bir zaman ile cümle

bir zaman kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Tom, çok iyi bir zaman geçirdi.Tom had a very good time.
Tom bir taksi bulmada zor bir zaman geçirdi.Tom had a hard time finding a taxi.
Tom partide iyi bir zaman geçirdi.Tom had a good time at the party.
Tom dün Mary'ye kötü bir zaman geçirtti.Tom gave Mary a bad time yesterday.
Tom ve Mary birlikte harika bir zaman geçirdiler.Tom and Mary had a wonderful time together.
Tom'un niçin Mary ile herhangi bir zamanda evlenmek istediğini merak ediyorum.I wonder why Tom ever wanted to marry Mary.
Tom, oldukça uzun bir zaman Boston yakınında küçük bir bar işletti.Tom managed a small bar near Boston for quite a long time.
Biz hepimiz iyi bir zaman geçirdik.We all had a good time.
Bu sadece bir zaman sorunu.It's only a question of time.
Bir zamanlar evliydim.I was married once.
On yıl gerçekten uzun bir zaman aralığıdır.Ten years is a really long period of time.
Harika bir zaman geçirdiğini görebiliyorum.I can see you are having an awesome time.
Bir zaman makinen olsa nereye gidersin?If you had a time machine, where would you go?
Bir zaman makinen olsaydı, hangi yılı ziyaret ederdin?If you had a time machine, which year would you visit?
Bir zamanlar fakir bir adam ve zengin bir kadın vardı.There were once upon a time a poor man and a rich woman.
Bir zamanlar yoksul bir adam ve zengin bir kadın vardı.There were once a poor man and a rich woman.
Bir zamanlar onun bir sürü arazisi vardı.He once had a lot of land.
Bir açıklama için bir zaman yoktu.There was no time left for an explanation.
O, onu uzun bir zamandır görmemişti.She hadn't seen him in a long time.
Tetikte ol. Tahliye emri herhangi bir zamanda olabilir.Be on alert. The evacuation order may occur at any moment.
Harika bir zaman geçireceksin.You'll have a wonderful time.
Bir zamanlar romancı olmak istediğimi söylüyordum.At one time I was saying I want to become a novelist.
Bir zamanlar üç kızı olan bir kral yaşıyordu.Once upon a time lived a king who had three daughters.
Daha iyi bir zamanda gelemezdi.It couldn't have come at a better time.
Bu kötü bir zaman.It's a bad time.
Sorunu kısa bir zamanda onardı.He fixed the problem in a jiffy.
Bu çok iyi bir zaman.This is a very good time.
İstediğin herhangi bir zaman arabamı ödünç alabilirsin.You may borrow my car anytime you want to.
Okul bir zaman kaybıdır.School is a waste of time.
Okul bir zaman kaybı değildir.School is not a waste of time.
Tom uzun bir zaman için Fransızca konuşmayı öğrenmeyi deniyordu.Tom has been trying to learn to speak French for a long time.
Tom onu nasıl yapacağını bulmaya çalışarak çok zor bir zaman geçiriyor.Tom is having a very hard time trying to figure out how to do that.
Tom okulun bir zaman israfı olduğunu düşünüyor.Tom thinks that school is a waste of time.
Tom sporların bir zaman kaybı olduğunu düşünüyor.Tom thinks that sports are a waste of time.
Tom yakında herhangi bir zamanda hapisten çıkacak mı?Is Tom going to get out of prison any time soon?
Bu gece gerçekten harika bir zaman geçirdim.I had a really great time tonight.
Sanırım bu bir zaman kaybı.I think it's a wild goose chase.
Bir zamanlar senin yaşındaydım.I was your age once.
Bunu başka bir zaman yapabiliriz.We could do this some other time.
Almanca dil bilgisi ile zor bir zaman yaşıyorum.I'm having a hard time with German grammar.
Yeni bir cümle bir şişe içinde mesaj gibidir: Bir zaman çevrilecektir.A new sentence is like a message in a bottle: it will be translated some time.
Birbirimize her şeyi anlatabildiğimiz bir zamanı hatırlıyorum.I remember a time when we could tell each other anything.
Tom oy vermenin bir zaman kaybı olduğunu düşündüğünü söylüyor.Tom says he thinks it's a waste of time to vote.
Bunu başka bir zaman yapmak istiyorum.I'd like to do this some other time.
Gidecek daha iyi bir zaman düşünemiyorum.I can't think of a better time to go.
Gitmek için mükemmel bir zaman olduğunu düşündüm.I thought it was the perfect time to leave.
Bizi herhangi bir zamanda arayabilirsin.You can call us at any time.
Bizi herhangi bir zamanda arayabilirsiniz.You can call us at any time.
Bu çok daha mutlu bir zamandı.That was a much happier time.
Bu benim için yoğun bir zamandır.This is a busy time for me.
Kısa bir zaman önce eski bir arkadaşımla karşılaştım.I met an old friend a short time ago.
Bir saatten az bir zamanda döneceğime söz veriyorum.I promise I'll be back in less than an hour.
O gün hepimiz çok iyi bir zaman geçirdik.We all had a fine time that day.
Peri masalları hep aynı başlar: bir zamanlar.Fairy tales always begin the same: once upon a time.
Buenos Aires ve New Jersey arasında iki saatlik bir zaman farkı var.There's a two hour time difference between Buenos Aires and New Jersey.
Mevcut zaman iyi bir zaman.The present time is a good time.
Bu bir zaman kaybıydı.It was a waste of time.
Kötü bir zamanda beni aradın. Üzgünüm, meşgulüm.You called me at bad time. Sorry, I'm busy.
Berbat bir zaman geçirdik.We had a terrible time.
Dokuzdan sonra herhangi bir zamanda gel.Come any time after nine.

İlgili Sayfalar