bir zaman ile cümle
bir zaman kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
İyileşmeleri, çok uzun bir zaman aldı.Η ανάρρωση του χρειάστηκε αρκετούς μήνες.
Vänersborg, Brätte vatandaşları tarafından 1642-1644 yılları arasında bir zamanda kuruldu.Ο Τουχάι Μπέι έγινε ο μπέης του Ορ Καπί (Ορ Μπέη) κάποια στιγμή ανάμεσα στο 1642 και 1644.
Bu da yaklaşık 40 dakikalık bir zamandır.Ο χρόνος αυτός είναι έως τώρα 1 λεπτό.
Bir zaman sonra göller tamamen kuruyacaktır.Υπάρχει όμως ο κίνδυνος η λίμνη κάποια στιγμή να στερέψει.
Bu, değişim için iyi bir zamandı.Το ερμήνευσε ως σημάδι για αλλαγή.
Pioneer 9, özellikle uzun bir zaman çalışır durumda kaldı ve 1987'ye kadar veri göndermeye devam etti.Pioneer 9 var virksom særlig længe og sendte data helt til 1987.
Yedinci Doktor döneminde, Doktor'un sıradan bir zaman lordundan başka bir şey olmadığı ima edildi.Under den Syvende Doktors æra, blev det hintet at Doktoren var mere end bare en almindelig Tidsherre.
Bir zaman sonra oyuncu hapisten çıkar.Sommetider kommer en spiller i fængsel.
Bu taş da bir zaman sonra kaybolmuştur.Stenen må altså være rejst før den tid.
Yalnızca bir zaman belirtmek zorunda olmazsınız.Der findes ingen absolut tidsakse.
Alternatif bir zaman çizelgesine yerleşirler.Nu viser de en alternativ tidlinje.
Bu onlarca da yüzlerce de olabilir ve genellikle haftalar veya aylar süren bir zaman içinde uygulanabilir.Her kan den opholde sig i lang tid, ofte hundreder eller tusinder af år.
Her 8 kadından birinin hayatının belirli bir zamanında meme kanserine yakalanacağı bildirilmektedir.I alt vil ca. hver 9. kvinde blive ramt af brystkræft på et tidspunkt i livet.
Bir Zaman Döndürücü, zamanda yolculuk için kullanılır.En Tidsvender gør det muligt at rejse i tiden.
Hiç değilse yeterince eğlendiren bir bölümdü ve izleyenler için tam olarak bir zaman kaybı değildi." dedi.Det var trods alt en god periode, men også en meget hård periode, som jeg ikke vil have undværet."
Herhangi bir zamanda üç web arabirimi mevcuttu.Forinden var tre nye singler blevet lagt ud på internettet.
Ciddi şekilde ameliyat sonrası ağrı görülür ve iyileşme genelde 2–4 hafta gibi bir zaman alır.Proceduren medfører en del postoperative smerter og kræver sædvanligvis 2-4 ugers rekonvalescens.
Herhangi bir zamanda da bulmak mümkündür.Den kan også bruges om et sted i tid.
saniye bir zaman birimidir.Men kun i et øjeblik.
Olay örgüsü bir günden fazla bir zamanı kapsamamalıdır.Det virker ikke, som om handlingen forløber over et længere tidsrum.
Müze içine ziyaretçiler uzun bir zaman tünelinden geçerek girmektedirler.En række kendte personer har besøgt museet gennem tiden.
Müze koleksiyonu, sadece küçük bir kısmı herhangi bir zamanda sergilenebilen 32 milyondan fazla parça içerir.Det har en samling på over 32 mio. eksemplarer, hvoraf kun en lille del er udstillet.
Nüfus, belirli bir zamanda sınırları tanımlı bir bölgede yaşayan insan sayısıdır.Bestanden er altså det samlede antal af individer inden for en bestemt art, som lever på et afgrænset område.
Zor bir zaman geçireceksin.Du vil få en hård tid.
Zor bir zaman geçirdim.Jeg havde en hård tid.
Ama farklı bir zaman, ve farklı bir kültürdü.Men det var en anden tid og en anden kultur.
Az bir zaman sonra Bohr Princeton’dan Kolumbiya’ya Fermi’yi görmeye gitti.Kort tid senere reiste Bohr fra Princeton til Columbia for å se Fermi.
Ayrıca Kur'an'a göre Meryem, hurmaların taze olduğu bir zamanda doğum yapmıştır.Koranen beskriver Marias bebudelse (Maryam) av en engel om at hun skal føde Jesus mens hun forblir jomfru.
Ancak evlilik 18 ay gibi kısa bir zaman sürdü.Ekteskapet varte bare i 18 måneder.
Başka bir zamana...) dedi.'En gang, i en annen tid ... "
Bu taş da bir zaman sonra kaybolmuştur.Steinen er senere gått tapt.
