bir zaman ile cümle
bir zaman kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Şimdi uygun bir zaman mı?Is now an appropriate time?
Uykun varken ders çalışmak bir zaman kaybıdır.Studying when you're sleepy is a waste of time.
Tom harika bir zaman geçiriyordu.Tom was having a great time.
O uygunsuz bir zamanda geldi.He came at an inopportune time.
Sohbet etmek için iyi bir zaman var mı?Is there a good time to chat?
Kötü bir zamanda mı geldim?Did I catch you at a bad time?
Daha iyi bir zaman seçemezdikWe couldn't have picked a better time.
O kafa karıştırıcı bir zamandı.It was a confusing time.
Yakın bir zamanda geleceksen gidebilirsin.If you come back soon, you may go.
Tom uygunsuz bir zamanda geldi.Tom came at an inopportune time.
Bir zaman makinen olsa nasıl olacağını düşün.Imagine what it would be like if you had a time machine.
Bunu yapmak hakkında çok uzun bir zamandır düşünüyordum.I've been thinking about doing this for a very long time.
Bu, sohbet etmek için kötü bir zaman mı?Is this a bad time to chat?
Şimdi onlardan birini satın almak için harika bir zaman.Now is a great time to buy one of those.
İyi bir zamanda geldim mi?Did I come at a good time?
Bilim adamları tek boynuzlu atların bir zamanlar Sibirya'da yaşamış olduğunu keşfettiler.Scientists have discovered that unicorns once lived in Siberia.
Biz zor bir zaman geçiriyoruz.We're having a tough time.
Bu önemli bir zamandır.This is an important time.
Bugün bir zamanlar olduğumdan daha yaşlıyım ve bir gün olacağımdan daha gencim.Today I am older than I once was, and younger than I will someday be.
Neden geç bir zamanda yürüyüş yaptın?Why did you walk at a late time?
Biz harika bir zaman geçiriyoruz.We're having a wonderful time.
Onlar birlikte harika bir zaman geçirdiler.They spent a wonderful time together.
Her büyük başarı bir zamanlar imkansız olarak kabul edilirdi.Every great achievement was once considered impossible.
Bu bir zaman israfıdır.That's a waste of time.
Onun yeterli bir zaman olduğunu umalım.Let's hope that's enough time.
Yürüyüş yapmanın bir zaman kaybı olduğunu düşünürdüm.I used to think that taking walks was a waste of time.
Boston'da harika bir zaman geçirdim.I've had a great time in Boston.
Tom bir zamanlar bir fırında çalıştı.Tom once worked at a bakery.
Bir zaman makinen olsa hangi zamana gidersin?If you had a time machine, when would you go to?
Ben gerçekten harika bir zaman geçirdim.I had a really great time.
Ben gerçekten iyi bir zaman geçirdim.I had a really good time.
Herhangi bir zaman lütfen ofisime gel.Please come to my office any time.
Herhangi bir zamanda ofisimize gel lütfen.Please come to our offices any time.
Bir zamanlar kötü bir adam vardı.Once upon a time, there was a bad man.
Bir zamanlar genç ve deliydim.I was young and crazy once.
Sanırım bunu başka bir zaman yapmalıyız.I think we should do this some other time.
Her zaman, başka bir zaman vardır.There is always another time.
Ülkemizin tarihindeki zor ve trajik bir zamanı yaşıyoruz.We are experiencing a difficult and tragic time in the history of our country.
Tom kısa bir zaman boyunca Boston'da yaşadı.Tom lived in Boston for a short time.
Bir zamanlar ben de küçük bir çocuktum.I was a little kid once too.
Bir zamanlar ben de öğrenciydim.I was a student myself once.
Tom bir zamanlar Mary ile nişanlıydı.Tom was once engaged to Mary.
Çocukların Lisa'yı bulması uzun bir zaman aldı.It took a long time for the children to find Lisa.
Tom'u bulmamız uzun bir zaman aldı.It took us a long time to find Tom.
Mary'yi bulması Tom'un uzun bir zamanını aldı.It took Tom a long time to find Mary.
Mary'nin evini bulması Tom'un uzun bir zamanını aldı.It took Tom a long time to find Mary's house.
Aslında çok uzun bir zaman sürmedi.It didn't take a really long time.
Gerçekten çok uzun bir zaman almadı.It didn't take a really long time.
Bir zamanlar aşıktım.I was in love once.
Biz orada iyi bir zaman geçirdik.We had a good time there.
Beklemek sadece bir zaman kaybıdır.Waiting is just a waste of time.
Uzun bir zaman önce devler dünyayı yönettiler.A long time ago, giants ruled the world.
Bunu yapmak uzun bir zaman sürecek.It'll take a long time to do that.
Tom ile zor bir zaman geçirdik.We've had a hard time with Tom.
Ben harika bir zaman geçiriyorum.I'm having an awesome time.
Biz şimdi iyi arkadaşlarız ama birbirimizden hoşlanmadığımız bir zaman vardı.We are good friends now, but there was a time when we didn't like each other.
Bugün harika bir zaman geçirdik.We had a wonderful time today.
Uzun bir zamandır oradaydık.We were there for a long time.
Tom bir zamanlar çok araziye sahipti.Tom once owned a lot of land.
Biz çok iyi bir zaman geçirmiyoruz.We're not having a very good time.