bir karar ile cümle

bir karar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bir karar veriyorsunuz, ve buna göre bir eylemde bulunuyorsunuz.You make a decision on which you're going to base an action.
Bu konuda bir karar veremem.I can't make a decision in that area
Değer bazlı bir karar olmalıdır.It should be a value-based decision.
Eğer çocuk istiyorsak bir karar vermeliyizWe have to decide if we want a child
Bu önemli bir karar, çünkü projeniz için gerekli sermayeyi nasıl oluşturacağınızı etkileyecek.This is important to decide, as it will influence how you raise capital for the project.
Bir karar vermemiz gerekiyordu.We had to make decisions.
Hiç kaçarı yok böyle bir karar temyizde bozulacaktır.There is no chance in hell this verdict will hold in an appeal.
-Doğru bir karar mıydı peki? -Bunu isterseniz başkalarına bırakalım.-Was it a correct decision?
-Stockholm Bölge Mahkemesi'nden bir karar geldi.-where Judge Norström is chairman.
Bir karar ver ve bana biraz kan ver.Make a decision and give me some blood.
Sanki, bir karar vermiţsiniz gibi.Like, you know, something’s been decided.
O on dakika içinde hızlıca bir karara vardık.We quickly came to a decision in those 10 minutes.
Bay Başkan, bir karar vermenin zamanı geldi.Mr. President, it's time to make a decision.
Bir karar yığını vardı ve kısık bir ses şöyle diyordu:There was a gathering of resolve and a quiet voice saying,
Çünkü doğru zamanda, doğru yerde bir karar aldığınızda,Because, when you make a decision at the right time and the right place,
Doğru ve ahlaki bir karar almalıyız.We have to make the right moral decision.
Bir çok tartışmadan sonra adamlar sonunda bir karar verdiler.After much deliberation, the men finally made a decision.
Bekleyip görelim ne tür bir karar vereceğiniLet's just wait, and see what kind of decision he makes.
En azından iyi bir karar alana kadarAt least, he makes his own decision. He should be fine.
Şey... senin de okuyacağın bölüm belli değil, hala bir karar vermedin mi?Well. You're undecided on your major, so have you picked one yet?
Hiç de doğru olmayan bir karar vermişim gibi geliyor.I feel like I've made an unwise decision.
Onlar aslında çok şey yaptı merkezi bir karargah ile IIIinıois dışında ,doğru mu?They did so through a centralized headquarters out of illinois.
Yani, iş hayatında yer almanın her kes için doğru bir karar olduğunu söylemiyorum.So I'm not saying that staying in the workforce is the right thing for everyone.
Ve bu, tartışmaya açık bir karardı.And this was kind of a controversial decision.
İlk olarak, vasıtaya ihtiyaç duyar -- öncelikle bir karar vermemiz gerekir.It requires, first of all, agency -- we had to make a decision in the first place.
Bu, pişmanlık duyduğumuz bir kararımızdan doğan tam bir yabancılaşma duygusu.This real sense of alienation from the part of us that made a decision we regret.
Ve bir karar vermeliyiz, bu tarz küresel hedeflerden ne kadar çok hoşlanıyoruz?But we've also got to decide, do we like such global goals?
Ve seviyorsak eğer, bir karar vermeliyiz bu hedefler üzerinde ileride neler yapmak isteyeceğimizi.And if we like them, we've got to decide what we want to do on these goals going forward.
Bu yüzden senin bir karar vermen lazım.We keep the arm, or you keep Chuck."
"Bu çok zor bir karar."I think it is a very hard choice.
Keşiş, dudaklarını nazik bir karar vanish'dFRlAR A gentler judgment vanish'd from his lips,--
Cargill bir karar alırsa, tüm palmiye endüstrisi ya da en azından yüzde 40-50'si değişir.If Cargill makes a decision, the entire palm oil industry moves, or at least 40 or 50 percent of it.
Büyük bir karar verdin.You made a huge decision.
Çok büyük bir karardı.It was such a major decision.
Hala nasıl bir karar verdiğimi bilmiyorsun.You don't know which side I'm on yet.
Bir karar verdim.I had to make a decision.
Ve böylece daha az bilinçli bir karar vereceksiniz.And you'll make a less informed decision.
Demek ki düşündün taşındın ve bir karara vardın öyle mi?So, you've made a decision after thinking it over?
Yani, politik olarak mantıklı bir karar alıyordu.So she was making a politically rational decision.
Bunlara bakarsam nasıl bir karar veriyor olmalıyım?Given this, what would I rationally do?
Nasıl mantıklı bir karar verebilirim?What would I rationally do?
Sonunda, hayatımı değiştirecek bir karar aldım.So, in the end, I took a decision that, in retrospect, did change my life.
Çok yakında neye inandığına dair bir karar vermen gerekecek.You know, pretty soon I think you're going to have to decide what you believe.
Yeni birilerini getirmek doğru bir karar mı?Are you sure it's a good idea to keep bringing new people?
Harika bir karar vermişsin.You've made a commendable decision.
Verilmiş bir karar.A made a decision.
Bu vermeniz gereken bir karar.That's a decision that you have to make, a personal thing.
Lütfen bir karar ver.Please make a decision
Lütfen bırakın bir karar vereyim Bay Chai.Please leave, Mr. Chai. I'll make a decision
Zor bir karar.Tough decision
Böyle bir karar vermediklerini söyledi.And she said they hadn't.
Olağanüstü bir karar verdin.<br />Kang Hwi, sen...You made a huge decision. Kang Hwi, are you...
Sonra onu bir nutfe (sperm) olarak sağlam bir karar yerine koyduk.Then We placed him as a sperm in a firmly established lodging;
Orası ne kötü bir karargah ve ne kötü bir makamdır!It is indeed an evil halt and an evil abode;"
Onu sağlam bir karar yerine koyduk.Then We lodged you in a secure place (the womb)
Ne kötü bir karar (yeridir) o!..And what an evil repository!
Bu, Rabbinin kesin olarak üzerine aldığı bir karardır.Your Lord has made this incumbent on Himself.
Sonra onu bir su damlası olarak, savunması sağlam bir karar yerine yerleştirdik.Then We placed him as a sperm in a firmly established lodging;
"Şüphesiz o, ne kötü bir karargah ve ne kötü bir konaklama yeridir."It is indeed an evil halt and an evil abode;"
Sonra onu savunması sağlam bir karar yerine yerleştirdik.Then We lodged you in a secure place (the womb)

İlgili Sayfalar