bir zamanlar ile cümle

bir zamanlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
12
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
8 Gördüğün canavar bir zamanlar vardı, ama şimdi yok.현재 G8은 8개국으로 구성되어 있지만 처음부터 그런 것은 아니었다.
Aşağıdaki liste bir zamanlar Dubai'deki en yüksek binaları göstermektedir.한때 두바이에서 가장 높은 건물 목록이다.
Buralarda bir zamanlar büyük ormanların bulunduğu tahmin edilmektedir.그 지역은 예전에는 숲이었던 것으로 추정되고 있다.
Eserlerinin arasında bir zamanlar internet fenomeni olan Noel Dayı bulunmaktadır.대한민국에서는 한때 인터넷 유행이었던 '식섭송'의 원곡으로 알려져 있다.
Siyah top şeklindeki kubbeler bir zamanlar Rusya'nın karlı kuzeyinde popülerdi.중동 지역의 흑사병 전파는 러시아 남부의 흑해 연안에서 시작되었다.
Bir zamanlar bir sihirbaz, hokkabaz ya da benzeri eğlence için ortak bir terimdi.그밖에도 전차 경주나 악극 공연 등 사람들의 인기를 얻은 오락이 있었다.
Bir zamanlar üzerinde yaşayan ortakyaşar.하루하루 곤궁하게 살아가던 초봉네 가족.
Bir zamanlar herkes onlarla nasıl oynanacağını, nasıl deşifre edileceklerini biliyordu.פעם כל אחד ידע איך לשחק איתם, איך לפענח אותם.
Lakin bizim yaşadığımız dünya bir zamanlar gerçekten sahip oldukları bu beceriyi kaybetti.אבל בעולם בו אנו חיים אנשים אבדו את המיומנות הזאת, מיומנות שבטוח פעם היתה להם.
Bölgede bulunan limanlar bir zamanlar dünyanın en büyük limanı olan Londra Limanı'nın bir parçasıydı.המעגנים היו חלק מנמל לונדון, בעבר הנמל הגדול בעולם.
Onu durdurabilecek tek kişi, bir zamanlar en yakın arkadaşı olarak gördüğü büyücü Albus Dumbledore'dur.היחיד שמסוגל לעצור אותו הוא חברו לשעבר, אלבוס דמבלדור.
Bir zamanlar Sovyetler Birliği dünya üzerindeki en büyük nükleer silah gücüne sahipti.בנקודת זמן מסוימת החזיקה ברית המועצות במאגר כלי הנשק הגרעיניים הגדול ביותר בהיסטוריה.
Kule, bir zamanlar uzun ve güzel görünümlüydü.המקרא מספר שהיה גבוה ויפה מראה.
Bir zamanlar bu rol Dördüncü Doktor için düşünülmüştür.לספר זה הייתה השפעה רבע על חוקרים.
Excursius: Teğmen John Granby'nin bir zamanlar üzerine savaştığı ejderhadır.הקטלוג התבסס על קטלוג של ג'ון פלמסטיד אשר היה בשימוש באותה תקופה.
"Bir zamanlar manşettiler 3".מאז זכור שלוש כ"ראש העיר ליום אחד".
Bir zamanlar Romalılar Galya'yı fethetmek için bu yolu kullanmışlardır.הם חיו באזור זה עד לכיבוש גאליה בידי הרומים.
Bir zamanlar dünyanın en büyük tiyatrosuydu.В миналото най-големия екран в света.
Filipinler bir zamanların en güçlü takımlarından birisiydi ancak zaman içerisinde zayıfladı.Въпреки, че Гаранд е била една от най-добрите пушки в света за времето си, тя е имала и своите недостатъци.
"Vee bir zamanlar...Млекарево някога и сега....
Río de la Plata Kral Vekilliği, bir zamanlar İspanya'nın Latin Amerika'daki genel valiliklerinden biriydi.Virreinato del Río de la Plata) bila je marionetska država Španjolskog kolonijalnog carstva u Južnoj Americi.
Bir zamanlar Çin'in kuzeyinde Anyang, Henan'a kadar olan bölgede yaşamışlardır.Izgleda da su u to vrijeme živjeli na području od sjevernog Shaanxija do sjevernog Henana.
Aşağıdaki liste bir zamanlar Dubai'deki en yüksek binaları göstermektedir.U to vrijeme bila je to najviša zgrada u Beogradu.
Balıkçılık bir zamanlar ilçedeki önemli faaliyetlerden biriydi.Ribarstvo im je bila glavna djelatnost.
Bir zamanlar bir astrofizikçi olmak istedim.Htio sam biti astrofizičar.
Örneğin, " bir zamanlar" dan "sekiz yıl sonra"ya konu ilgisiz olarak değişir.Zobrazí sa nový nadpis: „O osem rokov neskôr“.
Bir zamanlar Bosna Eyaleti'nin merkeziydi.V minulosti bola centrom starovekej provincie Bourbonsko.
Mars'ın bir zamanlar ortam olarak Dünya'ya benzediği düşünülmekteydi.Mars má sklon osi a dobu rotácie podobnú Zemi.
Çünkü o bir zamanlar vardı, şimdi yok, ama yine gelecek.Niečo môže byť, ale nie je, môže nebyť, ale je.
