bir zaman ile cümle

bir zaman kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
9
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Bir zamanlar bir astrofizikçi olmak istedim.I once wanted to be an astrophysicist.
Yaptığına pişman olacağın bir zaman gelecek.A time will come when you will regret your action.
Bizim fırtınalı bir zamanımız oldu.We had a rough time.
Ne kadar harika bir zaman geçirdik!How wonderful a time we have had!
Kralların ve kraliçelerin dünyada hüküm sürdüğü bir zaman vardı.There was a time when kings and queens reigned over the world.
Rika, partide şarkı söyleyerek iyi bir zaman geçirdi.Rika had a good time singing at the party.
Herhangi bir zamanda Japonya'ya gelirsen, beni görmeye gel.If you are ever in Japan, come and see me.
Herhangi bir zamanda şehre gelirseniz, beni görmeye gelin.If you ever come to town, come to see me.
Başka bir zaman satranç oynayalım.Let's play chess another time.
Onu başka bir zaman yapalım.Let's make it some other time.
Seni başka bir zaman arayacağım.I'll call you some other time.
Evet, uzun bir zaman oldu.Yeah, it's been a long time.
Zor bir zaman geçirdim.I had a hard time.
Zor bir zaman geçireceksin.You'll have a hard time.
Her şeyin bir zamanı vardır.There is a time for everything.
Her şey için bir zaman vardır.There is a time for everything.
Uzun bir zamanımızı aldı ama sonunda onu bulabildik.It took us a long time, but finally we were able to find it.
Harika bir zaman geçirdim.I had a wonderful time.
Bir zaman makinen olduğunu hayal et.Imagine that you have a time machine.
Ben bu kadar kısa bir zamanda işi bitiremem.I can't finish the job in so short a time.
Aslında bir zaman sorunu.It is essentially a question of time.
Bir zaman meselesi olarak düşünülüyor.It is regarded as a matter of time.
Bu bir zaman kaybıdır.It's a waste of time.
Kitabın geri dönüşü için belirli bir zaman yoktur.There is a definite time to return the book.
O hasta herhangi bir zamanda ölebilir.That patient may die at any time.
Taksi şoförü sayesinde, Londra'da çok harika bir zaman geçirdik.Thanks to the taxi driver, we had a very wonderful time in London.
Size uygun bir zamanda.At your convenience.
Daha fazla beklemek tam bir zaman kaybıdır.It's an absolute waste of time to wait any longer.
Bu, ev hanımı için büyük bir zaman tasarruf aygıtı.This is a great time-saving gadget for the housewife.
Seni en son gördüğümden beri uzun bir zaman oldu.It is a long time since I saw you last.
Dünyanın savaştan özgür olacağı bir zamanı düşünebiliyor musun?Can you imagine a time when the world is free of war?
Bu testin bir zaman sınırı yok.This test doesn't have a time limit.
Noel yeni oyuncaklar pazarlamak için iyi bir zamandır.Christmas is a good time to market new toys.
Ne zaman sizin için iyi bir zamandır?When is a good time for you?
Böyle kısa bir zamanda bir mili koşmak için, iyi bir atlet olmalısın.You must be a good athlete to have run a mile in such a short time.
Biz tema parkında heyecan verici bir zaman geçirdik.We had a thrilling time at the theme park.
Uygun bir zamanda geldiniz.You have come at an opportune time.
Altıdan sonra olmak şartıyla herhangi bir zamanda olur.Any time will do so long as it is after six.
Deneyi bitirebilmek için üç ay çok kısa bir zamandır.Three months is too short a time to finish the experiment.
Yılın heyecan verici bir zamanıdır.It is an exciting time of the year.
On yıl uzun bir zamandır.Ten years is a long time.
Biz ona dönüp baktığımızda on yıl kıs bir zaman.Ten years is a short time when we look back at it.
Bu, onu ziyaret etmek için yanlış bir zaman mı?Isn't this the wrong time to visit him?
Bugün çok iyi bir zaman geçirdim.I had a very good time today.
İşin geri kalanını başka bir zaman yapacağım.I'll do the rest of the work another time.
O kitabı okumayı bitirmem uzun bir zaman alacak.It'll take me a long time to finish reading that book.
Romada hoş bir zaman geçiriyoruz.We are having a nice time in Rome.
Biz harika bir zaman geçirdik.We had a wonderful time.
Arkadaşım Afrika'da kötü bir zaman geçirmiş olabilir.My friend may have had a bad time in Africa.
Ben çok zor bir zaman geçiriyorum.I am having a very hard time.
Size daha iyi bir zaman gösterebilirim.I can show you a better time.
Konferansta berbat bir zaman geçirdim.I had an awful time at the conference.
Ben kayboldum ve otele geri dönüş yolumu bulmada zor bir zaman geçirdim.I got lost and had a hard time finding my way back to the hotel.
Biz deniz kenarında muhteşem bir zaman geçirdik.We had a glorious time at the seaside.
Her şeyi hesaba katarsak, partide iyi bir zaman geçirdik.All in all, we had a good time at the party.
Biz muhteşem bir zaman geçirdik.We had a glorious time.
Beni anlamadan uzun bir zaman önceydi.It was a long time before she understood me.
Uzun, uzun bir zaman aldı.It took a long, long time.
Bu uzun bir zaman aldı, ama sonunda onu ikna etmeyi başardım.It took a long time, but in the end I was able to convince him.
Japon ithalatının Amerikan tüketici pazarlarına nüfuz etmesi uzun bir zaman aldı.It took a long time for Japanese imports to penetrate the American consumer markets.

İlgili Sayfalar