bir zaman ile cümle

bir zaman kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Oyun genellikle hızlı bir zaman kontrolünde oynanır.在遊戲中大部分時間都能控制他。
Sagada geniş bir zaman dilimi ele alınır.上臼齒有發展了部份的舌側。
“Çok kısa bir zamanda yetiştirmeniz gereken çok şey oluyor.很快就能收集到很多东西。
Ancak Titchener, bir zaman sonra elbet bir sonuca varılacağını iddia ediyordu.里奇猶豫一陣子後決定起身。
Veya uzunca bir zaman sağır ve dilsiz dolaşır.晚年,他几乎双目失明,而且患有失语症。
Onu durdurabilecek tek kişi, bir zamanlar en yakın arkadaşı olarak gördüğü büyücü Albus Dumbledore'dur.그린델왈드를 막을 수 있는 유일한 사람은 그의 가장 친한 친구인 알버스 덤블도어라는 마법사이다.
Sonlu bir zaman makinesi yapmak için, negatif enerji gerektiğini kanıtlayabilirim.”demiştir.난 유한한 타임머신을 작동시키기 위해서는 음의 에너지가 반드시 필요함을 증명할 수 있다."라고 말했다.
Bir zamanlar içinde 4.000'e yakın insan yaşamıştır.한때는 4만 명에 달하는 주민이 살았다.
Yakın bir zamanda oğlu olmuştur.최근에는 딸이 태어났다.
Bir zamanlar dünyanın en büyük tiyatrosuydu.당시 세계 최대의 호텔이었다.
8 Gördüğün canavar bir zamanlar vardı, ama şimdi yok.현재 G8은 8개국으로 구성되어 있지만 처음부터 그런 것은 아니었다.
İyileşmeleri, çok uzun bir zaman aldı.하지만 건강회복설은 오래가지 못했다.
Bu anahtar herhangi bir zaman kapısını açma gücüne sahip.이것은 가끔 문이 열려 있을때만 가능하다.
Başka bir zamana...) dedi."다른 사람이 말했다.")
Sıra: Kullanıcılar, yaptıkları yayınları geciktirmek için bir zamanlama kurabilir.대기열 : 사용자는 자신이 작성한 게시물을 지연시킬 일정을 설정할 수 있다.
Sadece karakterlerin ölmeyeceği yeni bir zaman çizgisi yaratır.다른 캐릭터가 지나지 못하는 좁은 곳도 지날 수 있는 캐릭터.
Hiç değilse yeterince eğlendiren bir bölümdü ve izleyenler için tam olarak bir zaman kaybı değildi." dedi.그래서 공감하기는 쉬웠지만 연기하기 수월한 캐릭터는 아니었다”고 말했다.
Yakın bir zamanda oğlu olmuştur.תוך זמן קצר נולד לה בן.
24:00 gösterimi bir zaman aralığında genellikle tam gün sonunu ifade etmek için kullanılır.הרישום 24:00 משמש בעיקר להתייחסות לסוף יום בתחום זמן.
MÖ 43 yılından sonraki bir zamanda ölmüştür.הוא נפטר ביום למחרת, בגיל 43.
Oliver'ın ayrılmasına az bir zaman kala, çift kendilerini belirsizlik ve hasret içerisinde bulur.עם תום השהות של אוליבר באיטליה, בני הזוג מוצאים את עצמם נתקלים בחוסר ודאות ובגעגועים.
saniye bir zaman birimidir.בשלב מסוים היה אל יחיד.
Her 8 kadından birinin hayatının belirli bir zamanında meme kanserine yakalanacağı bildirilmektedir.המחלה תוקפת כיום אחת מכל 8 נשים בשלב כלשהו של חייהן.
Kurulmak için kötü bir zaman seçmişlerdi.הזמן נוצל במלואו להתארגנות.
Bu benim için zor bir zamandı.זה היה הזמן הנכון עבורי.
Bu bir zaman meselesi," dedi.זה רק עניין של זמן."
İyileşmeleri, çok uzun bir zaman aldı.השתקמותו נמשכה זמן רב מאוד.
Milenyum veya binyıl, bin yıla eşit bir zaman dilimidir.מילניום (millennium, מלטינית mille אלף, ו-annum שנה) הוא כינוי לתקופת זמן בת אלף שנה.
Ancak Doğulular bir zaman sonra Gondor'un kontrolüne geçtiler.בימיו החלו לתקוף בני המזרח את גונדור.
Bir zaman gelecek ve Roche sınırı'na yaklaştığından Phobus, gelgit kuvvetlerince parçalanacaktır.עד כה הסברנו מדוע כאשר מתקרבים אל מרכז הקרוסלה או מתרחקים ממנו, חווים כוח.
Daha sonra ikinci bir zaman çizgisi meydana gelir.זמן קצר אחר כך מגיע מכתב שני.
