bir zaman ile cümle

bir zaman kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Bu ise, Alman birliklerine hazırlıklarının geliştirmek için ek bir zaman verdi.Au trebuit să treacă patru luni de pregătire pentru ca germanii să se simtă pregătiți.
The Invasion of Time bölümünde görünen bir Zaman Lordu silahı.Portretul unui Domn din Epoca Luminilor.
Ancak, günümüzde anlar geçmesine rağmen Bart, dört yıllık daha büyük bir zaman yolculuğundan döndü.Când Boas s-a întors acasă, și-a dat seama că au trecut patru ore.
Filmin üretimi, beş yıllık bir zaman diliminde gerçekleşmiştir.Evoluția acestui model a fost împărțită în cinci generații.
Çetin Altan'da çok kısa bir zaman diliminden yola çıkarak bir romana dönüştürme cesareti görülür.Se știe că la Carnuntum a funcționat, pentru scurt timp, un atelier monetar roman.
Sabık İmparatoriçe kısa bir zaman sonra bu adada öldü.De asemnea, regina a plecat într-un scurt exil.
Her eyalet hükûmeti, kendi delegesini herhangi bir zamanda değiştirme hakkına sahiptir.Guvernele respective de stat au dreptul de a numi și de a-și elimina reprezentanții în orice moment.
Kısa bir zaman geçmeden de Abdurrahman öldü.Abatele Berthold a murit la scurtă vreme după aceasta.
Herhangi bir zamanda gelebilirsin.Poți veni oricând.
O muazzam bir zaman kaybıydı.A fost o pierdere enormă de timp.
Pioneer 9, özellikle uzun bir zaman çalışır durumda kaldı ve 1987'ye kadar veri göndermeye devam etti.A Pioneer–9 különösen hosszú életűnek bizonyult, még 1987-ben is közvetített adatokat.
Bir zaman sahip olduğunuz şeyler artık sizin sahibiniz olur.A Teszlek Süveg is valamikor az ő tulajdona volt.
Williams "Uzun bir zaman, ne kadar uzun?" diye soruyor.Williams megkérezi: "Mennyi az a nagyon sok?
Ailesini göz önünde tutarken tur yüzünden büyük bir zamanını ailesinden uzakta geçirdi.Mindezen tevékenységek miatt édesapja hosszú időt töltött távol a családtól.
Bir zaman gelecek ve Roche sınırı'na yaklaştığından Phobus, gelgit kuvvetlerince parçalanacaktır.A távoli jövőben, amikor a Phobosz eléri a Roche-határt, a holdat szétmorzsolják ezek az erők.
Film sanki belirli bir zamanda geçmez.A film nem időrendben halad az eseménysoron.
Ancak bu evlilik kararı çok hazırlıksız bir zamanda gelmiştir.Házasságuk ez idő tájt erősen megromlott.
Yakın bir zamanda çalışmaların tamamlanması bekleniyor.Tudják, hogy az együttlétüknek hamarosan vége.
İyileşmeleri, çok uzun bir zaman aldı.A gyógyulás hosszú ideig tart.
Bu tanımda belli bir zaman; bir ay, üç ay ya da bir yıl olabilir.Jelenleg három időtartamra lehet előfizetni: egy hónapra, három hónapra és egy évre.
Kısa bir zaman sonra Doug Kelly(şimdi eski takım üyesi) takıma katıldı.Nem sokkal a fejlesztés megkezdése után csatlakozott a csapathoz Doug Kelly.
Kısa bir zaman sonra annesi evlenmiştir.Édesanyja hamarosan újra férjhez ment.
Birinci ile üçüncü arasında sadece 31 saniyelik bir zaman farkı vardı.Érdekesség, hogy az első és az utolsó gól között mindössze 33 perc telt el.
Bu olay Belçika’nın elli yıldan fazla bir zamandan sonra en kötü demiryolu kazasıdır.A baleset az elmúlt negyed évszázad legsúlyosabb vasúti balesete volt az országban.
Oyun genellikle hızlı bir zaman kontrolünde oynanır.Legtöbbször gyors tempóban játsszák.
Eylemin geçmiş belirli bir zamanda yaşanmış olduğunu gösterir.Ez egy befejezett cselekményt ír le, mely egy adott pillanatban zajlott le a múltban.
Eskigediz uzun bir zaman önce kurulmuştur.Csenik ebbe már jóval korábban beolvadt.
Böyle bir zamanda, ondan bu koltuk değneğini almaya cesaret edemeyeceğini belirtmişti.A rohamok után arról számolt be, hogy ilyenkor úgy érzi, nem ura a testének.
Çünkü kısa bir zaman önce kullanılmaya başlanmıştı.Nem sokkal korábban alapították.
Sabık İmparatoriçe kısa bir zaman sonra bu adada öldü.A királynő azonban nem sokkal később elhunyt Senlis-ban.
Bu olay Belçika’nın elli yıldan fazla bir zamandan sonra en kötü demiryolu kazasıdır.Kyseessä on Tanskan vakavin junaonnettomuus yli 30 vuoteen.
Her ikisi de kepazelik olarak kabul gördüğü bir zamanda doğum kontrolünü desteklemekteydiler.Kummatkin olivat syntyvyyden säännöstelyn kannattajia aikana, jolloin sitä pidettiin skandaalinomaisena.
