bir zaman ile cümle
bir zaman kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Bir zaman sonra PC için de çıkmıştır.Kasnije je ipak prerađena za PC.
Yüksek sayıdaki katılımdan dolayı, Sukot, önemli devlet törenlerinin gerçekleştiği bir zaman halini almıştır.Možda zbog velike posjećenosti, Sukot postaje prikladno vrijeme za važne državne svečanosti.
200 seneyi aşkın bir zamandır, Rothschild ailesi sıklıkla komplo teorilerinin hedefinde olmuştur.Tijekom više od dva stoljeća, dinastija Rothschild često je bila predmet teorija zavjere.
Ciddi şekilde ameliyat sonrası ağrı görülür ve iyileşme genelde 2–4 hafta gibi bir zaman alır.Povezana je sa znatnom postoperativnom boli, a oporavak obično traje 2 do 4 tjedna.
Yakın bir zamanda oğlu olmuştur.Uskoro je na putu dijete.
Filmin üretimi, beş yıllık bir zaman diliminde gerçekleşmiştir.Film Zemljani se stvarao 5 godina.
Aynı zamanda sabit küresel bir zamanda bir uzay diliminin toplam eğriliğinin sıfır olduğunu öngörür.Također uskoro otkriva da je podzemna struktura zapravo svemirski brod.
Mahalle 100 yıldan fazla bir zamandır varlığını sürdürmektedir.Obitelj mu ondje živi više od 100 godina.
Daha sonre yakın bir zamanda da bu isim Aktarla olarak değişmiştir.Usprkos toj promjeni, i danas se u tom kraju pojavljuje to prezime.
On yıllık bir zaman, keyfi olarak on yıllık bir süreyi ifade edebilir.Desetljeće može biti bilo koje razdoblje od deset godina.
Bobby ile kısa bir zaman geçiren Gil, ona Juan Primo'nun ölümünden sevinip sevinmediğini sorar.Prije negoli se raziđu, Gil pokušava nagovoriti Bobbyja da prizna kako mu je drago što je Primo mrtav.
Çok kısa bir zamanda başarıya ulaşır.Djelo ubrzo postiže veliki uspjeh.
Kule kısa bir zamanda turistler için ilgi mekanı oldu ve Fransa ekonomisine büyük katkı sağladı.Veža sa rýchlo stala turistickou atrakciou a priniesla francúzskej ekonomike ohromné množstvo peňazí.
Ancak evlilik 18 ay gibi kısa bir zaman sürdü.Manželstvo trvalo iba osemnásť mesiacov.
Müze koleksiyonu, sadece küçük bir kısmı herhangi bir zamanda sergilenebilen 32 milyondan fazla parça içerir.Zbierky múzea obsahujú viac ako 32 miliónov exemplárov, z ktorých môže byť vystavený len malý zlomok.
Mahalle 100 yıldan fazla bir zamandır varlığını sürdürmektedir.Ná ulici sa nachádza už vyše sto rokov.
Daha sonra ikinci bir zaman çizgisi meydana gelir.Oproti 2. obrazu nastal opäť časový skok.
Bu da yaklaşık 40 dakikalık bir zamandır.O tom svedčí aj jeho dĺžka – cca 40 minút.
Albümün hazırlık aşaması iki yıl sürerken stüdyo kayıtları ise bir buçuk yıllık bir zamana yayıldı.Na ďalšieho albumového pokračovateľa si fanúšikovia museli počkať vyše dva a pol roka.
Bir zaman gelecek ve Roche sınırı'na yaklaştığından Phobus, gelgit kuvvetlerince parçalanacaktır.Pomaly sa k planéte približuje a keď napokon dosiahne Rocheovu medzu, slapové sily ho roztrhajú.
Cüneyt'in emekliliğine az bir zaman kalmıştır.Šafárik bol na dôchodku len málo.
Bu, değişim için iyi bir zamandı.Zdalo sa, že pre Přemysla nastal správny čas.
Bu bir zaman meselesi," dedi.Je to vec, ktorá sa stáva."
Bir zaman sonra göller tamamen kuruyacaktır.Na konci leta môže jazero úplne zmiznúť.
Konstantinos ile 1050'den önce bir zaman evlendi.S Konstantinom se je poročila malo pred letom 1050.
Bir zaman gelecek ve Roche sınırı'na yaklaştığından Phobus, gelgit kuvvetlerince parçalanacaktır.Nekoč v prihodnosti, ko bo tirnica manjša od Rochejeve meje, bo Fobos razpadel zaradi močnih plimskih sil.
Ciddi şekilde ameliyat sonrası ağrı görülür ve iyileşme genelde 2–4 hafta gibi bir zaman alır.Poseg je povezan s hudimi postoperativnimi bolečinami in po navadi zahteva 2-4 tedne okrevanja.
Gün, günlük kullanımda yirmi dört saate karşılık gelen bir zaman birimidir.Po navadi so na telefonu dosegljivi štiriindvajset ur na dan.
Öyküdeki her şey çok kısa bir zaman aralığında olup biter.Celotna zgodba se odvije v kratkem času.
Maria, evliliğinden çok uzun bir zaman geçmeden çocuksuz olarak ölmüştür.Marija je zanosila kmalu po poroki.
