bir yol ile cümle

bir yol kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Dar bir yol boyunca gittik.We went along a narrow road.
Arkadaş bulmak için harika bir yol.It's a great way to make friends.
Daha fazla para kazanmak için bir yol buldum.I figured out a way to make more money.
Önümde uzun bir yol var.I have a long drive ahead of me.
Tom'un onu yapmasını durduracak bir yol bulmadım.I haven't found a way to stop Tom from doing that.
Bunu yapmak için başka bir yol bilmiyorum.I don't know any other way to do it.
Daha kısa bir yol biliyorum.I know a shorter route.
Öğrenmek için bir yol biliyorum.I know a way to find out.
Bir yol biliyorum.I know a way.
Tom'a yardım etmek için bir yol bulmalıyım.I must find a way to help Tom.
Bir işletmeyi çalıştırmak için ne kadar çılgınca bir yol!What a crazy way to run a business!
Bu tehlikeli bir yolculuktu.It was a dangerous trip.
Sadece bunu yapmak için başka bir yol olması gerektiğini söylüyorum.I'm just saying there must be another way to do this.
Kaleye giden başka bir yol olduğuna eminim.I'm sure there's another way into the castle.
Öğrenmek için bir yol olduğuna eminim.I'm sure there's a way to find out.
Bunu gerçekleştirmek için bir yol bulacağım.I'll find a way to make it happen.
Bunu tamir etmek için bir yol bulacağım.I'll figure out a way to fix this.
Keşke başka bir yol olsa.I wish there were some other way.
Bir yol bulacağınızdan eminim.I'm sure you'll find a way.
Ben bir yolcuydum.I was a passenger.
Çok para kazanmak için bir yol bulmak zorundayım.I must find a way to make a lot of money.
Çok para kazanmak için bir yol bulmalıyım.I have to find a way to earn a lot of money.
O kadar uzun bir yolculuktan sonra bitkinim.I'm exhausted after that long trip.
Bunu yapmak için daha iyi bir yol olmalı.There has to be a better way to do this.
Sen daha iyi bir yol biliyor musun?Do you know a better way?
Sorunu çözmek için bir yol önerebilir misiniz?Could you possibly suggest a way to solve the problem?
Onlar yoğun bir yol yakınında yaşıyor ama şimdiye kadar gürültüye alışmış olmalılar.They live near a busy road, but must be used to the noise by now.
Uzun bir yolculuk oldu.It was a long journey.
Çok iyi bir yolda seyahat ettik.We traveled over a very good road.
Onu durdurmak için bir yol bulmak zorundayız.We have to find a way to stop it.
Daha iyi bir yol olmak zorunda olduğunu biliyordum.I knew there had to be a better way.
Adada sadece bir yol var.There's only one road on the island.
Bu daha hızlı bir yol.That's a faster way.
Biz herkese mutlu bir yolculuk dileriz.We wish everyone a happy trip.
Bu pratik yapmak için harika bir yol.This is a great way to practice.
Açıkçası başka bir yol yoktu.There was obviously no other way.
Para kazanmak için kolay bir yol.It's an easy way to make money.
Tom ne olduğunu açıklamak için iyi bir yol düşünemedi.Tom couldn't think of a good way to explain what had happened.
Tom uzun bir yol geldi.Tom has come a long way.
Bunu yapmak için daha kolay bir yol var.There's an easier way to do it.
Tom'a yardım edebileceğimiz bir yol olmalı.There must be some way we can help Tom.
Şüphesiz, bunu düzeltebileceğimiz bir yol var.Surely, there is some way we can fix this.
Buradan dışarıya sadece bir yol var.There's only one way out of here.
Askeri doktor Tom'u taşımak için güvenli bir yol olmadığını söyledi.The paramedic said there was no safe way to move Tom.
Bu işi pazartesiye kadar bitirtmek için bir yol bulmalıyız.We have to figure out a way to get this job finished by Monday.
Bugün burada olmam gerekmediğini bana söyleseydin beni bir yolculuktan kurtarabilirdin.You could've saved me a trip if you'd just told me I didn't need to be here today.
Uzun bir yolculuk için yüksek hızlı bir trene binin.Take a high-speed train for a long trip.
Belki bir yol bulabiliriz.Maybe we can work something out.
Facebook her zaman promotörleri kızdırmak için bir yol bulur.Facebook always finds a way to annoy promoters.
Sizi bulmak için uzun bir yol geldik.We've come a long way to find you.
Size katılmak için uzun bir yol geldik.We've come a long way to join you.
Uzun bir yol geldik.We've come a long way.
Birlikte uzun bir yol geldik.We've come a long way together.
İçeriye girmek için başka bir yol bulmak zorundayız.We've got to find another way to get in.
Biz başka bir yol düşüneceğiz.We'll think of another way.
Başka bir yol bulacağız.We'll find another way.
Biz bir yol bulacağız.We'll find a way.
Onu yapmak için başka bir yol bulacağız.We'll find some other way to do that.
Onu kullanmak için bir yol bulacağız.We'll find a way to use it.
Bunu yapmak için bir yol bulacağız.We'll find a way to do it.

İlgili Sayfalar