Bu düşüşten uzun bir zaman sonra, kulüp hiçbir zaman tam anlamıyla düzlüğe çıkamadı.Så langt nede hadde klubben aldri vært.
Her eyalet hükûmeti, kendi delegesini herhangi bir zamanda değiştirme hakkına sahiptir.Byrådslederen står fritt til når som helst å skifte ut medlemmene i rådet.
Sistem beş dakika gibi kısa bir zamanda atışa hazır hale getirilebilir.Missilet er klart til avfyring på under fem sekunder.
Müze içine ziyaretçiler uzun bir zaman tünelinden geçerek girmektedirler.I mange år kom besøkende inn i museet gjennom den opprinnelige hovedinngangen.
Bir zaman sahip olduğunuz şeyler artık sizin sahibiniz olur.Det som er din personlige eiendom, er de tingene du bruker.
Melik Tuğluk, tahta geçtikten bir hafta gibi kısa bir zaman zarfında sü-kûneti sağladı.Osten tas så ut av formene for tørrsalting i en uke.
Roger yanıt verir: "Herhangi bir zaman da değil, yalnızca komik olduğu zaman!"Et annet vanlig eksempel er: - Gjør det vondt? – Bare når jeg ler.
MÖ 43 yılından sonraki bir zamanda ölmüştür.Han døde tre dager senere, 43 år gammel.
Bir zaman sonra her iki tanrıda geri getirilmiş, savaşlarına devam ederler.Da grep gudene inn og reddet dem begge.
Roberts yakın bir zamanda WCW'den ayrıldı.Ottman gav seg i WWF kort tid etter.
Başka bir zamanda yeniden karşılaşmaya iki tarafta söz vermiştir.Mereka berjanji akan bertemu lagi di kehidupan selanjutnya.
Vänersborg, Brätte vatandaşları tarafından 1642-1644 yılları arasında bir zamanda kuruldu.Vänersborg didirikan oleh warga dari Brätte, yang pindah ke sana antara 1642-1644.
İyileşmeleri, çok uzun bir zaman aldı.Perbaikan ternyata membutuhkan waktu sangat lama.
Yalnızca bir zaman belirtmek zorunda olmazsınız.Tidak ada jangka waktu yang ditetapkan.
Bir Zaman Döndürücü, zamanda yolculuk için kullanılır.Dibuat dan dikembalikan melalui perjalanan waktu.
Geleneksel Keşmir ve Çin söylencelerine göre safran 900 ila 2500 yıl önce bir zamanda buralara ulaşmıştır.Menurut catatan sejarah orang Kashmir dan orang Tiongkok, safron baru dikenal sejak 900–2.500 tahun yang lalu.
Ayrıca Kur'an'a göre Meryem, hurmaların taze olduğu bir zamanda doğum yapmıştır.Kemudian Al-Qur'an menceritakan keajaiban kelahiran Isa sebagai anak Maryam tanpa ayah.
Uzun bir zaman, astronomlarla müneccimler birbirine karıştırılmıştır.Astronomi sering dikelirukan dengan astrologi, dan sebaliknya.
Bu, değişim için iyi bir zamandı.Namun lama-kelamaan terjadilah perubahan.
Daha sonra ikinci bir zaman çizgisi meydana gelir.Seminggu kemudian, tahap kedua dilaksanakan.
1447'den önce bir zaman Maria öldü.Pada tahun 1442 Francesco dikucilkan.
Houston'daki şov için yapabileceğimiz şeylere odaklandık ve iyi bir zaman geçirmeniz için uğraşıyoruz.Kami di sini untuk menunjukkan bakat kita dan kita bisa melakukannya dengan benar untuk saat ini.
Öyküdeki her şey çok kısa bir zaman aralığında olup biter.Semuanya hanya sesaat melintas dalam cerita.
Konstantinos ile 1050'den önce bir zaman evlendi.Bà kết hôn với Konstantinos từ trước năm 1050.
Doctor da, bir zaman lordudur.Master cũng là một Time Lord như Doctor.
Bu bir zaman meselesi," dedi.Chỉ là vấn đề thời gian thôi," ông nói.
Haziran ayının ilk iki haftasının bir zamanında, her iki orduda Abrittus muharebesi'nde (en) karşılaştılar.Đôi lúc trong hai tuần đầu tiên của tháng 6, quân đội hai bên đều tham chiến trong trận Abrittus.
Pioneer 9, özellikle uzun bir zaman çalışır durumda kaldı ve 1987'ye kadar veri göndermeye devam etti.Pioneer 9 vận hành trong thời gian tương đối dài và truyền dữ liệu về đến năm 1987.
Bu, değişim için iyi bir zamandı.Thời gian cho một sự thay đổi.