Feynman, bir nevi amatör helyum fizikçisi gibi, bunu çözmeye karar verdi.Feynman decise, in qualità di una specie di fisico amatoriale dell'elio, che avrebbe provato a capire perché.
Feynman, bir nevi amatör helyum fizikçisi gibi, bunu çözmeye karar verdi.Feynman elhatározta, amatőr hélium fizikusként, hogy tesz egy próbát, hogy ezt megfejtse.
Feynman, bir nevi amatör helyum fizikçisi gibi, bunu çözmeye karar verdi.Feynman entschied, als eine Art Amateur-Heliumphysiker, dass er versuchen würde, das zu lösen.
Feynman, bir nevi amatör helyum fizikçisi gibi, bunu çözmeye karar verdi.Feynman memutuskan, sebagai seorang fisikawan helium amatir bahwa dia akan mencoba menyelesaikannya.
Feynman, bir nevi amatör helyum fizikçisi gibi, bunu çözmeye karar verdi.Feynman wilde het als amateur heliumnatuurkundige proberen te achterhalen.
Feynman, bir nevi amatör helyum fizikçisi gibi, bunu çözmeye karar verdi.Feynman zdecydował, że zajmie się tą kwestią jako amator.
Feynman, bir nevi amatör helyum fizikçisi gibi, bunu çözmeye karar verdi.파인만은 헬륨 물리학자로서는 아마추어 수준이었지만 그 문제를 풀어보기로 했습니다.
Feynman, bir nevi amatör helyum fizikçisi gibi, bunu çözmeye karar verdi.Ο Φάυνμαν αποφάσισε, ως ένας ερασιτέχνης φυσικός του ηλίου, ότι θα προσπαθούσε να βρει την άκρη.
Feynman, bir nevi amatör helyum fizikçisi gibi, bunu çözmeye karar verdi.Файнман реши, като аматьор физик на хелий, да се опита да разреши задачата.
Feynman, bir nevi amatör helyum fizikçisi gibi, bunu çözmeye karar verdi.Фейнман решил, как начинающий физик-ядерщик, что он попытается это решить.
Feynman, bir nevi amatör helyum fizikçisi gibi, bunu çözmeye karar verdi.Фейнман, як фізик-аматор, вирішив що спробує з'ясувати властивості гелію
Feynman, bir nevi amatör helyum fizikçisi gibi, bunu çözmeye karar verdi.פיינמן החליט, כפיזיקאי חובבני לנושא ההליום, שהוא ינסה לפתור את הבעיה הזו.
Feynman, bir nevi amatör helyum fizikçisi gibi, bunu çözmeye karar verdi.فينمان قرر على اعتبار انه عالم بفيزياء الهليوم انه سيحاول استنباط الامر
Feynman, bir nevi amatör helyum fizikçisi gibi, bunu çözmeye karar verdi.その解決に取り組もうと決意しました 彼には明確な考えがありました
Glacier Milli Parkı'nda; uzun ve dar, içinde bir nevi baş aşağı duran dağlar olan Bowman gölündeydim.저는 글레이셔 국립공원 내의 보먼호수에 있었는데, 길고 가느다란 그 호수는 높고 깊은 산 속에 있습니다.
Glacier Milli Parkı'nda; uzun ve dar, içinde bir nevi baş aşağı duran dağlar olan Bowman gölündeydim.הייתי על אגם בומן בפארק הלאומי גלישייר, שהוא אגם ארוך וצר עם מעין הרים הפוכים בתוכו,
Glacier Milli Parkı'nda; uzun ve dar, içinde bir nevi baş aşağı duran dağlar olan Bowman gölündeydim.كنت في بحيرة بومان في حديقة جلاسير الوطنية، وهي بحيرة طويلة ونحيلة وفيها نوع ما من الجبال المقلوبة،
Glacier Milli Parkı'nda; uzun ve dar, içinde bir nevi baş aşağı duran dağlar olan Bowman gölündeydim.山を逆さまに反射させる細長い湖です 私とパートナーが競漕艇を漕いでいたら
Güney Asya'nın geri kalanının Komünizme düştüğünü görmedik Bu bir nevi Domino teorisinin çürütücüsü oldu.Таким чином, теорія доміно була спростована.
"Harley takımı onların bir nevi geniş ailesi gibi." diyor."Die Harley Bande ist quasi eine Erweiterung der Familie", sagt sie.
"Harley takımı onların bir nevi geniş ailesi gibi." diyor."Gașca Harley e ca o continuare a familiei mele," spune ea.
"Harley takımı onların bir nevi geniş ailesi gibi." diyor."La banda de las Harley es como si fueran sus parientes," dice ella.
"Harley takımı onların bir nevi geniş ailesi gibi." diyor."Le gang des Harley est un peu comme une famille d'adoption".
"Harley takımı onların bir nevi geniş ailesi gibi." diyor."Η ομάδα Harley είναι σαν μια ευρύτερη οικογένεια γι' αυτές", αναφέρει.
