bir zaman ile cümle

bir zaman kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
İklim, İklim, bir yerdeki hava koşullarının geniş bir zaman ve bölge üzerinde ortalaması.Climate - the average and variations of weather in a region over long periods of time.
MÖ 43 yılından sonraki bir zamanda ölmüştür.He died suddenly the following year, aged only 43.
Prototipte herhangi bir zamanda her an bir eksiklik olabilir.A process may fail at any time.
Sonra kertenkelelerin koçu bir zaman makinesi bulacaklarını söyler.He walks and suddenly find a time machine.
Bu şişiklikler belli bir zaman sonra tekrar yok olurlar.They will re-emerge a moment later.
Fawzia’nın yakın bir zamanda Kabil’e dönüşü tehlikeli bir yolculuk idi.Fawzia soon makes the dangerous journey to return to Kabul.
Herhangi bir zamanda üç web arabirimi mevcuttu.As many as three web interfaces were available at any given time.
Sadece yüzde yedisi... ...hiç bir zaman uçan araba almayı düşünmeyeceğini söyledi.Only seven percent said that they wouldn't consider buying a Skycar.
Ve bu benim en iyi bilinen karikatürüm. " Hayır, Perşembe olmaz.Hiç bir zaman nasıl?And this is my most well-known cartoon. "No, Thursday's out.
Ben de bir zaman boyutunda saklandım:So, I hid in a time dimension.
Bu ortalama birisinin herhangi bir zamandan daha fazla güce sahip oldugu tarihten bir an.This is a moment in history when the average person has more power than at any time.
Yazmak için harika bir zaman. Çünkü insanlardan öğrenebileceğiniz çok fazla şey var.It's a fantastic time to write, because there's so much feedback you can get from people.
Konuyu sindirmemiz için iyi bir zaman.And this is a really good time to kind of let it all sink in.
Aslında, bu grafik, başka bir zaman slidelarımız olduğunda size göstereceğim.It's a really, this graph, well I'll show it to you some other time when we have slides.
Onunla hiç bir zaman çıkmadık.I never even went on a date with her.
Benim gibi biri hiç bir zaman..There's no way someone like me...
Eğer gelecek bir zamandaki şekle bakarsak Bu bölge normal görünür.So if you look at this at some future period in time, all of a sudden, this area might look normal.
Isinizi bitirebilmek icin, kendinize bir zaman siniri tanimaniz lazim, degil mi?So to get work done, you've got to set a deadline, right?
Eger bu eglence parki kirik dokuk olsaydi, hic bir zaman oraya gitmek istemezdiniz.It's safe." If that amusement park were rusty and falling apart, you'd never go on the ride.
Bir zaman gelecek, belki sonra, geriye bakacak ve şöyle düşüneceksin:There will come a time, maybe later, then you look back, you think,
Ve diğer tüm otlar gibi belli bir zamanda tohumlar oluşturuyor.And, like all grasses, at a certain point it puts out seeds.
Bir çok dönüş, daha az bir zamanda oluyor.Multiple flips, a little more time.
Benim uzmanlığın uzun bir zaman boyunca hiçbir şey yapmamakMy specialty is doing anything... for a long period of time.
Ve geçmişte bir zaman Afrikalılardan bir altgrupAnd at some point in the past, a sub-group of Africans
Başka bir zaman izah ederim.I'll explain at another time.
Yakın bir zamanda hizmete sunacaklardır.They're supposed to come out with it very shortly in a public method.
Sadece şunu söyleyeyim, bakın, benim işim bir ayrıcalık çünkü biz çok özel bir zamandayız.Let me just say, look, my job is a privilege because we're in a special time.
Bunu farketmiyorsun, çünkü şu anla ölüm arasında uzun bir zaman var.The problem is that you do not realize it, because of the long time between the present and death.
Böylece, o, onun yeniden nasıl rahatsız düşünmek için uzun bir zaman vardı sıfırdan hayatını.Thus, he had a long time to think undisturbed about how he should reorganize his life from scratch.
Bu çalışma uzun bir zaman sürdü.The work lasted a long time.
