Bu bir nevi saçıdır.Fnokken er hårformet.
Bir nevi onları öğretmenleridir.En kvindelig lærer kan benævnes lærerinde.
Bu rutin artık bir nevi merasime dönüşmüştür.Grunden er således blevet en slags mindestue på Nørrebro.
Bir nevi başbakanlık görevindedir.Ledet av Vorsvarsminister.
Özel histoloji aslında bir nevi mikroskopik anatomidir.Histologi dapat juga disebut sebagai ilmu anatomi mikroskopis.
Bir nevi Avrupa'nın AIM-9 Sidewinder'a cevabıdır.Nó được phát triển dựa trên loại AIM-9 Sidewinder của Mỹ.
Yapılış maksadı avlanmak olan ağ, bir nevi tuzaktır.Đuổi theo sau anh chính là một bầy xác sống khổng lồ.
Bir nevi onları öğretmenleridir.Người ngồi xuống giảng dạy họ.
Ama bunun bir nevi ayran veya tereyağı üretimi olduğu kesin bilinmemektedir.Nhưng thực ta không còn biết đây là lời người hay lời chim.
Kesmik bir nevi lordur.頼りがいのある紳士。
Bir nevi şeyh yardımcısı durumundadırlar.主人公の助手。
Buna bir nevi kilitleme sistemide denebilir.これは閉鎖系に当たる。
Bir nevi tren sonu cihazına ihtiyaç vardır.POS端末の設備を持つ。
Puanlar bir nevi yükselmiş olup bunun yanında kontenjanlar azaltılmıştır.このため、まれにではあるが高度を若干下げることも行っている。
Yapılış maksadı avlanmak olan ağ, bir nevi tuzaktır.牛追いを襲う牛泥棒は深刻な犯罪であった。
Kesmik bir nevi lordur.厭惡陳腐的元老院。
Karakter bir nevi psikopat.是一名黑人心理医生。
Zîrâ bu safhada o çocuk bir nevi ilk imtihandan geçmektedir.这个内向的孩子就这样渡过了事业上第一次重大抉择。
Aslında bir nevi bizim gibi.사견(邪見)도 이와 같다.
Bir nevi küçük kiliselerdir.소규모의 교회도 주목할 만 하다.
Tavanlar bir nevi tekne tonozludur.배 쪽은 희끄무레한 회색이다.
Bir nevi tren sonu cihazına ihtiyaç vardır.통일호 열차가 마지막 운행을 하다.
Bir nevi ağlenceye dünüştürülmüştür.무창으로 소환되어 요장독이 되었다.
Bir nevi Frankenstein canavarının Deadpool versiyonudur.בדומה לסיפורים על המפלצת של פרנקנשטיין.
Bir nevi öğrenme yılları idi bu yıllar.מידענות מסוג זה קיימת כבר שנים רבות.
Böylece cümlede bir nevi ters çevirme (inversiyon) gerçekleşmiş olur.Накратко казано инверсията е обърнат словоред.
Aslında bir nevi bizim gibi.Je to vlastne to isté, čo cnosť.
Bir nevi küçük kiliselerdir.Kostol v Malých Zlievcach .
Şabat günü bir nevi bütün haftanın panaromasıdır.Nedeľa - Maslenica je vyvrcholením celého syrového týždňa.
Bir nevi haylazlıktı tabii… " sözleriyle açıklamıştır.Preberi, kakšno čudovito ime mu je dala ...".
Bir nevi Avrupa'nın AIM-9 Sidewinder'a cevabıdır.ASRAAM je bil zasnovana kot naslednica AIM-9 Sidewinder.
Bir nevi Amerikan yapımı F-15E'nin Rusya'daki karşılığıdır.Pradėtas gaminti Sovietų Sąjungoje kaip atsakas į JAV gaminamą F-15 Eagle.
Ayrıca bu albüm bir nevi siyasi özellik te taşımaktadır.Taip pat šis albumas išlaiko lengvo jausmingumo pojūtį.
Yani bir nevi çelişkidir.Ja see on intuitsiooniga vastuolus.
Ama bir nevi bu hisse alıştım.Aber in gewissem Sinne habe ich mich an das Gefühl gewöhnt.
Ama bir nevi bu hisse alıştım.Ale w pewnym sensie przyzwyczaiłem się do tego uczucia.
Ama bir nevi bu hisse alıştım.Dar, într-un fel, m-am obișnuit cu senzația.
Ama bir nevi bu hisse alıştım.De egy bizonyos szempontból hozzászoktam az érzéshez.
Ama bir nevi bu hisse alıştım.하지만 이제는 그 기분에 익숙해졌다고 해야할까요.
Ama bir nevi bu hisse alıştım.Maar in zekere zin ben ik gewend geraakt aan het gevoel ervan.
Ama bir nevi bu hisse alıştım.Mais quelque part, je me suis habitué à cette sensation.
Ama bir nevi bu hisse alıştım.Mas, de certa forma, habituei-me a essa sensação.
Ama bir nevi bu hisse alıştım.Nhưng, theo cách nào đó, tôi đã quen với cảm xúc ấy.
Ama bir nevi bu hisse alıştım.Pero, de cierto modo, me he acostumbrado a la sensación.
Ama bir nevi bu hisse alıştım.Svým způsobem jsem si na to ale zvykl.
Ama bir nevi bu hisse alıştım.Але я вже звик до цього відчуття.
Ama bir nevi bu hisse alıştım.Но отчасти я привык к этому ощущению.
Ama bir nevi bu hisse alıştım.Но свикнах с това усещане.
Ama bir nevi bu hisse alıştım.אבל, בדרך מסויימת, התרגלתי לתחושה הזו.
Ama bir nevi bu hisse alıştım.لكنني بطريقة ما، تعودت على هذا الشعور.
Ama bir nevi bu hisse alıştım.崖の上に立って
Ama kurallar bir nevi suşiye benzer; tüm türde vardır.Aber die Gesetze sind ein bisschen wie sushi: sie sind alle verschieden.
Ama kurallar bir nevi suşiye benzer; tüm türde vardır.Ale ty zákony jsou tak trochu jako sushi: spousta druhů.
Ama kurallar bir nevi suşiye benzer; tüm türde vardır.Dar regulile sunt cam ca sushi: sunt de tot felul.
Ama kurallar bir nevi suşiye benzer; tüm türde vardır.De a törvények olyanok, mint a sushi: mindenfélék.
Ama kurallar bir nevi suşiye benzer; tüm türde vardır.법칙들은 어떤 방식으로 보면 스시 같습니다. 모든 종류의 것들이 다 있죠.
Ama kurallar bir nevi suşiye benzer; tüm türde vardır.Le leggi somigliano al sushi, ce ne sono di tutti i tipi.
Ama kurallar bir nevi suşiye benzer; tüm türde vardır.Les lois ressemblent à des sushi : il y en a de toutes sortes.
Ama kurallar bir nevi suşiye benzer; tüm türde vardır.Maar de wetten zijn een beetje als sushi: er zijn vele soorten.
Ama kurallar bir nevi suşiye benzer; tüm türde vardır.Men lovene er lidt ligesom sushi på en måde: der er alle mulige.