Hayatının bu evresinde kendin bizzat bir şeyle yüzleşiyorsun bir nevi uyumsuzluğa karşı--알다시피 지금 당신의 삶에서 개인적으로도
Hayatının bu evresinde kendin bizzat bir şeyle yüzleşiyorsun bir nevi uyumsuzluğa karşı--Это словно на данном этапе Вашей жизни, Вы близко к сердцу принимаете состояние конфронтации диссонанс --
Hayatının bu evresinde kendin bizzat bir şeyle yüzleşiyorsun bir nevi uyumsuzluğa karşı--אתה יודע, זה נראה שבשלב הזה בחייך, אתה בצורה אישית
Hayatının bu evresinde kendin bizzat bir şeyle yüzleşiyorsun bir nevi uyumsuzluğa karşı--تعلمون ، على ما يبدو في هذه المرحلة من حياتك ، أنت أيضا شخصيا جدا
Hayatının bu evresinde kendin bizzat bir şeyle yüzleşiyorsun bir nevi uyumsuzluğa karşı--この段階にきて あなた自身も なかなかやっかいな事柄と
Hayattaki her şey de böyledir bir nevi..Всичко в живота изглежда еднакво.
Hayattaki her şey de böyledir bir nevi..Alles im Leben scheint gleich zu sein.
Hayattaki her şey de böyledir bir nevi..Alles in het leven lijkt op dezelfde manier te zijn.
Hayattaki her şey de böyledir bir nevi..Allt i livet ser likadant ut.
Hayattaki her şey de böyledir bir nevi..Alting i livet, synes at være på samme måde
Hayattaki her şey de böyledir bir nevi..사는게 다 그런것같다.
Hayattaki her şey de böyledir bir nevi..Mọi thứ trong cuộc sống dường như cũng như vậy.
Hayattaki her şey de böyledir bir nevi..Semua dalam hidup rasanya seperti itu.
Hayattaki her şey de böyledir bir nevi..Si in viata este la fel.
Hayattaki her şey de böyledir bir nevi..Tout dans la vie donne cette impression.
Hayattaki her şey de böyledir bir nevi..Tutto nella vita sembra essere lo stesso.
Hayattaki her şey de böyledir bir nevi.."Všetko sa v živote zdá rovnaké."
Hayattaki her şey de böyledir bir nevi..Wszystko w życiu wydaje się iśc w tym samym kierunku.
Hayattaki her şey de böyledir bir nevi..Όλα τα πράγματα στην ζωή φαίνεται να είναι το ίδιο.
Hayattaki her şey de böyledir bir nevi..Все в жизни кажется таким же.
Hayattaki her şey de böyledir bir nevi...כל דבר בחיים בעצם נראה אותו דבר
Hayattaki her şey de böyledir bir nevi..كل شيء في الحياة يبدو كذلك
Hayattaki her şey de böyledir bir nevi..う~ん 可愛いわ
Hepimizin karşılaştığı akıl hocaları bir nevi insanlaştırıyor bizi sanırım.Azt hiszem, hogy a mentoraink -- akikkel mindannyian találkozunk -- tesznek emberré.
Hepimizin karşılaştığı akıl hocaları bir nevi insanlaştırıyor bizi sanırım.Cred că mentorii pe care-i cunoaștem ne umanizează cumva.
Hepimizin karşılaştığı akıl hocaları bir nevi insanlaştırıyor bizi sanırım.Credo che i mentori che incontriamo in qualche modo ci rendono umani.
Hepimizin karşılaştığı akıl hocaları bir nevi insanlaştırıyor bizi sanırım.Ich denke, die Mentoren, die wir treffen, machen uns menschlich.
Hepimizin karşılaştığı akıl hocaları bir nevi insanlaştırıyor bizi sanırım.Ik denk dat onze mentors ons menselijk maken.
Hepimizin karşılaştığı akıl hocaları bir nevi insanlaştırıyor bizi sanırım.Jeg mener at alle de mentorer vi møder på en måde menneskeliggør os.
Hepimizin karşılaştığı akıl hocaları bir nevi insanlaştırıyor bizi sanırım.Je pense que les mentors, nous en avons tous, nous humanisent en quelque sorte.
Hepimizin karşılaştığı akıl hocaları bir nevi insanlaştırıyor bizi sanırım.제 생각엔 우리가 만난 멘토들은 우리를 인간적으로 만듭니다.
Hepimizin karşılaştığı akıl hocaları bir nevi insanlaştırıyor bizi sanırım.Myślę, że mentorzy, których spotykamy w pewien sposób nas uczłowieczają.
Hepimizin karşılaştığı akıl hocaları bir nevi insanlaştırıyor bizi sanırım.Myslím, že mentoři, které potkáme, nás tak trochu zlidšťují.
Hepimizin karşılaştığı akıl hocaları bir nevi insanlaştırıyor bizi sanırım.Pienso que los mentores que conocemos nos humanizan.
Hepimizin karşılaştığı akıl hocaları bir nevi insanlaştırıyor bizi sanırım.Мисля, че менторите, които всички срещаме, някак ни очовечават.
Hepimizin karşılaştığı akıl hocaları bir nevi insanlaştırıyor bizi sanırım.Я думаю, что все наставники, которых мы встречаем, делают нас как бы более гуманными.