Öyküdeki her şey çok kısa bir zaman aralığında olup biter.אך הספר שוטח בפנינו חיים שלמים, בתקופה קצרה.
Sabık İmparatoriçe kısa bir zaman sonra bu adada öldü.בחיי, באותו הרגע האי מתחתינו התעורר לחיים.
Bu onlarca da yüzlerce de olabilir ve genellikle haftalar veya aylar süren bir zaman içinde uygulanabilir.הן יכולות לקרות לעיתים רחוקות או פעמים רבות בדקה.
Gerçi bu durumun dünyaca tanınması bir yıllık bir zamanı alacaktı.במהלך תפקיד זה יצא למשט סביב העולם שנמשך כשנה.
İşletim sistemlerindeki bir zaman-dilimi işlemcideki vuruşa benzetilebilir.ניתן להתייחס אליהם כמעין מערכת הפעלה העובדת תחת מערכת ההפעלה של שרתים.
Ancak Sadrazam olduğu zaman 70 yaşına gelmiş ve çok buhranlı bir zamanda idare gücünden yoksun görünmüştü.היא הייתה קרובה לגיל 70 וראייתה נחלשה מאד.
Bu senaryoda yolcu kapalı bir zaman eğrisinde seyahat etmektedir.באחת הסצנות, המכונית נראית כנוסעת בזמן.
Müze koleksiyonu, sadece küçük bir kısmı herhangi bir zamanda sergilenebilen 32 milyondan fazla parça içerir.אוספי המוזיאון מכילים מעל 21 מיליון פריטים, אך רק חלק קטן מהם נמצא בתצוגה.
Bundan daha uygun bir zaman olmamıştır.אין בהיסטוריה שלנו רגע מתאים יותר.
Sonra Konstantinopolis'e döndü ve orada 565 yılının Mart ayından sonra bir zaman öldü.След това той се връща в Константинопол, където умира след март 565 година.
Yakın bir zamanda en zengin ve en etkili asilzade ailelerinden biri olmuşlardır.Скоро те стават едно от най-богатите и влиятелни патрициански семейства.
Bir zaman sonra PC için de çıkmıştır.По-късно се появява и игра за PC.
Bu olay Belçika’nın elli yıldan fazla bir zamandan sonra en kötü demiryolu kazasıdır.Това е най-тежкото наводнение в Мозамбик от 50 години.
Son güreşçi maça katıldıktan sonra önceden belirlenen bir zaman sınırı başlar.След като последния кечист влезе, има предварително определен лимит на времето.
Haziran ayının ilk iki haftasının bir zamanında, her iki orduda Abrittus muharebesi'nde (en) karşılaştılar.През първата половина на юни 251 г. двете войски се срещат при Абритус.
Eylem belirli bir zamanda gerçekleştirilen etkinliğin tanımıdır.Интерес е това, което е важно за определен момент.
Veya uzunca bir zaman sağır ve dilsiz dolaşır.Минава се известно време, през което Льогран се държи странно и чудато.
Kuzey Kutbu'nda yaşayan insan toplulukları yoktur ve herhangi bir zaman dilimine sahip değildir.На Северния полюс няма постоянно човешко присъствие и не е възложена определена часова зона.
Bir zaman sonra, imparatorluk bölgesel üstünlüğünü yavaş yavaş kaybetmeye başladı.Постепенно царството започва да губи значение като самостоятелна държава.
İşlemcinin son ulaştığı ögeye yakın bir zamanda yeniden ulaşmak istemesi olasıdır.По този начин става много по-вероятно клиентът да се върне и следващия път.
Ve bu harika bir zamanlama, harika fırsatlar.Местността е изключително красива с прекрасни възможности за разходки.
Bağımsızlık ilan etmek için doğru bir zaman değil.Предприема се курс към едностранно провъзгласяване на независимост. .
Bu nedenle uygun bir koruma olmaksızın dışarı çıkmak için tehlikeli bir zamandır.Впоследствие съоръжението е изоставено без подходяща консервация.
Aktif güç belli bir zamanda iş gören devrenin kapasitesidir.Друга важна величина е мощността, която представлява работата за единица време.
On yıllık bir zaman, keyfi olarak on yıllık bir süreyi ifade edebilir.Десетилетие е условното означаване на период от 10 години.
Bu hazırlıklar çok çok kısa bir zamanda cereyan eder.Постигат всичко това в много кратки срокове.
Ancak bu evlilik kararı çok hazırlıksız bir zamanda gelmiştir.Селекцията ѝ обаче е спряла на доста ранен етап.
Haziran sonunda ya da daha geç bir zamanda iç bölge İnyupikleri kıyıya inerler.Вероятно през тази или началото на следващата година той получава подкрепления от арабски отряди.
Zaman yine geçmişte belirsiz bir zamandır.Служи за формиране на минало неопределено време.

İlgili Sayfalar