Ancak, kan kaynağı bulmadan, bu kanserlerin çoğu hiç bir zaman tehlikeli hale gelmiyor.Yet, without a blood supply, most of these cancers will never become dangerous.
On yıl uzun bir zaman oldu, Mary düşündüm.Ten years was a long time, Mary thought.
Herhangi bir zaman perspektifinin fazlası olumludan çok olumsuzluk barındırır.Any time perspective in excess has more negatives than positives.
Bu korkuya zincirlendim ve ruhumu iyileştirmek için Hiç bir zaman bir yol bulamayacağımThat I will never find a way to heal my soul
Eğer normal bir zamanda Lone Star'a kredi açıyor olsalardı, durum bu kadar kötü gözükmezdi.And even this wouldn't be so bad if you just lent it generally to Lone Star.
Bu nedenle epey bir zamandır farklı bir araştırma yolu bulmaya çalışıyordum.So, I've wanted for a long time to figure out a different way to explore.
Daha geniş bir zaman aralığında çekilmişler.The photos are spread out over a longer period of time.
Bu korkunç bir zaman kaybı.That's a terrible waste of time.
Ciddi bir zaman harcadık.We spend a good bit of time.
Şimdi biliyorsun, senin hiç bir zaman hayal edemeyeceğinNow that you know I'm trapped sense of elation
Bu,ümit ve olasılıklar için yaşayan anıtlar... ...dikmeye başlayacağımız bir zamandır.It is time that we start building living monuments to hope and possibility.
Bir milyar yıl uzun bir zaman.A billion years is a very long time.
Gördüğünüz gibi sayılar cok kısa bir zamanda 2.7183 sayısına yaklaşıyor. -And you see that very quickly it converges to this number: 2.7183.
Bu aktifin bir zaman sonra 30 lira değerinde olduğunu düşünelim.So let's say these assets end up being worth $30.
Her neyse, bu gezi -- çok heyecan verici bir zamandı.And anyway, my tour -- it was kind of a very exciting time.
Machu Picchu hiç bir zaman kayıp bir şehir değildi.Machu Picchu was never a lost city.
Çok açık olalım. x hiç bir zaman -4'e eşit olamaz.Let's be very clear. x can never be equal to minus 4.
Bariz olarak daha az, çünkü bir saniye çok daha kısa bir zaman dilimidir.Well obviously less, because a second is a much shorter period of time.
Füzyonu tanımamızın üzerinden bayağı bir zaman geçti.It's really been a long time since we've known about fusion.
Eminim köpeğini hiç bir zaman bulamamıştır, çünkü tabelayı kaldırdım.I'm sure she never found the dog, because I took the sign.
Ve bu, dört milyar yıldan biraz daha fazla bir zaman önce.And this is about a little over four billion years ago.
Ne var ki, bir zaman sonra Federal Devre Temyiz Mahkemesi kuruldu.However, then there was the creation of the Court of Appeals of the Federal Circuit.
Bu oldukça uzun bir zaman alabilir.And this can take quite a while.
Bence orada yasalar var, ve elbette bizler, herhangi bir zamanda, onları çok iyi anlamıyoruzI think there are laws out there, and we of course don't understand them at any given time very well
Ben hiç bir zaman"ben çiçekleri sevmem" diyen birisi ile karşılaşmadım.I've never met anyone who says, "I don't like flowers."
Beni hiç bir zaman asit çukuruna sokamayacaksın, Faptaguise!You'll never dip me in a pit of acid, Faptaguise!
Sanırım buna birkaç milyar yıllık bir zamandan baktığınızda resim anlam kazanmaya başlıyor.So I think this picture makes sense if you look at it a few billion years at a time.
Öykünün icinden heyecanlı anları gösteren bir zaman cetveli goruyorsunuz.You can see a timeline, showing you the exciting moments throughout the story.
Herhangi bir zamanda Wikipedia mutlak yıkımdan yaklaşık 45 dakika uzakta.At all times, Wikipedia is approximately 45 minutes away from utter destruction. Right?
Böyle bir zamanda işe mi gideceksin?You're going to work at a time like this?

İlgili Sayfalar