluğu'nun bir parçasıydı.The United States was once part of the British Empire.
Bir zamanlar bir lokantada çalıştım.I once worked in a restaurant.
Bir zamanlar o hikayeyi duydum.I heard that story once.
Ben bir zamanlar Roma'da yaşadım.I once lived in Rome.
Bir zamanlar şampiyonluk için ona rakiptim.I once rivaled him for the championship.
Bir zamanlar oradaydım.I've been there once.
Onu bir zamanlar bir TV dramasında gördüm.I have seen her once in a TV drama.
Bir zamanlar onu gördüğümü hatırlıyorum.I remember seeing him once.
Bir zamanlar bir yıldız kayması gördüm.I have seen a shooting star once.
Biz bir zamanlar gençtik, değil mi, Linda?We were young once, weren't we, Linda?
Bir zamanlar tek gençtin.You are only young once.
Bir zamanlar insanlar dünyanın düz olduğuna inanırdı.People once believed the world was flat.
Bir zamanlar İngiltere'de çok kötü bir kral yaşarmış.Once there lived a very wicked king in England.
Bir zamanlar küçük bir adada yaşlı bir kadın yaşıyordu.Once there lived an old woman on a small island.
Bu şehirde bir zamanlar zengin bir adam yaşardı.There once lived a rich man in this town.
Bir zamanlar bu adada yaşlı bir adam yaşarmış.There once lived an old man on that island.
Keşke bir zamanlar sahip olduğum tonu ve atikliği geri alabilsem.I wish I could get back the tone and nimbleness I once had.
Bir zamanlar köyün çıkışında küçük güzel bir ev varmış.Once upon a time, there was a pretty little house way out in the country.
Bir zamanlar, güzel bir prenses yaşıyordu.Once upon a time, there lived a beautiful princess.
Bir zamanlar fakir bir adam ve zengin bir kadın yaşardı.Once upon a time, there lived a poor man and a rich woman.
İnsanlar bir zamanlar dünyanın yuvarlak olduğu fikriyle alay ettiler.People once mocked the idea that the earth is round.
Bir zamanlar bir akşam yemeği partisinde onunla aynı masaya oturdum.I once sat at the same table with him at a dinner party.
O bir zamanlar onu tanıyordu ama onlar artık arkadaş değiller.He once knew her, but they are no longer friends.
O bir zamanlar olduğu gibi enerjik değil.He isn't as energetic as he once was.
Bana bir zamanlar nasıl bir zengin adam olduğunu anlattı.He told me how he had once been a rich man.
Onlar bir zamanlar birbirlerine yardım etmişlerdi.They had once helped each other.
O, bir zamanlar spor yıldızıydı.She was a track star once.
Bir zamanlar olduğu kadar enerjik değil.She isn't as energetic as she once was.
Annem bir zamanlar bir şampiyon yüzücüydü.My mother was once a champion swimmer.
Bir zamanlar burada bir köprü vardı.At one time, there was a bridge here.
Burada bir zamanlar bir kilise vardı.There was a church here once.
Bir zamanlar Avrupa'ya gittim.I went to Europe once.
Ben zaten o şarkıyı bir zamanlar duymuştum.I had already heard that song once.
Bir zamanlar bir ağacın içinde kayboldum.Once, I got lost inside a tree.

İlgili Sayfalar