bir zamanlar ile cümle
bir zamanlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
12
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Ama sen bir zamanlar hoşlandığım birisine benziyorsun. <i>Bu ne?<br />Çıkıyor mu onlar?У тебя деньги хоть есть?
Ama sen bir zamanlar hoşlandığım birisine benziyorsun. <i>Bu ne?<br />Çıkıyor mu onlar?الاتعلمين , انت تشبهين شخصا احببته من قبل
Aşkları kısa sürede bitti; asla bir Düşes olamayacaktı. Bir zamanlar...Hun liefde bekoelt al snel; ze zou nooit een hertogin worden.
Avrupa bir zamanlar, tabi ki, itimatıyle geleceğe hükmediyordu.Bien sûr, autrefois, l'Europe commandait le futur par sa confiance.
Avrupa bir zamanlar, tabi ki, itimatıyle geleceğe hükmediyordu.Digo, por supuesto, Europa una vez tuvo el dominio del futuro en sí misma.
Avrupa bir zamanlar, tabi ki, itimatıyle geleceğe hükmediyordu.Evropa samozřejmě v minulosti ovládala budoucnost díky své sebedůvěře.
Avrupa bir zamanlar, tabi ki, itimatıyle geleceğe hükmediyordu.Ich meine, Europa hat einst, natürlich, hat einst die Zukunft befehligt in seiner festen Überzeugung.
Avrupa bir zamanlar, tabi ki, itimatıyle geleceğe hükmediyordu.Jeg mener, Europa dominerede engang fremtiden i sin tiltro.
Avrupa bir zamanlar, tabi ki, itimatıyle geleceğe hükmediyordu.유럽은 자신감으로 미래를 이끌어나간 적이 있었지요.
Avrupa bir zamanlar, tabi ki, itimatıyle geleceğe hükmediyordu.Maksud saya, Eropa pernah, tentu saja, pernah memerintahkan masa depan dengan rasa percaya dirinya.
Avrupa bir zamanlar, tabi ki, itimatıyle geleceğe hükmediyordu.Mislim, Evropa je nekoč, seveda, narekovala prihodnost, s svojo samozavestjo.
Avrupa bir zamanlar, tabi ki, itimatıyle geleceğe hükmediyordu.Oczywiście, kiedyś przyszłość leżała w rękach Europy i jej pewności siebie.
Avrupa bir zamanlar, tabi ki, itimatıyle geleceğe hükmediyordu.Ooit gaf Europa in zijn zelfverzekerdheid richting aan de toekomst.
Avrupa bir zamanlar, tabi ki, itimatıyle geleceğe hükmediyordu.Quero dizer, a Europa, claramente, já comandou o futuro na sua confiança.
Avrupa bir zamanlar, tabi ki, itimatıyle geleceğe hükmediyordu.Tietenkin Eurooppa aikanaan hallitsi tulevaisuutta itseensä luottaen.
Avrupa bir zamanlar, tabi ki, itimatıyle geleceğe hükmediyordu.Úgy értem, Európa valamikor, természetesen, egykor magabiztosan rendelkezett a jövőről.
Avrupa bir zamanlar, tabi ki, itimatıyle geleceğe hükmediyordu.Voglio dire, l'Europa una volta, certo, guidava il futuro basandosi sulla fiducia.
Avrupa bir zamanlar, tabi ki, itimatıyle geleceğe hükmediyordu.Ys tôi là châu Âu một thời đã ra lệnh cho tương lai trên sự tự tin của mình.
Avrupa bir zamanlar, tabi ki, itimatıyle geleceğe hükmediyordu.Εννοώ ότι η Ευρώπη κάποτε, φυσικά, και όριζε το μέλλον με την αυτοπεποίθησή της.
Avrupa bir zamanlar, tabi ki, itimatıyle geleceğe hükmediyordu.Европа однажды командовала будущим с большой уверенностью.
