bir zamanlar ile cümle
bir zamanlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
12
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Bir zamanlar üzerinde yaşayan ortakyaşar.Про людей, що були в потрібну хвилину поруч.
Bir zamanlar bodyguardlık yaptı.Водночас створив власну гвардію.
Almanya bir zamanlar İtalya ile müttefikti.Німеччина колись була в союзі з Італією.
Bir zamanlar gençtim.Я колись був молодим.
Dağın güney ucu bir zamanlar adanın Atlantik kıyı şeridinin bir parçasıydı.Jižní konec hory byl kdysi součástí atlantického pobřeží Islandu.
8 Gördüğün canavar bir zamanlar vardı, ama şimdi yok.Staroplzenecký osmikostelník aneb Bylo tu, není tu….
Vega, bir zamanlar "Kutup yıldızı"ydı.Chil byl za sovětské éry popovou hvězdou.
Britanyalı komedyen ve bir zamanların pop şarkıcısı Tracey Ullman tarafından sunuldu.Show moderovala (jak již název napovídá) britská komička a někdejší popová zpěvačka Tracey Ullmanová.
Bir zamanlar Aerobik öğretmenliği yaptı.Během jejího studia si přivydělávala jako cvičitelka aerobiku.
Bu nedenle bence hip-hop, rock'ın bir zamanlar bulunduğu yerde."De-aceea, hip-hop-ul este acolo unde rock-ul obișnuia să fie. ”
Bir zamanlar herkes onlarla nasıl oynanacağını, nasıl deşifre edileceklerini biliyordu.Pe timpuri toți știau cum să se joace și cum să descifreze poveștile.
İlki Bir Zamanlar Batıda, üçüncüsü ise Bir Zamanlar Amerika'dır.Lumea la orizont A fost odată… America A fost odată ...
Bir zamanlar Sovyetler Birliği dünya üzerindeki en büyük nükleer silah gücüne sahipti.La un moment dat, URSS-ul a menținut cel mai mare arsenal de arme nucleare din lume.
"Bir Zamanlar Anadolu'da SİYAD'ı da fethetti".Și de acolo a pornit spre Adrianopol”.
Bir zamanlar yaşlı bir İsfahan Padişahı, mirasını bırakacak bir erkek evladı olmadığı için üzülmektedir.A fost odată un împărat care era trist că nu avea un băiat.
Bir zamanlar çok meyve ve sebze yetişirdi.Dar vine o vreme în care trebuie să mâncăm mai multe legume și fructe.
Balıkçılık bir zamanlar ilçedeki önemli faaliyetlerden biriydi.În consecință, pescuitul a reprezentat de multă vreme o activitate importantă în zonă.
Lakin bizim yaşadığımız dünya bir zamanlar gerçekten sahip oldukları bu beceriyi kaybetti.Dar în lumea în care trăim azi aceasată îndemânare s-a pierdut.
Bir zamanlar kenti ziyaret eden müzisyen, tiyatroda bir resital vermiş.Data viitoare când Hitler a văzut-o i-a dat câteva bilete la teatru.
8 Gördüğün canavar bir zamanlar vardı, ama şimdi yok.XVIII. Până în anii 80, o parte din zidurile mănăstirii au stat în picioare, însă astăzi nu mai sunt vizibile.
Bir zamanlar bir ben vardı.Éltem egyszer én.
Örneğin, bir zamanlar Kane County ile sınırlı olan Aurora, Illinois, sonradan dört county'ye yayılmıştır.Erre példa az Illinois állambeli Aurora, ami Kane megye része volt, ma négy megyére terjed ki.
Nokia bir zamanlar taşınabilir telekomünikasyon alanında liderdi.A Nokia egy időben világelső volt a mobil telekommunikációban.
Bir zamanlar leucogenysin içine eklenmiştir.Korábban a leucogenys része volt.
Bu iç kale bir zamanlar İskoçya Kraliçesi Mary için bir hapishane olarak kullanıldı.Az épület tornyában raboskodott egykor I. Mária skót királynő.
Bir zamanlar kısmen leucogenys içinde yer almıştır.Egy ideig részben a leucogenys tagjának tekintették.
Bir zamanlar burada Kızılçullu Köy Enstitüsü de bulunmaktaydı.Ezen a helyen egykor egy római villagazdaság állt.
"Vee bir zamanlar...Volt egyszer egy Dés...
İskilip ayvasının bir zamanlar önemli bir ihraç ürünü idi.A Szernye-mocsár hatalmas láp volt itt valamikor.
İlde bir zamanlara "Fucino Gölü" adlı İtalya yarımadasının en büyük gölü bulunmaktaydı.A Steeenport nevű kapuhoz legközelebb eső torony volt egykor.
Köyün kurulu olduğu yerde bir zamanlar Rumlar yaşıyordu.Eszerint azon a helyen, ahol ma a falu áll egykor grófi birtok volt.
Buralarda bir zamanlar büyük ormanların bulunduğu tahmin edilmektedir.A név arra utal, hogy itt egykor nagyobb erdőség lehetett.