Kurulmak için kötü bir zaman seçmişlerdi.Toteutettavaksi valittiin Leiviskän suunnitelma.
Oyunda herhangi bir zaman kısıtlaması yoktur.Pelissä ei ole aikarajaa.
Herhangi bir zamanda faz farkı sabit olacaktır.Suhteen purkautuminen on mahdollista jokaisessa vaiheessa.
Müze koleksiyonu, sadece küçük bir kısmı herhangi bir zamanda sergilenebilen 32 milyondan fazla parça içerir.Museon kokoelmissa on yli 32 miljoonaa näytettä, joista vain pieni osa voi olla esillä.
İyileşmeleri, çok uzun bir zaman aldı.Hoito kesti usein pitkän aikaa.
"Crusade in Jeans" (2006) Konu: Bir zaman seyahatçısının Çocuk Haçlı Seferin'de maceraları.Vaara uhkaa Marsista : poikien seikkailuja vuonna 1992.
Mençov, genel klasman bisikletçisi, tırmanıcı ve çok iyi bir zamana karşı yarışçısıdır.Mancebo on erikoistunut etappikilpailuihin ja hän on hyvä mäki- ja aika-ajaja.
Keamy 6 ve 10 Aralık tarihleri arasındaki bir zamanda Suva, Fiji'de yük gemisi Kahana'ya girer.Keamy johtaa Kahana-laivan Fidžille Suvaan 6. joulukuuta – 10. joulukuuta välisenä aikana.
Shrek anlaşma sonrası kendini farklı bir yerde, farklı bir zamanda bulur.Varjosielun saattaa joskus nähdä kaksoisolentona eri paikassa kuin henkilön itsensä.
Bu da yaklaşık 40 dakikalık bir zamandır.Teos on noin 40-minuuttinen.
Bu benim için zor bir zamandı.Tämä on ollut rankka kausi.
Öyküdeki her şey çok kısa bir zaman aralığında olup biter.Heistä jokaisen visiitti jäi lopulta varsin lyhyeksi.
Roberts yakın bir zamanda WCW'den ayrıldı.Piper palasi kuitenkin pian WWFään.
Belirli bir zamandan sonra Cem, Enver adında bir oğlu olduğunu öğrenir.Kun Set oli elänyt 105 vuotta, hän sai pojan nimeltä Enos.
Yarın öğleden sonra herhangi bir zamanda beni görmeye gel.Tule katsomaan minua huomenna puolenpäivän jälkeen mihin tahansa aikaan.
Mükemmel kalitede içme suyu Almanya'da ülkenin he yerinde herhangi bir zaman temin edilebilmektedir.Πόσιμο νερό άριστης ποιότητας είναι διαθέσιμο παντού και ανά πάσα στιγμή στη Γερμανία.
Kış dünyanın bu bölgesinde askeri faaliyet için normal bir zaman olmamaktadır.Ο χειμώνας, συνήθως, δεν είναι καλή επιλογή για στρατιωτικές δραστηριότητες σε αυτό το μέρος του πλανήτη.
Bu bir zaman meselesi," dedi.Είναι απλά θέμα χρόνου».
Bir zaman sonra 7. yüzyılda terk edildi.Τον 7ο αιώνα σταδιακά εγκαταλείφθηκε.
Herhangi bir zamanda aynı anda dünya üzerinde 1250 tane 737 havadadır.Κάθε στιγμή υπάρχουν περίπου 1.250 αεροσκάφη 737 κάθε τύπου στον αέρα παγκοσμίως.
Sonra Konstantinopolis'e döndü ve orada 565 yılının Mart ayından sonra bir zaman öldü.Ο Πέτρος επέστρεψε στην Κωνσταντινούπολη όπου πέθανε λίγο αργότερα, τον Μάρτη του 565.
Yakın bir zamanda en zengin ve en etkili asilzade ailelerinden biri olmuşlardır.Σε σύντομο διάστημα έγινε ένα από τα πιο έμπιστα και επιφανή μέλη της.
Ayrıca, kullanıcının ekranında yer alan bir zaman sayacı da kullanıcıların kaygılanmasına yol açmaktadır.Επίσης, μια αντίστροφη μέτρηση πάνω στην οθόνη προσθέτει άγχος στους χρήστες.
Projenin hayata geçirilmesi dönemi, tam iki yıllık bir zaman alır.Στην πραγματική ζωή χρειάζεται σχεδόν δύο χρόνια για να γίνει η αγορά.
Bu gerçekten dramatik bir zaman.”.Το έργο είναι ατόφια τραγικωμωδία».
Kurulmasından kısa bir zaman sonra Story tanınan bir dergi haline geldi.Σύντομα μετά, έγινε εξώφυλλο στο περιοδικό Time.
Aradan bir zaman geçmiş.Έτοιμος από καιρό.
Ciddi şekilde ameliyat sonrası ağrı görülür ve iyileşme genelde 2–4 hafta gibi bir zaman alır.Συνδέεται με έντονο μετεγχειρητικό πόνο και απαιτεί συνήθως 2–4 εβδομάδες για ανάρρωση.

İlgili Sayfalar