Avrupa bir zamanlar, tabi ki, itimatıyle geleceğe hükmediyordu.Искам да кажа, Европа навремето, разбира се, преди определяше бъдещето с нейната увереност.
Avrupa bir zamanlar, tabi ki, itimatıyle geleceğe hükmediyordu.Тобто, Європа одного дня, звичайно, розпоряджалась майбутнім на свій розсуд.
Avrupa bir zamanlar, tabi ki, itimatıyle geleceğe hükmediyordu.אני מתכוון, היו ימים שאירופה, כמובן, ניווטה את העתיד בבטחונה.
Avrupa bir zamanlar, tabi ki, itimatıyle geleceğe hükmediyordu.اعني ان اوروبا كانت في مرحلة ما تتحكم في المستقبل بكل ثقة
Avrupa bir zamanlar, tabi ki, itimatıyle geleceğe hükmediyordu.自信をもってです 19世紀がまさにそうでした
"Bak çocuğum. Bir zamanlar benimde bir hayalim vardı ama""Begini, dulu aku juga memiliki impian, tapi.. "
"Bak çocuğum. Bir zamanlar benimde bir hayalim vardı ama""얘야, 나도 한때는 꿈이 있었단다, 그런데.. 그런데."
"Bak çocuğum. Bir zamanlar benimde bir hayalim vardı ama""Podívej, já měl taky jednou sen, ale, -- ale."
"Bak çocuğum. Bir zamanlar benimde bir hayalim vardı ama""Pozri, aj ja som raz mal sen, ale... ale."
"Bak çocuğum. Bir zamanlar benimde bir hayalim vardı ama""Uite, am avut şi eu un vis cândva, dar --"
"Bak çocuğum. Bir zamanlar benimde bir hayalim vardı ama""Wiesz mały, ja też miałem kiedyś marzenie, ale..."
"Bak çocuğum. Bir zamanlar benimde bir hayalim vardı ama""Κοίταξε παιδί μου, είχα και έγω κάποτε ένα όνερο, αλλά -- αλλά."
"Bak çocuğum. Bir zamanlar benimde bir hayalim vardı ama""תראה, ילד, גם לי היה פעם חלום, אבל... אבל"
"Bak çocuğum. Bir zamanlar benimde bir hayalim vardı ama"أنظر يا بني، كان لدي حلم في صغري أيضاً، لكن.. لكن
"Bak çocuğum. Bir zamanlar benimde bir hayalim vardı ama"さあ 『でも』の後 何と言いましょう?
Bakın, ben de bir zamanlar lisans öğrencisiydim.저 또한 한때는 학부생이었습니다
Bakın, ben de bir zamanlar lisans öğrencisiydim.תראו, גם אני הייתי פעם סטודנט לתואר ראשון.
Bana bir zamanlar okuldayken tanıdığım çok sert bir matematik öğretmenimi hatırlatıyor.Ich sehe das ein bisschen wie eine sehr strenge Mathe-Lehrerin, die ich mal in der Schule hatte.
Bana bir zamanlar okuldayken tanıdığım çok sert bir matematik öğretmenimi hatırlatıyor.Ik voel een beetje hetzelfde als wat ik voelde bij die strenge wiskundelerares die ik ooit op school had.
Bana bir zamanlar okuldayken tanıdığım çok sert bir matematik öğretmenimi hatırlatıyor.Je to podobné jako s velmi přísnou učitelkou matematiky, co jsem měla ve škole
Bana bir zamanlar okuldayken tanıdığım çok sert bir matematik öğretmenimi hatırlatıyor.Kicsit olyan érzésem van vele, mint a nagyon szigorú iskolai matektanárommal.
Bana bir zamanlar okuldayken tanıdığım çok sert bir matematik öğretmenimi hatırlatıyor.말하자면 학교 다닐 때 매우 엄격한 수학 선생님 같습니다
Bana bir zamanlar okuldayken tanıdığım çok sert bir matematik öğretmenimi hatırlatıyor.Moje uczucia do oceanu przypominają te, którymi darzyłam bardzo surową nauczycielkę matematyki w szkole.
