bir zaman ile cümle

bir zaman kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
O hep şikayetçi olduğu için işi yaparken zor bir zaman geçirdik.We had a hard time doing the job because he was always complaining.
Onu, haklı olduğuma ikna etmem uzun bir zaman aldı.It took a long time for me to convince him that I was right.
Çok zor bir zaman geçirdi.He went through a very hard time.
Partide harika bir zaman geçirdiğini sözlerine ekledi.He added that he had a wonderful time at the party.
Onlar uygunsuz bir zamanda geldiler.They came at an inconvenient time.
O karar vermek için uzun bir zaman ayırdığından dolayı bir üne sahiptir.He has a reputation for taking a long time to make up his mind.
Onlar birlikte güzel bir zaman geçirdiler.They had a lovely time together.
Onu yolculuğa çıkmaktan vazgeçirmeye çalışırken zor bir zaman geçirdim.I had a hard time trying to talk him out of taking the trip.
Onun raporu yazması uzun bir zaman aldı.It took a long time for her to write the report.
Onun ne söylediğini anlamak uzun bir zaman aldı.It took a long time to take in what she was saying.
O, akşamı sıkıcı ve ilgi çekmeyen, kısaca, bir zaman kaybı buldu.She found the evening boring and uninteresting, in short, a waste of time.
Çok zor bir zaman geçirmiş gibi görünüyor.She seems to have had a very hard time.
Dün gece uygunsuz bir zamanda beni aradı.She called me at an unearthly hour last night.
Onu başka bir zaman yapar mısın?Could you make it another time?
Annem bir zamanlar bir şampiyon yüzücüydü.My mother was once a champion swimmer.
Herhangi bir zamanda arabamı kullanabilirsin.You may use my car at any time.
Bu CD'yi uzun bir zamandır istedim.I've wanted this CD player for a long time.
Yarın öğleden sonra herhangi bir zamanda beni görmeye gel.Come to see me at any time tomorrow afternoon.
Bir güzellik salonunda hoş ve mutlu bir zaman geçirmeye ne dersin?How about spending an elegant and blissful time at a beauty salon?
Onun yolculuğu iptal etmesini ikna etmeye çalışarak zor bir zaman geçirdim.I had a hard time trying to persuade him to cancel the trip.
Uzun bir zaman oldu.It's been a long time.
Seni uzun bir zamandır görmedim.I haven't seen you for a long time.
Sizi uzun bir zamandır görmedim.I haven't seen you for a long time.
Bir zamanlar burada bir köprü vardı.At one time, there was a bridge here.
Burada bir zamanlar bir kilise vardı.There was a church here once.
Esperanto kesinlikle çok büyük bir zaman kaybı!Esperanto is surely an enormous waste of time!
Her şey için doğru bir zaman vardır.There is a right time for everything.
Patron Jim'e bu bir tatil yapman için iyi bir zaman dedi."It's a good time for you to take a vacation," the boss said to Jim.
Bir zamanlar Avrupa'ya gittim.I went to Europe once.
Böyle kısa bir zamanda işi bitiremem.I can't finish the job in such a short time.
Bence Twitter bir zaman kaybıdır.In my opinion, Twitter is a waste of time.
Ben zaten o şarkıyı bir zamanlar duymuştum.I had already heard that song once.
Bir zamanlar bir ağacın içinde kayboldum.Once, I got lost inside a tree.
Bir zamanlar, dışarı çıkardık ve her türlü yasa dışı şeyler yapardık.Back in the day, we'd go out and do all kinds of illegal stuff.
Bir zamanlar Kyoto'daydım.I was at Kyoto once.
Onun hakkında konuşmak için uygun bir zaman değil, değil mi?It's not a convenient time to speak about that, is it?
Otel bir zamanlar restorandı.The hotel was once a restaurant.
O bilgisayar dersi bir zaman kaybıydı.That computer class was a waste of time.
Belki başka bir zaman.Maybe some other time.
Meteorun çarpması sadece bir zaman meselesi.It's only a matter of time before the meteor strikes.
Bir zamanlar İngiltere'de kötü bir kral vardı.Once upon a time, there was a bad king in England.
Herhangi bir zamanda gelebilirsin.You can come at any time.
O, tehlikeli bir zamandı.It was a dangerous time.
Hollywood için harika bir zamandı.It was a great time for Hollywood.
O, onunla konuşarak iyi bir zaman geçirdi.She had a good time talking with him.
Bu sadece bir zaman meselesi.It's only a matter of time.
Köpeğinizi her gün belirli bir zamanda beslemenin en iyisi olduğunu duydum.I've heard that it is best to always feed your dog at a specific time every day.
Ben uzun bir zamandır yeni bir iş aramaktayım.I've been looking for a new job for a long time.
Ben seninle daha uygun bir zamanda konuşacağım.I'll speak to you at a more convenient time.
Tom partide iyi bir zaman geçirmedi.Tom didn't have a good time at the party.
Tom, iyi bir zamanda geldi.Tom came at a good time.
Tom'un söylediği gibi, bu bir zaman kaybıdır.Like Tom said, this is a waste of time.
Tom ve Mary ile birlikte güzel bir zaman geçirdiler.Tom and Mary had a nice time together.
Tom ve Mary, satranç oynayarak iyi bir zaman geçirdiler.Tom and Mary had a good time playing chess.
Tom ve Mary her zaman birlikte harika bir zaman geçiriyor gibi görünüyorlar.Tom and Mary always seem to have a wonderful time together.
Tom uzun bir zaman gibi görünen şeyi bekledi.Tom waited for what seemed like a long time.
O, yüzerken zor bir zaman geçiriyordu.She was having a hard time swimming.
İnsanlar sorunları tartışmanın bir zaman kaybı olduğuna inanıyorlar.Men believe that discussing problems is a waste of time.
Yakın bir zamanda Paris'te bizi ziyaret etmeye gel.Come and visit us in Paris sometime soon.
Tom onu bu gece yapamayacağını, ama başka bir zaman yapabileceğini söyledi.Tom said he couldn't make it tonight, but he could make it some other time.

İlgili Sayfalar