bir tane ile cümle
bir tane kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
12 hizmetkardan bir tanesi.Jeden z 12 Apostołów.
Başına bir tane kadın asker bırakmışlardı.Piechota wybita została co do jednego żołnierza.
Mahalleye yerleşmeye gelen göçmenler uzaktan işaret ederek, "bir tane kom var" manasında "Kom bir" demişler.Stąd obojętnie skąd przyjeżdżano do wsi, to znajdowała ona się "na dole".
Ellerin bir tanesi 6 metre uzunluğundadır ve iki elin arasındaki açıklık 24 metredir.Każda z dłoni ma po 6 m długości, a odległość między końcami palców rąk wynosi 24 metry.
Bunlardan iki tanesi bukkalde (yanağa bakan) iki tanesi lingualde (dile bakan) ve bir tanesi de distaldedir.Na ich języku widać niewyraźnie dwie długie, szare plamy (u niektórych osobników nawet ich nie ma).
Çalışmalar kapsamında yirmi beş şarkı ortaya çıktı ve bunlardan on bir tanesi albüme dahil edildi.W sumie, podczas wszystkich sesji, powstało dwadzieścia pięć utworów, z których dziesięć wydano na albumie.
Bunlardan dört tanesi çift, bir tanesi de tektir.Pręciki cztery, w dwóch parach po dwa (jedna para dłuższa).
İngilizce konuşan ülkelerde en sık kullanılan soyadlarından bir tanesidir.W krajach anglojęzycznych jest to najczęściej używane zawołanie.
Savanes, Afrika ülkesi Togo'nun beş bölgesinden bir tanesidir.Savanes – jeden z pięciu regionów Togo.
Göl içerisinde bir tane ada vardır.Na jeziorze znajduje się wyspa.
Stokholm il meclisi (Stockholms läns landsting) yirmi bir İsveç il meclislerinden bir tanesidir.Stockholms kommun lub Stockholms stad) – jedna z 290 gmin Szwecji.
Yamato'nun da B-Daman'ı olmayınca içinden "Keşke bir tane olsaydı!Gdy widz poznaje Yamato, nie miał on jeszcze B-Damana.
Bir tanesi İngiltere'de, bir diğeri de İtalya'dadır.Jeden znajduje się w Wielkiej Brytanii, a jeden w Australii.
Bu antlaşmalardan bir tanesi Sykes-Picot Anlaşmasıydı.W rzeczywistości zamierzano zrealizować postanowienia tajnego układu Sykes-Picot.
Ayrıca mahallede bir tane de kütüphane mevcuttur.Ponadto w każdej dzielnicy znajduje się biblioteka publiczna.
Bir anda Orton göründü ve English'a RKO yaptıktan hemen sonra bir tane de Rusev'e yaptı.Do ringu wkroczył Orton, który Englishowi i Rusevowi wykonał po RKO.
Bayıldıktan sonra askerlerden bir tanesi, kafasından aşağı buzlu su boşaltıyordu.Po podcięciu gardła jeden z terrorystów odciął mu głowę.
İspanya 1961 yarışmasında yarışan 16 ülkeden bir tanesidir.Udział wzięło wszystkie 16 krajów, które wzięło udział w konkursie w 1961 roku.
Dinarın alt birimi fils (فلس), ve bir tane dinar, 1.000 tane filse bölünür.Dinar iracki – waluta (jednostka monetarna) Iraku dzieląca się na 1000 filsów.
İçinde bir tane örümcek kılı vardır.Nagle nachodzi ją pająk.
Ancak bunlardan bir tanesi "referans test" olarak kabul edilir.Być może miał to być zestaw "pytań egzaminacyjnych".
Böylece, efsaneye göre, artık sadece bir tane güneş vardır.Zgodnie z legendą wystarczyła mu na to tylko jedna noc.
Medina Bay camii, Senegal'in en büyük ve en bilinen camiilerinden bir tanesidir.Tutejszy meczet w Medina Baay zalicza się do największych i najbardziej znanych w Senegalu.
Bunlardan bir tanesi Floransa’daki Biblioteca Medicea-Laurenziana’da bulunmaktadır.Jest on przechowywany w Bibliotece Laurenziana we Florencji.
Maritime, Afrika ülkesi Togo'nun beş bölgesinden bir tanesidir.Maritime – jeden z pięciu regionów Togo.
St Hilda's Kolej, Oxford Üniversitesi'nin kolejlerinden bir tanesidir.St Hilda's College (Kolegium św. Hildy) - jedno z kolegiów wchodzących w skład University of Oxford.