Bana bir zamanlar okuldayken tanıdığım çok sert bir matematik öğretmenimi hatırlatıyor.Nó giống như cách mà tôi cảm thấy về cô giáo môn Toán nghiêm khắc của tôi.
Bana bir zamanlar okuldayken tanıdığım çok sert bir matematik öğretmenimi hatırlatıyor.Saya sedikit merasa hal ini seperti guru matematika saya yang sangat keras di sekolah.
Bana bir zamanlar okuldayken tanıdığım çok sert bir matematik öğretmenimi hatırlatıyor.Siento, sobre ella, como me sentía sobre una profesora de matemáticas muy estricta que tuve en la escuela.
Bana bir zamanlar okuldayken tanıdığım çok sert bir matematik öğretmenimi hatırlatıyor.Un peu comme ce que je ressentais pour une prof de math très stricte que j'avais à l'école.
Bana bir zamanlar okuldayken tanıdığım çok sert bir matematik öğretmenimi hatırlatıyor.Μου θυμίζει όταν στο σχολείο είχα μια πολύ αυστηρή καθηγήτρια μαθηματικών.
Bana bir zamanlar okuldayken tanıdığım çok sert bir matematik öğretmenimi hatırlatıyor.Океан немного напоминает мою школьную учительницу математики.
Bana bir zamanlar okuldayken tanıdığım çok sert bir matematik öğretmenimi hatırlatıyor.Чувството ми е такова, каквото имах към една много стриктна учителка по математика, която имах в училище.
Bana bir zamanlar okuldayken tanıdığım çok sert bir matematik öğretmenimi hatırlatıyor.אני מרגישה קצת כמו שהרגשתי כלפי מורה קשוחה למתמטיקה שהיתה לי בבית הספר.
Bana bir zamanlar okuldayken tanıdığım çok sert bir matematik öğretmenimi hatırlatıyor.إننى أشعر مثلما شعرت من قبل تجاه إحدى معلماتى سابقاً حيث كانت صارمة
Bana bir zamanlar okuldayken tanıdığım çok sert bir matematik öğretmenimi hatırlatıyor.数学の先生に対する思いに少し似ています 好きでなかったけれど 尊敬はしていて
"Belki bir zamanlar burada uyudu," Mary "dedi. Bana hissettiren, böylece "O bana bakar queer."아마도 그녀가 한번 여기 자면,"메리 고 말했다. 그녀가 나를 느끼게 있도록 내게 "그녀는 쳐다 본다는 거냐
"Belki bir zamanlar burada uyudu," Mary "dedi. Bana hissettiren, böylece "O bana bakar queer."Morda je spala tukaj nekoč," je povedala Mary.
"Belki bir zamanlar burada uyudu," Mary "dedi. Bana hissettiren, böylece "O bana bakar queer."Talán aludt itt egyszer," mondta Mary.
"Belki bir zamanlar burada uyudu," Mary "dedi. Bana hissettiren, böylece "O bana bakar queer."אולי היא ישנה כאן פעם," אמרה מרי. "היא מביטה בי עד כדי כך שהיא גורמת לי להרגיש
"Belki bir zamanlar burada uyudu," Mary "dedi. Bana hissettiren, böylece "O bana bakar queer."ربما نامت هنا ذات مرة ،" وقالت ماري. "إنها تحدق في وجهي بحيث انها تجعلني أشعر
"Belki bir zamanlar burada uyudu," Mary "dedi. Bana hissettiren, böylece "O bana bakar queer.奇妙な。"その後、彼女はより多くのドアなどを開け。
"Belki bir zamanlar burada uyudu," Mary "dedi."Być może spała tu raz," powiedziała Mary.