bir zaman ile cümle

bir zaman kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Pioneer 9, özellikle uzun bir zaman çalışır durumda kaldı ve 1987'ye kadar veri göndermeye devam etti.Піонер 9 працював дуже довго, передаючи дані аж до травня 1983 року.
Bu da 200 senelik bir zaman birimine tekabül eder.Від них очікується виконувати обов'язки по 200 годин на рік.
Eskigediz uzun bir zaman önce kurulmuştur.Праска була винайдена дуже давно.
Bu da 450- 500 yıl gibi bir zaman dilimi demektir.Цей рівень відповідає 450–500 годинам вивчення мови.
Bu benim için zor bir zamandı.Це був важкий момент.
Cleveland'a ise tam böyle bir zamanda iniş yapıyor.В Орлеані в цей же час панував смуток.
Bu olay Belçika’nın elli yıldan fazla bir zamandan sonra en kötü demiryolu kazasıdır.Це найсерйозніша залізнична аварія в Іспанії за останні 40 років.
Fakat yakın bir zamanda grubun kurucusu Ceccagno gruptan ayrıldı.Але незабаром після Чігракова колектив покинув Сечкін.
“Çok kısa bir zamanda yetiştirmeniz gereken çok şey oluyor.За короткий час відбулося багато подій.
Bilinmeyen bir zamanda ovayı sular basmış.Час заснування Водотиїв невідомий.
Prototipte herhangi bir zamanda her an bir eksiklik olabilir.Процес може потерпіти невдачу в будь-який час.
Çok kısa bir zamanda başarıya ulaşır.Дуже швидко з'явилися успіхи.
Öykü yeri belli olmayan bir hayal ülkesinde ve belirsiz bir zamanda geçiyor.Події відбувається у місті Л. у невідомій країні та у невідомий час.
Roger yanıt verir: "Herhangi bir zaman da değil, yalnızca komik olduğu zaman!"Роджер доносив до мене: „Ти не можеш бути таким же кумедним, як вони“.
Gerçi bu durumun dünyaca tanınması bir yıllık bir zamanı alacaktı.Однак, знадобився ще рік, щоб інформація досягла великого світу.
Senin partinde harika bir zaman geçirdim.Я чудово розважився на твоїй вечірці.
Bu sadece bir zaman sorunu.Це лише питання часу.
Onlar birlikte harika bir zaman geçirdiler.Вони чудово провели час разом.
Bu sadece bir zaman meselesi.Це лише питання часу.
Yakın bir zamanda oğlu olmuştur.Нещодавно у нього народився син.
Yedinci Doktor döneminde, Doktor'un sıradan bir zaman lordundan başka bir şey olmadığı ima edildi.Během éry Sedmého Doktora bylo naznačeno, že Doktor je víc než jen obyčejný Pán času.
Kısa bir zaman sonra Doug Kelly(şimdi eski takım üyesi) takıma katıldı.Doug Kelly (nyní už bývalý člen týmu) se připojil do týmu krátce poté.
Yi Cheng 30 yıla yakın bir zamanı Göktürklerle geçirdi.Chu Čeng-jen cestoval s nimi poté, co dosáhl třicítky.
Kule kısa bir zamanda turistler için ilgi mekanı oldu ve Fransa ekonomisine büyük katkı sağladı.Věž se rychle stala turistickou atrakcí a přinesla velká množství peněz do ekonomiky Francie.
Yakın bir zamanda oğlu olmuştur.Brzy se jim narodil syn.
Ciddi şekilde ameliyat sonrası ağrı görülür ve iyileşme genelde 2–4 hafta gibi bir zaman alır.Je spojeno s výraznou pooperační bolestí a rekonvalescence obvykle vyžaduje 2–4 týdny.
Yakın bir zamanda en zengin ve en etkili asilzade ailelerinden biri olmuşlardır.Pocházela z jednoho z nejvlivnějších a nejbohatších šlechtických rodů oné doby.
Eskigediz uzun bir zaman önce kurulmuştur.Korunovace byla připravována dlouho dopředu.
Eylem belirli bir zamanda gerçekleştirilen etkinliğin tanımıdır.Účinnosti nabývá okamžikem, který se v rozhodnutí stanoví.
Eli yakın bir zamanda Håkan adlı yaşlı bir adamla Oskar'ın yaşadığı evin yanındaki apartmana taşınmıştır.Eli se nedávno přistěhovala do vedlejšího bytu, kde žije se starším mužem jménem Håkan (Per Ragnar).
Yalnızca bir zaman belirtmek zorunda olmazsınız.Neuvádí však přesný rok.
