bir zaman ile cümle
bir zaman kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Hayatta kalmak için ne heyecanlı bir zaman.What an exciting time to be alive.
Burada harika bir zaman geçirdim.I've had a wonderful time here.
Noel her zaman benim için harika bir zaman olmuştur.Christmas has always been a wonderful time for me.
Noel, perakendeciler için yoğun bir zamandır.Christmas is a busy time for retailers.
Noel yılın büyülü bir zamanı.Christmas is a magical time of the year.
Noel, yılın harika bir zamanıdır.Christmas is a wonderful time of the year.
Noel neşeli bir zamandır.Christmas is a joyful time.
Bugün yüzerek harika bir zaman geçirdim.I had a great time swimming today.
Tom, Mary'yi uzun bir zamandır düşünmemişti.Tom had not thought of Mary in a long time.
Biz dışarı çıktık ve hoş bir zaman geçirdik.We went out and had a nice time.
Bunu duyduğum her bir zaman mutluyumdur.I'm happy each time I hear this.
Tom müthiş bir zaman geçiriyor.Tom is having an awesome time.
Bu pek iyi bir zaman değil.This isn't a very good time.
Tom için zor bir zamandı.It was a trying time for Tom.
Bu zor bir zamandı.It was a difficult time.
Uzun bir zaman sürdürdük.We lasted a long time.
O mutlu bir zamandı.It was a happy time.
Tom kötü bir zaman geçirdi.Tom had a bad time.
Gelecek pazartesi onu yapmak için iyi bir zaman olacaktı.Next Monday would be a good time to do that.
Gelecek pazartesi ziyaret etmeniz için iyi bir zaman olacaktı.Next Monday would be a good time for you to visit.
Böyle bir zamanda başka şeyler hakkında nasıl düşünebilirim?How can I think about anything else at a time like this?
Amerika Birleşik Devletleri'nde herhangi bir zamanda hapiste yüz binlerce kadın var.There are hundreds of thousands of women in jail at any given time in the United States.
Fadıl bunun sadece bir zaman meselesi olduğunu biliyor.Fadil knows it's only a matter of time.
Böyle bir zamanda nasıl yiyecek düşünebilirsin?How can you think of food at a time like this?
Böyle bir zamanda nasıl bu kadar sakin olabiliyorsun?How can you be so calm at a time like this?
Bunu yapmak bir zaman kaybıdır.Doing this is a waste of time.
Zor bir zaman geçiriyorum.I've been having a rough time.
Zor bir zaman yaşıyorum.I've been having a rough time.
Onun yakın bir zamanda olması muhtemel değil.That's not likely to happen anytime soon.
Uzun bir zamandır Fransızca öğrenmek istiyorum.I've been wanting to learn French for a long time.
Bunun bunu tartışmak için uygun bir zaman olduğunu düşünmüyorum.I don't think this is an appropriate time to discuss this.
Şebeke gösterinizi başka bir zaman aralığına taşıyor.The network is moving your show to another time slot.
O yakın bir zamanda gerçekleşmeyecek.That's not going to happen anytime soon.
Tom'u ikna etmeye çalışmak bir zaman kaybı olacak.Trying to convince Tom will be a waste of time.
Tom'u ikna etmeye çalışmak bir zaman kaybıydı.Trying to convince Tom was a waste of time.
Egzersiz bir zaman kaybıdır.Exercise is a waste of time.
Kötü bir zamanda mı aradım?Did I call at a bad time?
Onu yapmak için iyi bir zaman mıydı?Would this be a good time to do that?
Onu yapmak için ne zaman iyi bir zaman olurdu?When would be a good time to do that?
Ne zaman onu yapmak için iyi bir zaman olurdu?When would be a good time to do that?
Leyla zor bir zaman geçirecekti.Layla was going to have a difficult time.
Herhangi bir zaman izin almayı planlıyor musun?Are you planning to take any time off?
Sosyal medya bir zaman kaybıdır.Social media is a waste of time.
Sanırım bunu yapmak bir zaman kaybı olacak.I think doing that will be a waste of time.
Leyla patlamayı bekleyen bir zaman ayarlı bombaydı.Layla was a timebomb waiting to explode.
Tom onu başka bir zaman yapacak.Tom will do that some other time.
Biz güzel bir zaman geçirdik.We had a beautiful time.
Kimse gitmiş bir zamanı geri getiremez.Nobody can bring back a time gone by.
Onlar bir zaman Nagoya'da yaşıyorlardı.They once lived in Nagoya.
Tom bunu yaparken gerçekten zor bir zaman geçirdi.Tom had a really hard time doing that.
Bunu yaparken gerçekten zor bir zaman geçireceksin.You'll have a really hard time doing that.
Bence üç yıl uzun bir zaman.I think three years is a long time.
Bu hem Tom hem de Mary için zor bir zaman.This is a hard time for both Tom and Mary.
Tom, harika bir zaman geçirdiğini söyledi.Tom said he had a wonderful time.
Bu kocaman bir zaman kaybıdır.This is a huge waste of time.
Şu an onu yapmak için iyi bir zaman.Now is a good time to do that.
Şu an onu yapmak için kötü bir zaman.Now is a bad time to do that.
Onu yaparken zor bir zaman geçirdim.I had a hard time doing that.
Bu, sormak için kötü bir zaman.This is a bad time to ask.
Bir zaman ayırın ve o konuda düşünün.Take a moment and think about it.