Tüm katılımcılar herhangi bir zamanda kafesin içinde veya dışında bulunabilir.Igralec lahko med igro stoji izven kvadrata ali kjer koli v njem.
Bu da yaklaşık 40 dakikalık bir zamandır.Čas leta je okrog 40 minut.
İnsidans terimi, belirli bir nüfusta, belirli bir zamandaki yeni olguların sayısıdır.Njeno učinkovitost merimo v številu na novo obolelih v določenem časovnem obdobju v dani populaciji.
Ancak bu evlilik kararı çok hazırlıksız bir zamanda gelmiştir.Poroke pri teh letih niso bile takrat nič nenavadnega.
Bilinmeyen bir zamanda ovayı sular basmış.Nato z vlakom izgine v neznanem času.
Oyunun ilerleyen kısımlarında kaçışırlar ve beklenmedik bir zamanda yere uzanıp yalar gibi yaparlar.Polnijo prazne prostore v scenah in tečejo neprekinjeno iz ene strani na drugo.
Vanunu, hapis hayatının uzun bir zamanını diğer mahkûmlardan izole edilerek tek başına bir hücrede geçirdi.Ivan VI je preživel svoje življenje v ječi kot zapornik.
Bir zaman sonra oyuncu hapisten çıkar.Čez nekaj časa so ujetnika odpustili iz ječe.
Oyun, alternatif bir zaman diliminde geçmektedir.Žaidimas vyksta alternatyvioje laiko juostoje.
İlk süpersicim devrimi, 1984-1986 yılları arasındaki keşiflerden oluşan bir zaman çizelgesidir.Pirmoji superstygų revoliucija – svarbių atradimų stygų teorijoje laikotarpis 1984–1985 metais.
Bir zaman sonra 7. yüzyılda terk edildi.Jis buvo atsatytas XVII amžiuje.
Bir Zaman Döndürücü, zamanda yolculuk için kullanılır.Bendratį vartojame vietoje kurio nors laiko.
Tüm katılımcılar herhangi bir zamanda kafesin içinde veya dışında bulunabilir.Svečiai gali ateiti ir išeiti bet kuriuo metu.
Bir zaman sonra her iki tanrıda geri getirilmiş, savaşlarına devam ederler.Vieną kartą abu broliai išėjo Dievui aukoti atnašų.
Bir zamandan sonra hemen hemen tüm laserdisc üreticileri bu sistemi benimsemişti.Šiais laikais kabrioletus gamina beveik kiekvienas automobilių gamintojas.
Çok kısa bir zamanda başarıya ulaşır.Per trumpą laiką gali atsirasti vadės.
Çok yakın bir zamanda mineresi yapılacaktır.Netrukus pastatyta laikina.
Sonra kertenkelelerin koçu bir zaman makinesi bulacaklarını söyler.Po apsižodžiavimo Sleidas prasitaria, kad užmuš lapiuką progai pasitaikius.
Farklı bir zaman veya pozisyondaki ilk dalga da olabilir.See võib olla esimene laine erineval ajahetkel või teises asukohas.
Bir zaman yönetimi sistemi; proseslerin, araçların, tekniklerin ve metotların tasarımlı bileşimidir.Ajajuhtimise süsteem on disainitud kombinatsioon protsessidest, töövahenditest, tehnikatest ja meetoditest.
Ancak evlilik 18 ay gibi kısa bir zaman sürdü.See abielu kestis vaid 18 kuud.
İnsanların saatlerini değiştirmeyi unutmaması gerekir ve bunun için fazladan bir zaman gerekir.Inimesel pole vaja töökohta vahetada ning ta hoiab sel viisil kokku aega.
Milenyum veya binyıl, bin yıla eşit bir zaman dilimidir.Millennium ehk aastatuhat on periood, mis võrdub tuhande aastaga.
Kurulmak için kötü bir zaman seçmişlerdi.Lavastustel oli hea ülesehitus.
On yıllık bir zaman, keyfi olarak on yıllık bir süreyi ifade edebilir.Aastakümme ehk kümnend on 10 aasta pikkune ajavahemik.
Bir zaman sahip olduğunuz şeyler artık sizin sahibiniz olur.Saamaks edaspidigi praegu saadavaid tulemusi, jätka selle tegemist, mida praegu teed.
1,000 $ maliyetli ve herkesin ulaşabileceği bir gen haritası fazla bir zaman geçmeden mümkün olacak.1000ドルとなり 皆が使えるようになるまで それほど長い時間はかからないでしょう
1,000 $ maliyetli ve herkesin ulaşabileceği bir gen haritası fazla bir zaman geçmeden mümkün olacak.Không lâu nữa chúng ta sẽ có bộ gen người 1000 đô và ngày càng dễ tiếp cận hơn đối với mọi người.
1,000 $ maliyetli ve herkesin ulaşabileceği bir gen haritası fazla bir zaman geçmeden mümkün olacak.천 달러의 인간 게놈이 실제화 되고 점차적으로 모든 이들에게
1,000 $ maliyetli ve herkesin ulaşabileceği bir gen haritası fazla bir zaman geçmeden mümkün olacak.Nebude to dlho trvať, kým bude realitou 1000 dolárov za ľudský genóm a bude prístupnejší pre každého.