8 Gördüğün canavar bir zamanlar vardı, ama şimdi yok.A The Beach Boys 8-szor kapott jelölést, de ebből egyszer sem tudott nyerni.
Ayrıca bir zamanların ünlü treni Orient Express de filmin geçtiği mekanlardan biridir.Ebben a hotelben szálltak meg valamikor az Orient Express utasai.
Onu durdurabilecek tek kişi, bir zamanlar en yakın arkadaşı olarak gördüğü büyücü Albus Dumbledore'dur.A házat bűbáj védi, így csak az találhatja meg, akinek Albus Dumbledore, a titokgazda, elárulja.
"Bir zamanlar bir cezaevinde..."Kerran valitettavasti myös eduskunnassa...”
"Vee bir zamanlar...Olipa kerran hylje...
Lakin bizim yaşadığımız dünya bir zamanlar gerçekten sahip oldukları bu beceriyi kaybetti.Mutta maailma, jossa me elämme, on menettänyt tämän taidon, taidon, joka heillä varmuudella joskus oli.
"Bir zamanlar manşettiler 3"."Heimopäälliköt" 3.
Latince bir zamanlar Avrupa'nın ortak akademik dili idi.Latina oli tuolloin Euroopassa tieteilijöiden ymmärtämä yhteinen kieli.
Bir zamanlar tezek yakıt olarak kullanılmaktaydı.Aiemmin energianlähteenä käytettiin dieseliä.
Bir zamanlar Bosna Eyaleti'nin merkeziydi.Visokon alue oli aikoinaan keskiaikaisen Bosnian valtion keskus.
"Bir zamanlar 'Kral'dı"."Sinä siis kuitenkin olet kuningas?"
Balıkçılık bir zamanlar ilçedeki önemli faaliyetlerden biriydi.Kalastus on ollut eräkaudella merkittävä elinkeino.
Bir zamanlar bir sihirbaz, hokkabaz ya da benzeri eğlence için ortak bir terimdi.Tämän jälkeen pidettiin remuavat juhlapidot, johon kuului kaikenlaista pilkantekoa sekä näytöksiä.
Bir zamanlar içinde 4.000'e yakın insan yaşamıştır.Chorióssa on aikoinaan asunut noin 4 000 asukasta.
Bir zamanlar leucogenysin içine eklenmiştir.Ne sisällytettiin aiemmin Molluginaceae-heimoon.
Comancheler'in sayısının bir zamanlar 20.000 civarında olduğu tahmin edilmektedir.Aikoinaan comancheheimon suuruus saattoi olla jopa noin 20 000 henkeä.
Bir zamanlar Çıfıt Çarşısı (2010).Joulun lumoa (2010).
Bir zamanlar bir yıldız kayması gördüm.Näin kerran tähdenlennon.
Bölgede bulunan limanlar bir zamanlar dünyanın en büyük limanı olan Londra Limanı'nın bir parçasıydı.Η περιοχή ήταν μέρος του λιμένα του Λονδίνου, που κάποτε υπήρξε το μεγαλύτερο λιμάνι του κόσμου.
Önceki İmparatorlardan Nero, bir zamanlar Yunanistana gitmişti ve kendine düşkünlüğünden dolayı ayıplanmıştı.Ένας προγενέστερος αυτοκράτορας, ο Νέρων, κάποτε ταξίδεψε στην Ελλάδα και επικρίθηκε για τρυφηλότητα.
Bu hayvanlar bir zamanlar çok değerli avlardı.ΟΙ δαυλοί πλάσματος ήταν κάποτε αρκετά ακριβοί.
Bir zamanlar, İskenderiye, Roma ve Antakya ile birlikte Roma İmparatorluğu'nun en önemli 4 şehrinden biri idi.Η πόλη ήταν μαζί με την Αλεξάνδρεια, τη Ρώμη και την Αντιόχεια οι μεγαλύτερες της Ρωμαϊκής Αυτοκρατορίας.
Twitter'da Bir Zamanlar Kıbrıs Instagram'da Bir Zamanlar KıbrısInstagram'da Bir Zamanlar Kıbrıs
Taranto, bir zamanlar Magna Graecia'nın en önemli şehri olarak bilinirdi.Den var således en af de vigtigere byer i Magna Graecia.
Atropin maddesini kadınlar bir zamanlar göz bebeklerini büyütmek için kullanmışlardır.Atropin dryppet i øjnene får pupillerne til at udvide sig og blev almindeligt brugt af øjenlæger før i tiden.
Bir zamanlar bodyguardlık yaptı.Han var tidligere også bodyguard for bl.a.
Bir zamanlar dünyanın en büyük tiyatrosuydu.Det var den største verdensudstilling nogensinde.
Eserlerinin arasında bir zamanlar internet fenomeni olan Noel Dayı bulunmaktadır.De tradisjonelle julekortene har med bruken av Internett fått konkurranse fra elektroniske julekort.