bir zaman ile cümle

bir zaman kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Sen son birkaç gün, gerçekten zor bir zaman geçirdin.You've had a real hard time the last couple of days.
Bugün çok zor bir zaman geçiriyorum.I'm having a very difficult time today.
Bu iyi bir zaman değil.This isn't a good time.
Belki bunu başka bir zaman konuşabiliriz.Perhaps we can talk about this at another time.
Onu yapman bir zaman kaybındır.Doing that is a waste of your time.
Bu hepimiz için zor bir zaman.This is a difficult time for all of us.
Uzun bir zaman önce Plüton hâlâ gezegenken, Tom adında bir oğlan vardı.A long time ago when Pluto was still a planet, there was a boy named Tom.
Bunun sizin için zor bir zaman olduğunu biliyorum.I know this has been a hard time for you.
Bu iyi bir zaman değil mi?Is this not a good time?
Kötü bir zamanda geldim mi?Did I come at a bad time?
Başka bir zaman geri geleceğim.I'll come back some other time.
Yaptığın şey sadece bir zaman kaybı.What you're doing is just a waste of time.
Şimdi gerçekten iyi bir zaman değil.Now is really not a good time.
Şimdi kötü bir zaman.Now's a bad time.
Bunu yapmak için gayet uygun bir zaman.This is as good a time as any to do this.
Onu yapmadığım bir zaman vardı.There was a time when I would've done that.
Yakında herhangi bir zamanda evlenmeyeceğim.I'm not going to get married anytime soon.
Şimdi herhangi biri kadar iyi bir zaman.Now is as good a time as any.
Bu herhangi biri kadar iyi bir zaman.This is as good a time as any.
Bunu başka bir zaman için planlayalım.Let's schedule it for some other time.
Onların bir zamanlar dans ettiklerini gördüm.I saw them dance once.
Bir zamanlar ona benziyordum.I was like him once.
Bir zamanlar onun gibi birini tanıyordum.I knew someone like him once.
Onları uzun bir zamandır tanıyorum.I've known them a long time.
Onu uzun bir zamandır tanıyorum.I've known him a long time.
Eğer bir zaman makinesi yoksa, birinin annesinden daha yaşlı olması imkansızdır.It's impossible for someone to be older than his mother, unless he has a time machine.
Dan Linda ile harika bir zaman geçirdi.Dan had a great time with Linda.
Bu muhtemelen Tom ziyaret etmek için iyi bir zaman değil.This is probably not a good time to visit Tom.
Bu, Tom'u ziyaret etmek için iyi bir zaman olabilir.This might be a good time to visit Tom.
Lütfen bunun hakkında başka bir zaman konuşabilir miyiz?Could we please talk about this some other time?
Bu sadece bir zaman meselesi olabilir.It may just be a matter of time.
Bu oldukça uzun bir zaman.That's quite a long time.
Bunun iyi bir zaman olduğundan emin misiniz?Are you sure this is a good time?
Bu gerçekten kötü bir zaman.This is a really bad time.
Belki bu kötü bir zaman.Maybe this is a bad time.
Bu muhtemelen bu işi yapmak için iyi bir zaman değil.This is probably not a good time to be doing this.
Şu anda sadece iyi bir zaman değil.It's just not a good time right now.
Tom bir zamanlar bir turist rehberi olarak çalıştı.Tom once worked as a tour guide.
Dan Linda'ya bir zamanlar büyük babasına ait olan bir kitabı verdi.Dan gave Linda a book that once belonged to his grandfather.
Nitrous oksit'in uzun bir zaman önce anestetik olarak kullanımı durdu.Nitrous oxide stopped being used as an anaesthetic a long time ago.
Tom bir zamanlar büyük annesine ait olan bir yüzüğü Mary'ye verdi.Tom gave Mary a ring that once belonged to his grandmother.
Bu, bankayı soymak için iyi bir zaman.This is a good time to rob the bank.
Şimdi çok iyi bir zaman değil.Now is not a very good time.
Şu an çok iyi bir zaman değil.Now isn't a very good time.
Ah, Tom! Bu harika bir zamanlama. Sana sormak istediğim bir şey var.Oh, Tom! This is great timing. There's something I wanted to ask you.
Bir yıldan kısa bir zaman içinde sağlık hizmeti kariyerinize başlayın.Start your health care career in less than one year.
Bir zamanlar her şey daha iyiydi.Once upon a time everything was better.
Seni bir zamanlar uyardım ama sen dinlemedin.I warned you once, but you didn't listen.
Onu bir zamanlar uyardım ama o dinlemedi.I warned him once, but he didn't listen.
Bir zamanlar Pekin'de yaşadım ama şimdi Seul'de yaşıyorum.I have once lived in Beijing, but now live in Seoul.
Bunun bir zaman kaybı olduğunu bilmeliydim.I should have known it was a waste of time.
Ben bir zaman kaybı olacağını bilmeliydim.I should've known it was going to be a waste of time.
Ben hiç bir zaman bir kişiye söz vermedim.I never promised anybody anything.
Yakında herhangi bir zamanda geri gelmeyeceğiz.We won't be back any time soon.
O tam bir zaman kaybı olurdu.That would be a complete waste of time.
Bizim bir zaman çizelgemiz yok.We don't have a timeline.
O olacak ama yakın bir zamanda değil.It'll happen, but just not anytime soon.
Senin bana ihtiyaç duyduğun herhangi bir zamanda orada olacağıma söz veriyorum.I promise you that I'll be there anytime you need me.
Bu tür şey genellikle uzun bir zaman alır.This kind of thing usually takes a long time.
Bu tam bir zaman kaybı olurdu.That would be a total waste of time.

İlgili Sayfalar