Bunlar bir zamanlar matematik felsefecilerinin başlıca uğraşı alanıydı.Včasih so predstavljali glavnino študija filozofov matematike.
Çünkü o bir zamanlar vardı, şimdi yok, ama yine gelecek.Da morda bo kdaj, a danes še ni.
Çar Samuil, bu bir zamanlar yenilmez ordusunun kırık parçalarını görünce şok geçirerek öldü.Ko je car Samuil videl oslepljene vojake svoje nekoč mogočne vojske, je od šoka umrl.
Bir zamanlar tezek yakıt olarak kullanılmaktaydı.Včasih se je uporabljal kot raketno gorivo.
Caspar bir zamanlar Agathe’ye evlenme teklif etmiş ve onu tarfından kabul edilmemzştir.Marko se je odpravil k teti Agati, ki ga najprej ni prepoznala.
Dağın güney ucu bir zamanlar adanın Atlantik kıyı şeridinin bir parçasıydı.Pietinis kalno pakraštys anksčiau buvo Atlanto pakrantė.
Çar Samuil, bu bir zamanlar yenilmez ordusunun kırık parçalarını görünce şok geçirerek öldü.Kai caras Samuilas pamatė savo kadaise puikios armijos likučius mirė nuo šoko.
Bir zamanlar Bosna Eyaleti'nin merkeziydi.Anksčiau Visokas buvo viduramžių Bosnijos valstybės centras.
İlki Bir Zamanlar Batıda, üçüncüsü ise Bir Zamanlar Amerika'dır.Jis tapo pirmuoju žmogumi istorijoje vieną dieną buvusiu JAV, o kitą – Europoje.
Bir zamanlar tüm insansıların bu şekilde hareket ettiği düşünülmekte.Kažkuriuo metu visą tai sukūrę žmonės išnyko.
Latince bir zamanlar Avrupa'nın ortak akademik dili idi.Ladina keel oli keskajal üldine ülikoolikeel.
Limmat bir zamanlar özellikle yük taşımacılığında yararlanılan bir su yolu idi.Algselt oli tõukekelk pigem transpordivahend koorma vedamiseks.
"Bir zamanlar 'Kral'dı".Varem oli valitsusjuhiks kuningas.
Bir zamanlar James Bond karakteri için düşünülmüştür.Väidetavalt kaaluti teda James Bondi osatäitjaks.
Bir zamanlar Bosna Eyaleti'nin merkeziydi.Varem oli Kakamega Lääneprovintsi halduskeskus.
Bir zamanlar içinde 4.000'e yakın insan yaşamıştır.Tol ajal oli seal ligi 4000 elanikku.
5. Bölüm Coco BİR ZAMANLAR...その昔
80'lerde Detroit'te bir işçi olduğumu hissettim, bir robotun benim bir zamanlar yaptığım işi yaptığını.마치 80년대의 디트로이트 공장 노동자가 조립 라인에서 로봇이 자신이 하던 일을 대신하는 장면을 보고 있는 기분을 느꼈어요.
80'lerde Detroit'te bir işçi olduğumu hissettim, bir robotun benim bir zamanlar yaptığım işi yaptığını.Jak pracownik fabryki w latach 80., gdy zobaczył robota linii montażowej.
80'lerde Detroit'te bir işçi olduğumu hissettim, bir robotun benim bir zamanlar yaptığım işi yaptığını.הרגשתי כמו עובד המפעל בדטרויט של ה-80 כשראה רובוט שיוכל עכשיו לעשות את העבודה שלו בקו ההרכבה.
80'lerde Detroit'te bir işçi olduğumu hissettim, bir robotun benim bir zamanlar yaptığım işi yaptığını.شعرت وكأنني عامل مصنع ديترويت ' 80s رؤية روبوت يمكنه الآن القيام بعمله على نظام التجميع.
80'lerde Detroit'te bir işçi olduğumu hissettim, bir robotun benim bir zamanlar yaptığım işi yaptığını.組み立て作業をこなすロボットを みているようだった この最新の思考コンピュータによって 最初に要らなくなる仕事はー
80'lerin ortalarında bir zamanlarda80년대의 어느날이 기억나네요.
80'lerin ortalarında bir zamanlarda Dick, ben veEmlékszem, egyszer, valamikor a 80-as években az évtized közepén,
80'lerin ortalarında bir zamanlarda Dick, ben veIk herinner me dat ergens midden van de jaren 1980,
80'lerin ortalarında bir zamanlarda Dick, ben veLembro-me que algures nos anos 80, em meados dos anos 80,
80'lerin ortalarında bir zamanlarda Dick, ben vePamiętam jak w latach 80-tych, w połowie lat 80-tych,
80'lerin ortalarında bir zamanlarda Dick, ben veSaya ingat suatu kali di tahun 80-an, pertengahan 80-an.
80'lerin ortalarında bir zamanlarda Dick, ben ve Sidney Coleman birkaç kezRecuerdo que en los 80, a mediados de década,
80'lerin ortalarında bir zamanlarda Dick, ben veПригадую, якось у вісімдесятих, десь в середині вісімдесятих
80'lerin ortalarında bir zamanlarda Dick, ben veСпомням си, че по едно време през 80-те години, средата на 80-те,

İlgili Sayfalar