Waffen-SS tümenleri'nden bir tanesidir.Był członkiem Waffen-SS.
Köyde bir tane değirmen vardı.We wsi był jeden meczet.
Plateaux, Afrika ülkesi Togo'nun beş bölgesinden bir tanesidir.Plateaux – jeden z pięciu regionów Togo.
Bunlardan en azından bir tanesi daha sonra çalınmış, satılmış ve geri alınmıştır.Åtminstone ett av dessa exemplar blev stulet, sålt och återfunnet.
Homer, Ned Flanders'ın yeni karavanasını kıskanır ve bir tane almak için yola koyulur.Homer blir avundsjuk på Ned Flanders då han skaffat en ny husbil.
Ah kapınızda bir tanem, kul ben olayım.Mitt eget hemland är mig kärt, mitt hjärta hennes är.
Ayrıca bir tane bakkal bulunmaktadır (2012).Jag tappar bort en hund (2012) Hjälp!
Yeni bir tane tür geliyor bu seviyede, "Hellhounds".På den här banan finns det en ny fiende som kallas "Hellhounds".
Bugün, Fransa Enstitüsü'nü oluşturan beş akademiden bir tanesidir.Denna akademi utgör en av de fem akademierna i Institut de France.
Kendisi de bir tane almayı çok ister fakat parası yoktur.Också han är en människa fast han inte har några pengar.
Kazadan sağ olarak kurtulan altı kişiden bir tanesi oldu.Endast sex av dem överlevde oskadda.
Bir tane daha olmalı.”Det finns andra."
Kuzey Bölgesi, Afrika ülkesi Malavi'nin toplamda var olan üç bölgesinden bir tanesidir.Den norra regionen är en av tre regioner i Malawi.
En önemli nesnelerden bir tanesi Narmer Paleti'dir.Bland de mest kända är den så kallade Narmerpaletten.
Gemilerin yalnızca bir tane dümeni bulunuyordu.Fartyget hade endast ett däck.
"You Are the Only One" (Türkçe: Sen bir tanesin), Sergey Lazarev tarafından seslendirilen şarkı.You Are the Only One är en låt framförd av den ryska sångaren Sergej Lazarev.
Koromon'un yalnızca bir tane özel saldırısı vardır.Eusphyra innehåller enbart en enda art.
Bunlar "Sen Bir Tanesin" ve "Sadece bir kız".Vi är med andra ord ”mer än bara kvinnor och män”.
Ülkede yalnızca bir tane helikopter pisti bulunur.Det finns en helikopterplattform i landet.
Bunlardan bir tanesi seçildi.Här är ett urval av dessa.
Her gün bir tanesi her zaman bulunuyor.Det kommer olika människor varje gång.
Bayıldıktan sonra askerlerden bir tanesi, kafasından aşağı buzlu su boşaltıyordu.Hon svarade genom att hälla ut ett glas isvatten i hans ansikte.
Şu anki yaşları 500'ün üzerinde olduğu düşünülen ağaçlardan bir tanesi kesilmiştir.Det mindre sannolikt att något av träden skulle vara så gamla som över 500 år idag.
Dişi çoğunlukla her yıl yaz aylarında bir tane yavru doğurur.Snoken föder vanligtvis en kull per sommar.
Lejyonda bir tane bulunur.Det fanns enbart en per legion.
Bunlarda bir tanesi Avrupa'ya gönderilmiştir.Ingen av dessa kom till Europa.
Göl içerisinde bir tane ada vardır.I sjön finns några öar.
Başlangıçta sadece bir tane praetorluk vardı.Från början fanns här endast en ensamgård.
Birûni’nin bir tane de romanı vardır.Kivinen har också publicerat en roman.
Ayrıca mahallede bir tane de kütüphane mevcuttur.Inom orten finns även ett områdesbibliotek.
Bunlardan bir tanesi Floransa’daki Biblioteca Medicea-Laurenziana’da bulunmaktadır.Він знаходиться у Флоренції у Bibliotheca Medicea Laurentiana.
Zaman Bankacılığına getirlien en sert eleştirilerden bir tanesi de örgütsel sürdürülebilirlik yönündedir.Один із найсильніших критичних заперечень до банку часу є питання його організаційної стійкості.
Köyde bir tane Sağlık ocağı vardır fakat şimdilerde ise kapatıldı.Колись в селі діяло ще декілька мечетей, але тепер вони закриті.
Saldırıya katılan 22 Japon gemisinden savaş sonunda sadece bir tanesi kurtulabildi.Із 22 японських кораблів, які брали участь у нападі на Перл-Гарбор, до кінця війни залишився тільки один.