bir yol ile cümle
bir yol kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Tom'a ulaşmak için bir yol bulmak zorundayız.We have to find a way to reach Tom.
Tom'a yardım etmek için bir yol bulmak zorundayız.We have to find a way to help Tom.
İçeride başka bir yol bulmalıyız.We have to find another way in.
Önümüzde uzun bir yolculuğumuz var.We have a long trip ahead of us.
Daha iyi bir yol düşünebilir misin?Can you think of a better way?
Bunu zamanında yaptırmak için bir yol bulabileceğimizden eminim.I'm sure we can figure out a way to get this done on time.
Bunu yaptırmak için bir yol bulabileceğimize eminim.I'm sure we can figure out a way to get this done.
Buradan uzun bir yol.It's a long way from here.
Bu otuz kişilik bir yolcu otobüsü.This is a 30-passenger bus.
Uzun bir yol kat ettin.You've come a long way.
Uzun bir yol geldin, Tom.You've come a long way, Tom.
Daha iyi bir yol buldum.I've found a better way.
Başka bir yol olabilir.There may be another way.
Bir yol olabilir.There may be a way.
Bu uzun bir yolculuk olacak.It's going to be a long trip.
Bunun dışında başka bir yol yok mu?Isn't there another way out of this?
Tom bir yol kenarı standında biraz sebze aldı.Tom bought some vegetables at a roadside stand.
Tom bizi görmek için uzun bir yol katetti.Tom has come a long way to see us.
Tom daha iyi bir yol olmak zorunda olduğunu biliyordu.Tom knew there had to be a better way.
Petrol bağımlılığından yenilenebilir enerji toplumuna uzun bir yol var.There is a long way from oil dependence to a renewable energy society.
Tom'la temas kurabileceğim bir yol var mı?Is there some way that I can get in touch with Tom?
Oraya gitmek için başka bir yol var mı?Is there any other way to go there?
Mary, arkadaşları ile bir yolculuğa çıktı.Mary went on a road trip with her friends.
Sana yardım etmek için bir yol bulmaya çalışıyorum.I'm trying to figure out a way to help you.
O, maceralarla dolu bir yolculuktu.That was a journey full of adventures.
Ben başka bir yol seçtim.I chose another path.
Tom'a yaranmak için bir yol bulmak zorundaydım.I had to find a way to make it up to Tom.
Tom'u durdurmak için bir yol olmalı.There's got to be some way to stop Tom.
Onun uzun bir yolculuk olduğunu biliyorum.I know it's been a long trip.
Ben onların keyifli bir yolculukları olacağını umuyorum.I hope they have a pleasant journey.
Sana yapılabilecek bir yol daha göstermek istiyorum.I want to show you another way that can be done.
Sanırım sorunu çözmek için bir yol buldum.I think I've found a way to solve the problem.
Onu yapmak için daha iyi bir yol olduğuna eminim.I'm sure there's a better way to do that.
Onu yapmak için sana daha iyi bir yol göstereyim.Let me show you a better way to do that.
Onu yapmak için daha iyi bir yol biliyorum.I know a better way to do that.
Bir yol bulacağım.I'll find a way.
Çok uzun bir yolculuktu.It was a very long trip.
Bunu yapmak için daha hızlı bir yol biliyorum.I know a faster way to do this.
Oraya gitmek için daha hızlı bir yol biliyorum.I know a faster way to get there.
Onu yapmak için iyi bir yol keşfettim.I've discovered a good way to do that.
Onu yapmak için bir yol bulacağım.I'll find a way to do it.
Sana yardım etmek için bir yol bulmalıyım.I must find a way to help you.
Ona yardım etmek için bir yol bulmalıyım.I must find a way to help him.
Tom'un cesedi ıssız bir yolda bulundu.Tom's body was found along a deserted road.
Binlerce millik bir yolculuk bir adımla başlar.The journey of a thousand miles begins with one step.
Sana yardımcı olabilmem için bir yol var mı?Is there some way I can assist you?
Daha iyi bir yol olmalı.There's got be a better way.
Bundan daha iyi bir yol biliyor musun?Do you know a better way than this?
Buradan çıkmak için başka bir yol var mı?Is there any other way out of here?
Kızgın bir müşterinin duygularını onaylama durumun yatıştırılmasında etkili bir yoldur.Validating an angry client's feelings is an effective way of defusing the situation.
Yaşamak için sadece bir yol vardır.There's only one way to live.
Sana güzel bir yolculuk diliyorum.I wish you a good trip.
Tom gemide kaçak bir yolcuydu.Tom was a stowaway on a ship.
Bir yolculuk aileniz için bazı güzel anıları oluşturabilir.A trip can create some beautiful memories for your family.
En son ne zaman paralı bir yol kullandın?When was the last time you used a toll road?
Oraya paralı bir yol kullanmadan varmanın herhangi kolay yolu var mı?Is there any easy way to get there without using a toll road?
Onlar kestirme bir yol bulmaya çalışırken haritayı incelediler.They studied the map, trying to find a shortcut.
Henüz bir yol haritam yok.I don't have a road map yet.
Avustralya'ya bir yolculuğa çıkalım.Let's take a trip to Australia.
Bu uzun bir yolculuk.It's a long journey.