bir yol ile cümle
bir yol kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
O, uzun bir yolculuk yapmak için yeterli enerjiye sahip mi?Does she have enough energy to take a long trip?
O, uzun bir yolculuğa dayanabilir mi?Can she endure a long trip?
Tekneyle bir yolculuk arabayla yolculuktan daha uzun sürer.A trip by boat takes longer than by car.
Umarım iyi bir yolculuk geçirirsin.I hope you have a good trip.
Bir yol var.There is one way.
Oraya gitmek için daha kısa bir yol var mı?Is there a shorter road to get there?
Onlar seksen millik bir yolculuğu bitirdiler.They finished a journey of 80 miles.
Gabriel Roiter ölçüsünü tanımlamak için daha sezgisel olabilen ikinci bir yol vardır.There is a second way to define the Gabriel-Roiter measure which may be more intuitive.
Kestirme bir yol biliyorum.I know a shortcut.
Bu durumla ilgili başka bir bir yol bulmamız gerekiyor.You need to find another way out of this situation.
Hayat çoğu kez bir yolculukla karşılaştırılır.Life is often compared with a voyage.
Rosa Parks, beyaz bir yolcuya koltuğunu bırakmayı reddetti.Rosa Parks refused to give up her seat for a white passenger.
El yıkama, bakterileri kontrol etmek için bir yoldur.Hand washing is one way to control bacteria.
James Cameron film yapmak için yeni bir yol ortaya çıkardı.James Cameron created a new way to make movies.
Hafızamı geliştirmek için bir yol bulmak istiyorum.I'd like to find a way to improve my memory.
Dar ve dolambaçlı bir yoldan aşağıya doğru yürüdük.We walked down a narrow and winding path.
New York'a bir yolculuk planlıyoruz.We are planning a trip to New York.
Yeni kelimeler öğrenmek için iyi bir yol biliyor musun?Do you know a good way to learn new words?
Mangal et pişirmek için bir yoldur.Barbecuing is one way to cook meat.
Bin millik bir yolculuk bir tek adımla başlar.A journey of a thousand miles begins with a single step.
Bu yerin kuzeyinde bir yol var.North of this place there is a road.
Açıklık her teknik yazarın bir yol gösterici ilkesi olmalıdır.Clearness should be a guiding principle of every technical writer.
O, başka bir yol bulmak zorundaydı.He had to find another way.
Müttefik askeri liderler Japon planını yenmek için bir yol buldu.Allied military leaders found a way to defeat the Japanese plan.
Onlar daha yavaş yemenin daha az yemek için bir yol olduğunu söylüyor.They say that eating more slowly is one way to eat less.
Gideceğimiz yer hâlâ uzun bir yol.Our destination is still a long way off.
Tom Boston'a bir yolculuk için planlar yaptı.Tom has made plans for a trip to Boston.
Yeni kelimeler ezberlemek için iyi bir yol biliyor musunuz?Do you know a good way to memorize new vocabulary?
Tom kilo vermek için kolay bir yol arıyor.Tom is looking for an easy way to lose weight.
Tom para biriktirmek için bir yol arıyor.Tom is looking for a way to save money.
Başka bir yol var.There is another way.
Onu yaptırmak için çok iyi bir yol biliyorum.I know a very good way to get it done.
Tom onu sevdiğini Mary'ye söylemek için yaratıcı bir yol bulmak istedi.Tom wanted to find a creative way to tell Mary that he loved her.
Ben başka bir yol aramayı tercih ettim.I chose to look the other way.
Hâlâ gidecek uzun bir yol var.There's still a long way to go.
Ona iyi bir yolculuk diledim.I wished him a good journey.
Tom ve Mary bir yol gezisine başladılar.Tom and Mary embarked on a road trip.
ABD asla Hitler'e savaş ilan etmedi. O başka bir yoldu.The USA never declared war on Hitler. It was the other way.
Bu kolay bir yol.This is an easy way.
Harika bir yolculuktu.It was a great trip.
Uzun bir yol geldim.I've come a long way.
O uzun bir yol geldi.She has come a long way.
O uzun bir yol kat etti.He has come a long way.
Kültürel etkinlikler İngiltere'nin muhafazakar fikirlerine tepki için iyi bir yoldu.Cultural activities were a good way to react to the conservative ideas of Britain.
Size yardımcı olmak için bir yol bulduğumuzu düşünüyoruz.We think we've found a way to help you.
Bu makinenin su altında çalışması için bir yol bulmalıyız.We have to figure out a way to get this machine to work under water.
Biz Tom'u doğru şeyi yapmaya teşvik etmek için bir yol bulmak zorundayız.We have to figure out a way to encourage Tom to do the right thing.
Tom'a yardım edebileceğimiz başka bir yol olmalı.There must be another way we can help Tom.
Biz buradan canlı çıkmak için bir yol bulmak zorundayız.We have to figure out a way to get out of here alive.
Biz biraz para kazanmak için bir yol bulmalıyız.We have to figure out a way to make some money.
Sana geri ödemek için bir yol bulacağım.I will find a way to repay you.
Keyifli bir yolculuk yaptın mı?Did you have a pleasant trip?
Tom'a ulaşmak için bir yol bulmaya çalışıyorum ama bulamıyorum.I've been trying to find a way to reach Tom, but I can't.
Bunun dışında bir yol göremiyorum.I can't see a way out of this.
Keşke sadece sana geri ödeyebileceğim bir yol olsa.I only wish there was some way I could repay you.
Bu bir kargo gemisi, bir yolcu gemisi değil.This is a cargo ship, not a passenger ship.
Bu evlerimiz arasında uzun bir yol.It's a long way between our houses.
Mutlu olmamız için bir yol bulmak istiyorum.I want to find a way for us to be happy.
Bir yol daha var.There's another way.
Daha iyi bir yol var.There is a better way.