İyileşmeleri, çok uzun bir zaman aldı.Náprava škod však trvala dlouho.
Müze koleksiyonu, sadece küçük bir kısmı herhangi bir zamanda sergilenebilen 32 milyondan fazla parça içerir.Sbírky muzea obsahují více než 32 milionů exemplářů, z nichž je ale vystaven pouze malý zlomek.
Bir zaman sonra 7. yüzyılda terk edildi.V průběhu 10. století bylo opuštěno.
Çok kısa bir zamanda başarıya ulaşır.V krátké době dosáhl mimořádného úspěchu.
Ancak Titchener, bir zaman sonra elbet bir sonuca varılacağını iddia ediyordu.I sám Payer však později píše, že skončila nezdarem.
Deflasyon, genel olarak piyasada fiyatların belirli bir zaman aralığında sürekli düşüş göstermesi durumudur.Deflace je absolutní meziroční pokles cenové hladiny v ekonomice.
Bu ise, Alman birliklerine hazırlıklarının geliştirmek için ek bir zaman verdi.Teprve potom bude čas uspořádat své vztahy s Němci.
Bu ruhlar bir zaman sonra büyük ışığa doğru çekilirler, onlara yol gösterilir.Po jisté době dorazí k místu, kde před sebou zahlédnou vznášející se světlo a rozhodnou se je následovat.
Bütün İsveç'i kapsayan başrol oyuncularının seçimi süreci bir yıl gibi uzun bir zaman sürdü.Najít vhodné herce pro hlavní role trvalo téměř rok.
Bu da yaklaşık 40 dakikalık bir zamandır.Čekací doba zde byla asi 40 minut.
Romanda bu yönüyle belli bir zaman ve mekân yoktur.Děj románu je časově i místně neukotvený.
Ve bu harika bir zamanlama, harika fırsatlar.Zažil jsem krásné momenty, vzpomíná .
Bir zaman sonra onun açık söylemi, ikiyüzlülüklere karşı devam eder.Bylo mu však jasné, že dříve nebo později se bude muset s expandujícím Hidejošim utkat.
Yakın bir zaman önce Lale Devri yaşanmıştı.Lev však byl na erbu již dávno před Heřmanem.
Şair çok yakın bir zamanda bir Türk prensinin İtalya'ya geleceğini bilmektedir.Prosdocimo știe că un prinț turc va ajunge în scurt timp în Italia.
Kış dünyanın bu bölgesinde askeri faaliyet için normal bir zaman olmamaktadır.Iarna nu era o perioadă obișnuită pentru acțiunile militare în această regiune.
Kısa bir zaman sonra Gladys’tan Lawrence’ın sunduğu iş teklifi telgrafı geldi.În scurt timp, a primit de la Gladys o telegramă cu o ofertă de serviciu din partea lui Lawrence.
Bu bir zaman meselesi," dedi.Este doar o chestiune de timp,” a spus el.
Bu gerçekten dramatik bir zaman.”.E chiar o dramă bună.”.
Deflasyon, genel olarak piyasada fiyatların belirli bir zaman aralığında sürekli düşüş göstermesi durumudur.Potrivit lui Barro, deflația reprezintă o scădere a indicelui general al prețurilor într-o perioadă de timp.
Bir zaman sonra, imparatorluk bölgesel üstünlüğünü yavaş yavaş kaybetmeye başladı.Ulterior, localitatea a pierdut treptat privilegiile.
Bu benim için zor bir zamandı.A fost un moment foarte dificil pentru mine.
Eylem belirli bir zamanda gerçekleştirilen etkinliğin tanımıdır.O acțiune este o descriere a unei activități ce urmează a fi executată la un anumit moment.
Mühendis Şurik evinde bir zaman makinesi yapmaya çalışmaktadır.Inginerul Șurik a inventat o mașină a timpului în apartamentul său.
Sevgili First Lady, yakın bir zamanda ailemle ilgili bir eleştirinizi okudum.Ultimul copil din șir spune cu voce tare cuvântul auzit de la copilul dinaintea lui.
Başka bir zamana...) dedi.A fost odată” …..
Bağımsızlık ilan etmek için doğru bir zaman değil.Aniversarea proclamării independenței.
Bu düşüşten uzun bir zaman sonra, kulüp hiçbir zaman tam anlamıyla düzlüğe çıkamadı.De ani buni clubul ăsta nu merge în nici o direcție.
Müze içine ziyaretçiler uzun bir zaman tünelinden geçerek girmektedirler.De aceea, muzeul din Moscova dedicat scriitorului continuă să primească numeroși vizitatori.

İlgili Sayfalar